23 Mart 2018 Cuma

SESSİZLİĞİN ANLATTIKLARI



‘’Suyun Sesi’’ adlı filmden yansıyanlar;)

Sessizliğin gücü, cesareti, soğuk kanlılığı, sabrı, zamansızlığı, ANnın sonsuzluğu, derinliği ve nice niteliklerini gösterdi ve dedi ki;

    Sessizlik derinliktir, gizemdir, çekicidir. Alan yaratır varoluşa, var olanlara…
    Sessizlik güzelliktir.
    Sessizlik derin bağlılıktır varoluşuna, varlığına, gerçeğine, ilahi kaynağına, doğana.
    Sessizlik huzurdur, huzur da olmaktır.
    Sessizlik ANnın zamansızlığında kendinin ve her şeyin Hakkını vermektir.
    Sessizlik telaşsızlıktır, sakin ve rahat olmaktır. Yetişecek bir şey yoktur, tıpkı kaçırılan bir şey olmadığı gibi.
    Sessizlik yaratımdır, yaratıma alan olup fırsat açmaktır.
    Sessizlik iç görüne olan sonsuz güvendir, eminliktir.
    Sessizlik su gibi duru, su gibi akışkan olmaktır.
    Sessizlik görmektir, duymaktır, koklamaktır, tatmaktır, dokunmaktır.
    Sessizlik tam zamanında Olmaktır, tam zamanında yapmaktır.
    Sessizlik OLmaktır!
                    İnsan Olmaktır!

21.03.2018
Kızlarağası Hanı








NOKTADA Kİ SONSUZLUK, SONSUZLUKTA Kİ NOKTA




     Zaman bir döngü ise, tıpkı dünya gibi kendi ekseninde dönen bir yuvarlak, bir çember ise bunun ne başı vardır nede sonu. Sonsuz bir döngü. Bu döngünün içinde dönüyorken aslında gelecek belki de geçmiştir. Geçmiş olan da gelecektir bu koşulda. Geçmiş olan gelecek, gelecek olan geçmiş BİRlikteliğindeyse eğer ikilik yoktur. Tek var olan AN noktasının sonsuzluğudur. Tek sabit olan budur.
     Tıpkı saatin akrep ve yelkovanını bir arada tutan nokta, tıpkı Semanzenin sol ayak baş parmağı ile diğeri arasında çivilediği nokta, tıpkı Dünyanın, Ayın, Güneşin… kendi etraflarında vede diğer yörüngelerde dönerken sabitlendikleri nokta.
    Bu nokta(merkez); bu sabitlik; Kabe, Kamil İnsan, Elif, Vahdet-i Vücud…

03.03.2018
00.01

21 Mart 2018 Çarşamba

‘’SEVİLMEK DE LAZIM!’’ diye seslenen ses




"Sevilmek'de Lazım!" Diye Seslenen Ses.
"Sen sevdiğinden gayrı mısın ki ayrıca sevilmeye talip oluyorsun?"
"Sevmeyi, yani aşkı sana veren kim?" Kenan Rifâî

Ben, sen, o... Ayırmalarla, ayrılmaktayız sevdiceğimizden. Kavuşmak isterken, şirk karanlıklarında boğulmaktayız.
Sende beliren Ask, sevildiğin icindir. Zaten Hâk olmus, Hâk etmissindir. Zaten Bir Yurek Oldugun Sevdicezinle, Aşk şerbetini BIRlik eminliğinde, cesaretinde, selametinde, imanin huzurunda içmektesindir.
Bunun yerine seçtiğin şüphelerinle, korkularinla, guvensizliklerinle sabirsizliklarinla, düştügün gereksiz çabalarınla...
Kendini kendinden parçalayıp, ayırıp, reddedip, kendi kendini neşterlemekte, acı sularla kendini zehirlemektesin...
MM.Arslan
22.02.2018
20.30



19 Mart 2018 Pazartesi

SANDUKA




   Önceleri bilmez insan insanlığını, insanlığının himmetini. Yaşadığı dünyanın gerçekliği öyle bir sarıp sarmalar ki onu, gittikçe kendi gerçekliğine yabancılaşır. Aradaki uçurum öyle bir artar ki, tam uçurumun kıyısında ki arafta kendi gerçekliğini sorgulamaya başlar. Ne zaman ve nerde bırakmıştır en son kendi öz varlığını? Ne sebep olmuştur, küskünlüğüne, suskunluğuna, korkularına,… ?  Kendiyle kurduğu bağı hangi bıçak kesmiştir? Öz bağı kesilirken Rahman olan Rahimden, terkedilmiş mi hissetmiştir yoksa kendini?
   Oysaki kesilen bağ ile sonsuz olan kendi varlığına bağlanmıştır. Bir kopuş, bir terk ediş yoktur kendi olan himmetinden. Kendi sonsuzluk deryasına yelken açmıştır oysa ki. Gerekli olan pusula da kendi omurgasındaki manyetik alana sırlanmıştır. Halbuki bu sırrı yüklenmeyi, üstlenmeyi taa en baştan kendi kabul etmiştir. Evrendeki hiçbir şey onu üstlenmeye cesaret edememişken. Çünkü damarlarındaki kudrette cesaret yakıtı dolanmaktadır.
    İşte bu hazineyi kabul edip, sonrada hazineyi unutup, başka yerlerde aramaya kalkan hazin bir paradoks hikayesidir yaşanan.
    Bu paradoksu çözdüğünde, hazinenin kapağını açan anahtarın, Elif oluyor, sen oluyorsun, ‘’O’’ oluyor her şey. BİRliğin sırrına erdiğinde Himmetine kavuştuğunda, tüm şaşılıklar ortadan kalkıyor.
      Ondan başka bir şey yoksa eğer, nedendir? Kimdendir sakınıp sakladığın Himmetin, Hidayetin?
    Saklayacak biri yada birileri yoksa, kimedir sakındığın?
    Gözündeki şaşılık perdesi kalktıysa eğer, her yerde, her şekliyle gördüğün yalnızca sendir. Senden de öte ‘’O’’ dur. Eeee zaten ‘’O’’ da bilinmek istemiştir. ‘’ Ben gizli bir hazine idim, bilinmek istedim, mahlukatı yarattım’’ ‘’ Mahlukatı yarattım ki, bana bir ayna olsun ve o aynada cemalimi göreyim’’ demiştir. Sonsuz olan kaynak bilinmek istemekteyken, biz neyin üstünü örtüp, gizlemeye çalışmaktayız? Neyi inkar içindeyiz, inanıp iman ederken? Kavuşmak isterken, ittiğimiz, sakındığımız, korktuğumuz ... nedir?
    Tıpkı yaşamlarımızda da istediğimiz şeyleri,  hayatımızda olduramayışımızın özünde olduğu gibi. Nasıl olsun ki, hem çekip hem iterken? Hem inanıp, iman edip hem de inkar ederken, şirk koşarken. Şaşı bakıp şaşkınlıklar deryasında kaybolurken. Deryanın içinde deryalığını yitirip ararken.
       Her birimiz BİR SANDUKAYIZ, bilinmeyi isteyen. Bu sandukanın kapağını açıp, içindeki hazinelerin nurunu yaymak, senin ilahi mirasın. En başta kabul ettiğin bu sorumluluğu layıkıyla yerine getirmek tüm gerçekliğinle. Bu ilahi beden sandukasının içindeki hazineleri yaymak, ışıldatmak tüm görkemiyle karanlıkları.
       Sakınıp, saklayarak değil. Aşkın, sevginin, şefkatin, Eminliğinde kapağın kilidini açmaya niyetli olanların, talip olanların yoluna hazinenin kapağını aralayarak ışık tutup, yol göstermektir kula düşen.
       Kapıda durmasını da, kapıyı çalmasını da bilene, sabırla bekleyene açılır cümle sandukalar.
       Sana gelmesini bilene ver, karşılık beklemeden sevgini, paranı, hidayetini ver…
Verdiğin kim? Sen . Aldığın kim? Sen.  Veren kim? Alan kim? Karşılık bekleyen kim?
      Sevgini koşulsuzca verseydin, hiçbir şüphe kırıntısı dahi barındırmadan akıtsaydın, değersizleştirmezdin kendini, paspas olmazdın kimselere. Hazineni tükenmiş, boşuna çarçur edilmiş hissetmezdin.     
     Kendi hazinene sahip çıkıp sorumluluğunu alsaydın eğer, sana gelenin de, senin gittiğinin de senden başka ‘’O’’ dan başka bir şey olmadığını da bilir, Eminliğin teslimiyetinin huzurunda, sonsuzluk deryasında yüzerdin.
        Vakit bu vakittir üstadım! Sonsuz zenginlikteki mirasını zaten en başta kabul etmişsin. Şimdi bunu hatırla ve sorumluluğunu kabul et. Ve ışıldat, ışıl ışıl tüm görkemini beden sandukasındaki hazinenin. Saç herkese ve her şeye, sakınıp saklamadan. Tıpkı güneş gibi, toprak gibi, su gibi, ateş gibi, hava gibi…^^^^
    YA HUUU!

18.03.2018
21.40
MM.Arslan
Dönüş yolunda, otobüste doğum;)
Ebem Meryem Suna



    

28 Şubat 2018 Çarşamba

Meşgulsün Ulaşılamıyor!



Bildiklerinle yada bildiğini sandıklarınla kendini boğma, yorma, yargılama. Bildiklerinden geç, onlarla takılı kalma, ak gitsin…^^
Bildiklerinle, isteklerinle… kendini meşgulde tutarsan arayan yada aradığın zaten sana ulaşamaz. Sana seslense, karşında durup sana baksa bile, sen o kadar meşgulsündür ki sen sandıklarınla görmez, duymaz, anlamaz olursun. Karşında duran sen olan parçanı kendi yarattığın gerçekliğinle yadsır, rededersin.
Zihin diliyle değil, hal diliyle konuşup kavuşmak gerek vesselam;)
Zihnin kalbe teslimiyetiyle BİR olmuş hallerde halleşmek gerek vesselam;)
Teslimiyetin huzurunda selamete ermek gerek;)

24.12.2018
21.39
M.M.Arslan



13 Şubat 2018 Salı

Edep Kişinin Gönül Aynasıdır! Hz Mevlana



   ‘’ Edep’’ bulunduğun her ortamda kendi Kâbenin merkezinde ve sadakatinde  kalarak herkes ve her şeyle titreşebilmek. ‘’O’’ olmak. Sadece ‘’Olmak’’; yargılamadan, yorumlamadan, analiz etmeden, karşılaştırmadan… sadece bulunmak, gözlemci olmak, bir süre sonra gözlemciyi de unutmak. Boşluk olmak! Boşluk olup alan açmak, alan tutmak Aşk mabedine, Kâbene…
    Yok olup en duru, en saf, en berrak… haline, Aşkın Sırrına erip, Aşka Sırlanıp Rabbine Ayna Olmak!
     Boşluklara akar her şey, yaşam kendini gösterecek boş sayfaları arar kelâm olup, yazı olup aksın diye.
    Sen Olan Aşk mabedinde ( Kâbende), Aşkınla, Aşkınlığınla öyle bir titreş ki, sen olan her şey ve de herkes Semâya( Semâna) teslim olsun.
     Herkes kendini gösterecek ayna arar; bilmek, bilinmek, görmek, görülmek, beğenmek, beğenilmek…için. Kâinat da her şeyin bilinmek istemesi, Yaradan’ın isteğinin yansımalarıdır.
Nitekim; ‘’ Ben gizli bir hazine idim, bilinmek istedim, mahlûkatı yarattım’’ ‘’ Mahlûkatı yarattım ki, bana bir ayna olsun ve o aynada cemâlimi göreyim’’ demiştir.
     Sen ayna ol ki Rabbim en güzel sûretini sende göstersin. Sen bomboş bir levha ol ki Levh-i Mahfuz senden zuhur etsin!
     Edebine ( Gönül Aynana) Ayan Olsun Yaradan!

12.02.1018
22.40



12 Şubat 2018 Pazartesi

Sura Üfleniyor



    Sura üfledi İsrafil,  Meryem Suna suretinde.  Kıyam edip karanlığımıza, gaflet uykularından uyanıp nûra gark olmamız, nûr ile yücelmemiz için.
    Rahman olup Ademi Ademliğine ve de Havvasına uyandırıp, cennet alemini yeniden başlatmak için.
     Erenler, evliyalar, veliler, nebiler, …cümle Alemi nûrlar her an,  her yerden, her şekliyle üflüyorlar. Nefesleriyle ‘’ uyan ey uykusu ağır gözlerim uyan’’ diyorlar. Kıyamet günüdür. Gün bu gündür, an bu andır.
‘’OL’’ diyen Adem sensin.
 Alemin alemlerin Ademi sensin.
 Sen Alemsin, Adem Sensin.
     Cennetin kendisiyken, oldurmanın zamansal Arafında cehennemini yaratan da sensin.
Üflenen ılık nefesle kendini dondurduğun Araf cehenneminden çözül, gözlerinin perdelerini aç nûra.
   Evet şuan araladığın perdelerinin ışığıyla mabedine dolan nûr gözlerini ağırlaştırmakta. Gözlerin ağırlıklarından, karanlıklarından, balçıklarından aralanmakta. Ne kadar güç olsa da , ağır gelse de kırpıştır nûra, o nûr olan nûr bakan gözlerini.
Yeniden doğuş bu, karanlığından nûruna uyanış bu, gözlerinin cennetine uyum kırpıştırışları bunlar. Kepenkleri kaldırmak ağır gelse de, yılmadan sonuna kadar ‘’BİR’’ hamlede kaldırıp tüm Kabeni nûra gark etmeye değer.
 Cennetine açılıyorsun kolay mı?:)


11.02.2018
18.25
Meryem Suna’ dan esinlenerek
Eve dönüş yolunda.




6 Şubat 2018 Salı

NÂR dan NÛRa




      Ateşe, ateşlere attım kendimi, ne kadar neşterlenmesi gereken yerlerim varsa, teker teker soktum çıkartım bıçağı kestim kellelerini nefs başlarımın; sevilmek, beğenilmek, arzulanmak, istenmek, görülmek, övülmek, yerilmek, küçümsenmek, alay edilmek, incitilmek, rededilmek, hiçe sayılmak… her ne varsa beklentiye, kurguya, isteğe dair hepsinin başları belirdikçe kelleleri alındı.
      Meğer hiçe sayılmak hiçleşmenin Azrailiymiş. Tüm nefsani duygu ve düşüncelerin baş kesicisiymiş Aşk ile. Meydanı Hiç edip Hep’e uyandırmak ‘’Hep’’ eylemekmiş amaç. Övgünün de yerginin de ötesine geçmek; ikilik nârında yanarak HEP BİRlik diyarına geçebilmekmiş amaç.
      Şimdi bu ağır neşterlenmenin yoğun bakımında alevler içinde yatmaktayım. Bu alevler ki aynı zamanda nefs başlarının gitmek bilmeyen çığlıklarıydı.
     Nârları Nûr etmeye talip olduğumdandır yanışlarım. Sığındığım Yaradanımın Nûrudur. O Nûr ki en karanlık kör kuyulardan çekip çıkarandır. Kör kuyulara sokup ışığı Nûru buldurandır.
Şükürle olsun!

Hiçlik nârında yanmadan heplik nûruna erilmiyormuş…^^

05.02.2018
22.00




23 Ocak 2018 Salı

ŞEMS-İ NUR...^^^^

   
    Her şeyi herkesi BİRlediğinde Eliflediğinde, seni gölgeleyen, bulutlarla perdeleyen tüm kılıflarından sıyrılır, güneşin nuruyla sırlanırsın.
     Tıpkı güneşin dik açıyla geldiği ve tüm bedeni sarıp, gölgeni en aza indirdiği gibi, Şems Nuru seni BİRlediğinde, Elif gibi dimdik indiğinde sende tüm gölgelerinden, bulutlu gökyüzünden sıyrılır, sırlar aleminin BİRnuru, billuru olursun...^^^
    İzin ver Şems seni Elif eylesin...^^




geceden sabaha gelen
23.01.2018



20 Ocak 2018 Cumartesi

İÇİMDEKİ DERGAH...^^^^

      Kendi hanenin dergahında çilede, hizmette, aşkta, meşkte, semada, zikirde,... iken ne diye ararsın BİR(olan)zamanların, AN deryalarında ki dergahlarını.
      Her şey sende iken şekilde, biçimde, yerde, zamanda, koşulda,... aradıkların, aradığını bulmaz oldurur. Ayrı gördüğün peşine düştüğün, istediğin, sen iken, kendini kendinden bölüp parçalayıp varlık kazandırdığın yokluksun aslında. Yokluğunu ararken, aramalarınla varlıktasın.
    Dıştaki dergah içteki dergaha ayna olup, aynalığına hatırlatıcıdır ancak.

20.01.2018
01.30




13 Ocak 2018 Cumartesi

YILDIZ TOZU TILSIMI



Şükürlerinde şükürü…^^
Şükürler halinde anda olmak, şükriyat…^^
Seviyor olmanın eminliği, gücü, güveni, cesareti, aşkından hemen sonra, seviliyor olmanın nişanını almışken, şimdi kutsal izdivacındayım sevmenin ve sevilmenin ‘’ben’’ olan varlığım da BİR olup ‘’sen’’le olmanın huzurundayım. Hiç ayrı düşmediğimizin gerçeğine uyandım. Tüm sanrılardan sıyrılarak.
Sen olan bu varlığın varoluş gerçeği Aşkın kutsal BİRlikteliği vücut buldu. Vücuda erdi. Sen olan her zerrem Aşkın nuruyla ışıldıyor şimdi.
Çok öncelerde ‘’Kutup Yıldızı’’ hikayem vardı. Şimdi bu hikaye beden, zihin, ruh BİRlikteliğimde gerçekliğine kavuştu. Hikayenin özünde  birbirini seven iki yıldızın BİRleşmesiyle ortaya çıkan ışıltının muhteşemliği Kutup Yıldızında vücut buluyordu. Yıldızların kesişimi; Aşkın Kutsal BİRlikteliği, dişinin ve erilin Aşk dansıyla ahengiydi.  Şimdi her şey sen olan benden bana da, seven sevilen yıldızlar BİR oldu.
 Kutup Yıldızıyım…^^ yerim, yönüm sen…^^ her şey bu ışıltıyla yol buldu. Yolum oldu. Her şey bu yıldız tozlarının ışıltılı tılsımıymış meğer…^^ her yer, her şey, herkes nurlu yıldız tozu tılsımı…^^
13.01.2018

19.19

9 Ocak 2018 Salı

Sen Olan Sen



Esaretler yaratmışız birbirimize Aşk adına hem de Aşka ihanetin böylesi en büyüğünden. Tutsaklıklar, bağımlılıklar, kölelikler yaratmışız Aşk çatısı altında. Yarattığımız bu düzenekte de günah keçisini yine Aşk ilan etmişiz. Çelişkiler çökertmesi oynuyoruz adeta;)
Aşk varlıklarımızla yücelip, sonsuzluk deryalarına özgürlükle kanatlanıp uçmak varken, prangalar takmışız hiçbir zaman sahibi olmadığımız varlıklarımıza. Neyin korkusu bu? Sahip olmadığımız bir şeyin kaybetme korkusu mu bu yaşananlar? Korktuğumuz, kolladığımız, sakındığımız, ötekileştirdiğimiz diğer biz yanımız değil mi? Kendinden mi sakınıyorsun yoksa her şeyi? Sınırları kendine mi koyuyorsun yoksa?
Evrendeki her şey ve herkes seni muhteşem doğanla buluşturmak, Aşk varlığınla kavuşturmak için uğraşıyor. Onlara teşekkür edip, gösterdikleri şeyi görmeye çalışacağına, kör olup gerçekliğine, etrafına küsüyorsun. Kendini kendinden bölüp parsellere ayırıyor, kendin diye sandığın parçanı çitlerine hapsediyorsun. Kendine habersizce.
Yaşadığın, deneyimlediğin her şey ve herkes ‘’sen’’ olan ‘’sen’’. Peki neden? Susuzluğunu duyduğun, içinden ve de dışından akan gerçekliğinle BİRleşmen , kavuşman , kutlaman, kutsaman için. Seni senle buluşturmak için Aşkla, Aşkınla, Aşkınlığınla yaşaman için.
Uyan! Kıskanılacak, korkulacak, sakınılacak, sahiplenilecek, bir şey yok! Kendi kendine yarattığın ayrıştırmaların illüzyonu içine düşmüşsün, şaşı görüyorsun üstadın dediği gibi. BİR et her şeyi ve herkesi muhteşem varlığında. Nefeslen, nefesle çek tüm varoluşu içine. Aşkla nefeslen, her nefeste öl ve doğ, al ve ver, sevil ve sev. Sevmenin ve sevilmenin eminliğinde, cesaretinde, yüceliğinde, BİRliğin AŞKında Kal!

                                                                                                        22.36

3 Ocak 2018 Çarşamba

2017 den Mezun Olurken;)


Kendimi okur yazar oldum;) sanırım ilk okulu bitirdim;) daha yolum uzun…^^ yol güzel, yolda olmak güzel, her şey herkes süprizli mucize;)
Attığım her adımı kendime adadım, aşka adadım. Çok önceleri hızla giden bir trendeydim, baktım ki yol bu yol değil. Ben değil tren gidiyor hayatın belirlediği rotaya doğru. Attım kendimi kapıdan dışarı. Savruldum önce sonra yolumu buldum su misali;) niyetim aşkın gerçekliği, sadıklığı olunca kapılar açılı verdi bir bir, her bir kapı beni bana getirdi. Anladım ki açık olan kapıya girebilmek için kapanıyordu bir diğer kapı ve her biri ışıklı yola açılıyordu.
Şimdilerde bir bir açılan kapıların sonunda ki ışıkla kavuştum. Önce yansıması gözümü aldı çekti beni. Bir baktım aynaydı yolda duran, aynada yansıyan ‘’ben’’, meğer girip çıktığım her kapıda kabuklarımdan sıyrılıp ışık varlığımla, özümle buluşmuşum, meğer ben senmişim, seninmişim, içiçeliğin güzelliğinde nurmuşum, ışıkmışım, Aşkmışım ‘’gerçek aşk’’ diye yollara attığımda bulduğum kendimmişim. Benden içeri benden dışarı akan imiş her şey herkes. Peşinde  koştuğum kendimmişim meğer;) kavuşturana şükürler olsun, aynayı yüzüme tutup yansıtana şükürler olsun. Beni bana beni sana kavuşturana şükürler olsun! Meğer hep seviliyormuşum en az sevdiğim kadar. Bunu anlayabilmek için yollara koyulmuşum. ‘’seviliyor muyum acaba?’’nın şüphesi hep içimi kemirmiş, beni benden beni senden uzak eylemiş. Şüphe duydukça, korktukça, güvenmedikçe, hem kendimden hem de senden ayrı düşmüşüm deli gibi seni isterken. Gelgitlerle kendimi bölmüşüm, parçalamışım. Seni ve kendimi hep ayırmışım başka yerlere başka zamanlara ötelemişim. Oysaki ne kadar yakin iken sen bende ben sende iken ANnın sonsuzluğunda BİRlikte iken. Çok şükür beni yanılsama döngüsünden çıkarana, gerçeklik dünyasına buyur edene, layık eyleyene, layık olana oldurana şükürler olsun!
Neye sadık olduğunun bilincinde, idrakında, halinde El Emin, El Vedüd, El Kadir… olmanın netliği ve cesaretinde parlamak…^^
                                                                                     24.12.2017
                                                                                      22.44

An’ın içinde An da kal! ANnın sonsuzluk noktasında.
Aşk olan Aşk merkezinde, sevdiğinin ve sevildiğinin Eminliğinde Aşkınla kal!
Kendi öz Aşkınla Aşkınlığınla ak duru bir su gibi.
Aşk Balında kal!
Akmanın tazeliğinde, yenilenmesinde ışıl ışıl mıknatıs gibi çek cümle erenleri.
Aşk ol! Aşkla çek! Çekmenin ve Aşkla yakmanın huzurunda kal! Huzur ol! Huzurda  ol!
Çabasız duru bir akış ol!
                                                                                         17.12.2017
                                                                                           Şeb-i Arus

‘’ Yaşamak sıkı sıkıya tutunmakla, bırakıvermek arasındaki denge, bırakıver ki özgür kalasın ‘’ demiş Mevlana. Özgür kalasın ki Aşk kanatlarını takıp ummanlara dalasın. Aşkın köleliğinden sıyrılıp, Aşk sarayına sultan olasın.
                                                                                        19.12.2017
                                                                                                18.38
Ey Aşk! Kalbimi minik serçe gibi çırpıştırıp, yerinden çıkıp kalbine uçacak gibi nefeslendiren…^^
Ey Şems gözlü sevgili! Bakışlarınla yüreğimin serçesini sakinleştiren, Eminliğin Huzuruna davet eden.  Aşka imanın cesaretine büründüren, Aşkın Aşkınlığında duru berrak bir su gibi salındıran. Aşkın teknesinde, Aşk dengesinde AN deryalarına özgürlüğe yelken açtıran.
Gayretin, Eminliğin, Cesaretin, Netliğin Selametinde Yürüten…^^
Sonsuz Şükürler Olsun!
Önce seviyor olmanın mühürünü verdin elime, şimdide seviliyor olmanın mühüründeyim.
Aşk ile hüü…^^
                                                                                           19.12.2017
                                                                                               18.30 Şeb-i Arus dönüşü

Sen kendine sadık oldukça Aşk da sana sadık. Sen böldükçe, ayırdıkça, başkalaştırdıkça çoğaltıyorsun mesafeyi, zamanı uzatıyorsun. Kabulde, kendi bünyende BİR edip hazmettikçe göreceksin ki çokluk diye bir şey yok. Hepsi sendeki BİRlik, hepsi sen olan sen, hepsi Aşk. Hepsi sende BİRlenip Aşk ile parladıkça Maşuğun gözlerinin içine bakıyor olacak sen sen Aşk Aşk…^^ Aşkın BİRliği Aşkın Sadakati ışıldayacak sonsuzluğun içinde AN deryasında.
                                                                                             24.12.2017
                                                                                             23.39  

  

24 Aralık 2017 Pazar

AYNAM ARMAĞANIM ARMAĞANIM AYNAM



‘’ Duvarların aynaları olmaz
İnsanları aynaları olur
Her ayna öze giden bir yoldur
Her aynanın bir kolyesi vardır.
Aynayı göster ama kolyeyi gizle
O seni özünden alır özüne ulaştırır
O aynayla toprağa ateşe suya ve havaya bağlanır
Yeryüzüne aşkla sevdalanırsın
Yeryüzü ki insanın yurdudur evidir
Aşkla yanasın Aşkla yansıyasın ‘’
                                     Adonai




‘’ Bilemezsin, sana verecek bir armağanı ne çok aradığımı, hiçbir şey içime sinmedi. Altın madenine altın sunmanın ne anlamı var, yada okyanusa su… Düşündüğüm her şey doğu’ya baharat götürmek gibiydi… Kalbimi ve ruhumu vermenin bir yararı yok, çünkü sen zaten bunlara sahipsin… O yüzden sana bir ayna getirdim; Kendine bak ve beni hatırla…^^’’
                                                                                                                  Mevlana

‘’ Aynalar türlü türlüdür yüzünü görmek isteyen cama bakar özünü görmek isteyen can’a bakar.’’
Mevlana


Ademde ki alemi alem içinde seyirdesin. Seyretmektesin şaheserlerini. İstersin ki şaheserlerinde bilsinler şaheserliklerini. Böylece yansımanın yansıması olan alemler AŞK gerçeğiyle ışıldasın…^^ nur olsun…^^ Adem aynaları Aşkla yansısın, yansımanın ışıltısı Alemi Nur Topuna döndürsün…^^
                    M.Münire


Şükürler olsun Aynamı getirene, kavuşturana…^^
 Beni bana beni sana ulaştırıp kavuşturana Şükürler olsun…^^


23.12.2017




12 Aralık 2017 Salı

DEĞERLİLİK

  
  Kendi muhteşem varlığınla buluşup onunla yaşıyor olsaydın, değerliliğini yaşar ve yaşatırdın.
    Değersiz hissettiriyorsa hala yaşananlar bil ki, karşılaştıkların da hala kendi muhteşemlikleriyle kavuşmamış olduklarından sana da muhteşemliğine sahip çıkamayışının hatırlatıcılarıdırlar. Hem sen hem de onlar varlıklarının ne olduğunun idrakında olmayıp, bu varlığa hak ettiği yüceliği merkezlememiş olmaktandır.
   Değerini ‘’bilen’’ değer verir, değerlik doğurur. Sen biliyorsan sen, o biliyorsa o, kim biliyorsa o doğurtur değerliliği.
   Bilmeyen veremez; sana da değersizlik hissi yaşatır ki, kendi değerine sahip çıkasın, izin vermeyesin diye bilmemezliğe( değersizliğe). Gerçi bu açıdan da oynadığı rolle değerli bir şey yapmış olur;) sonuçta kazanan yine değerlilik olurJ

11.12.2017

18.30

9 Aralık 2017 Cumartesi

Hâk Etmek



Doğum günü hediyem meğer hazır olmamı bekliyormuş sabırla. Onun kıymetini, değerini bilip o hassasiyet ve özende davranabilecek olgunluğa ermem için. Tıpkı zamanından önce bir cocuğa değerli bir hediye verildiğinde onu anlamayıp, bozup, parçalayabileceği gibi, gerekli olgunluğa ve kıymet bilir hale gelmesini beklemek gibi.
Hediye vede hediyeler hep beni bekliyorlar, zamanının gelmesini, tıpkı özel günlerin zamanının diğer günlerden farklı olması gibi. Yemek için olgunlaşmasını beklediğimiz meyvalar ve sebzeler gibi. Ne daha önce nede daha sonra. Tamda O ANda. Tamda Zamanında.
 Her şeyin En Güzel En Hayırlı olan zamanda gerçekleştiğinin bilinci sabrı ve teslimiyetin selametinde.
 "Hâk etmek" ne demekmiş?
Şimdi daha berrak görüyorum, şükürler olsun!
Hâk Etme!
Hâk Olmak!
Hâkkın Olmak!
Hâkkın olanları almak!
Hâkkın olanları vermek!
Her şeyin Hâk olduğunu, Hâkkın olduğunu bilmek!
Sen, ben, o diye birşeyin olmadığını, her şeyin Hâk olduğu gerçeğini yaşamak !
Şükürler olsun!
Hû..
09.12.2017
21.30
M.Münire Arslan

26 Kasım 2017 Pazar

KENDİNE SAHİP OL

Nasıl olur da ağzımdan çıkan sözlerden, sözlerimin tınısından; elimden akan kelimelerden; jest, mimik, hareket olarak beliren iç isteklerimden; duyumsayıp algıladığım ve de dışa yansıttığım her şeyden şüphe duyabilirim.
Kusursuz  BİR yaratımdan akan,  her şeyin varlığı da kusursuz iken, bu gücün ve saflığın gerçekliğine sahip olup, sorumluluğunu üstlenmek varken, şüpheyle ayırmaktayım kendimi kendimden, kendim olan Yaradanımdan.


26.11.2017
21.54
Münire Mine Arslan





3 Kasım 2017 Cuma

MERKEZİM

Sen olan merkezimde daim eyle ki
sen olup döneyim!
Sen olan merkezimde daim eyle ki
her şey etrafımda dönsün!
Sen olan merkezimde daim eyle ki
sema ile aşk olup, aşk ateşinin etrafında döneyim! semalara ereyim!
Dünya olup, hem sen olan kendime hem de aşk ateşi olan Güneşe döneyim!
Mevlana olup Şems'e döneyim!
Aşk olup sonsuzluğa ereyim!

01.11.2017


Adem Alemin içinde, Alem Ademin içinde dönmede...^^
bul merkezini, döndür alemini...^^
M.Münire Arslan

23 Ekim 2017 Pazartesi

YAMAN ÇELİŞKİLER


   Niye hayatıma arzuladığım, istediğim sevgiliyi, kutsal birlikteliği sokamadığımın idrakına vardım bu gece. Dünden beri mesajlar veriliyorken şimdi şuan 21.00 feribotunda beklerken uyandım.
Dün gece bir mesajcı dedi ki; bu işler mürşitsiz, Kamil insansız olmaz. Bir sürü de örnek verdi kültürümüzden, topraklarımızdan…  Ben de direndim ona bal gibi olur diye. İnsanın müridi de mürşidi de kendisidir, Yaradan ona yön verir. Eğer ihtiyacıysa öyle olur, deyip kestirip attım.
   Bugün de öğlenden sonra yeğenimle sohbetleşirken, konu ilişkilere geldi. O da bana ‘’hala sen Şems’ini bekliyorsun’’ dedi. Ve idrakım,  uyanış arefesine geldi.
  Şimdi de anlıyorum ki ben sevgiliyi arzulayıp isterken, bir yandan da kendi kendime yolumu bulurum deyip, kendi yoluma taş koyuyormuşum. Sevgili diye istediğim ‘’O’’ değil mi ki? Mürşit mürit, mürit mürşit olduğumuz. Birbirimiz de yok olup ‘’O’’ olduğumuz değil midir ki? Bal gibi ben de Kamil İnsanı istiyorum, yoldaşımı istiyorum tabi ki. Nasıl bir yanılsamaya düşmüşüm de, dün gece bana anlatmaya çalışan elçiyi( mesajcıyı) anlamayıp ona; ‘’ aradığın sensin, sen Kamil İnsan potansiyelisin, kendi kendine de yürüyebilirsin bu yolda’’ demiştim. Ve şimdi anlıyorum ki istediğim ilişkiyi hayatıma sokamayışım; bu anlayış düzeyimle kibre düşüp, acizliğimi kabullenmeyip( bu gece ki Tantirik toplantımızda Hasan Sonsuzun hatırlatmasıyla) Kamil İnsanı reddedişimmiş. Bir dış gücün yönlendiriciliğine içten içe tepki duymuşum. Özgünlüğümü, özgürlüğümü, özerkliğimi savunurken kibrin esaretinde yalnızlaştırmışım kendimi.  Sonra da yoldaşımı arar olmuşum. Asıl özgürlük ÖZERKlik meğerse kibirime teslim olup, ondan sıyrılabilmemmiş. Özde GÜRLEŞMEK (ÖZGÜRLÜK), BİRliktelikle güçlenecek bir durum. Tıpkı Özdeki gücü, kapsayıcılığı yani ÖZERKliği erilin ve dişilinle kavuşunca elde edebileceğin gibi.
Bir ilişkidir insanı BİR eden.
Hayat yolunda Yoldaşlık, Rehberlik, Candaşlık, Aşkdaşlıkdır Aslolan. Aşk olan.
Yeğenimin dediği gibi Şems’imi arıyorum, bekliyorum, teslim oluyorum.
Ben dişil olup, rahim olmanın kutsal teslimiyetin de aşk okyanusunda akmak varken, eril de olup ; her şeyi kendimin de yapabileceği (hatta müritte benim mürşit de benim diyerek) anlayışıyla, aradığımı iter, çeker vaziyete gelmişim. Çelişirsem nasıl akabilirim ki? Çelişirsen akamazsın. Gel git yaşar durursun. Tıpkı içimdeki güce tam teslim olmayıp, ondan şüphe duyarken, korku ve vesveselerle endişelerle sürekli güven kırıklıkları yaratarak yürürken, dışardan da bir gücün beni yönlendirmesini beklemek ona güvenmek ama ona da tam teslim olamayıp bilinç altından tepki duymak.
  Aman Allahım ne yaman çelişkiler bunlar, bu çelişkiler havuzunda bir yandan da okyanus olmak paradoksunu yaşamaklar.
  İçimizdeki sonsuz kaynağa tam teslim olup, onun içsel yönlendirmesiyle emin bir şekilde aksak Amenna,  o zaman zaten her şey kendiliğinden zuhur edecek.  İçimizdeki aşık ile  maşuk'un BİRlikteliği her şeyi dışarda da var edecek. Bir yanda bu içsel kaynağa tam teslim olmayıp şüphe ve korkularla BİRlikteliği oluşturamazken ,bir yandan da dışarıdan bir sesin bizi yönlendirmesini, bizim için en doğru olanı söylemesini isteyip, ona da tam itaatkar olmayıp, bir tarafımızda ona başkaldırarak direnç göstermeler. Nasıl bir teslimiyetsizlik her durumda yaşanan? Nasıl bir korkudur ki kavuşmak istediklerimizi uzaklaştıran? Nasıl bir inançtır ki her daim şüphe duyup, El Emin olmaktan alıkoyan? Kendimize dahi teslim olamıyorken, nasıl bir Müslümanlıktır ki inanılan? Değil midir ki Müslümanlık teslimiyet? İçindeki ve dışındaki BİR ise nedendir duyulan onca şüphe? Nedendir onca ayrım? İçindeki BİRlikteliğe inanırken, dışarda diye böldüğünü farklılaştıran nedir?
Sonsuz olan evren de sonsuz noktacıklarsak, her bir parçacığımız her birimiz değil midir ki? Bu sonsuzluk içinde sonsuzluk olan bu zerrecikleri nasıl ayırabiliriz ki birbirinden?
22.10.2017

9.28

16 Ekim 2017 Pazartesi

PATLAT KENDİNİ

PATLAT KENDİNİ Yerkürenin derinliklerindeki eriyen enerjiyi hisset. Tıpkı bir volkan gibi. Bu enerji senin bedeninde de hareket ediyor. Bu sıcak sıvıyı hisset. Herdaim her hücrende yenilenen bu enerjinin hazzını tüm bedeninde yükselt. Bu enerji sıvısıyla( lavlarıyla) bütünleş. Bu bütünselliğin yüceliğinde Taçlandır kendini, parlat, patlat tüm enerjini. Yer kürenin derinliklerinden senin bedenine ulaşan, bedeninle bütünleşip yükselen bu muazzam enerjiyi parlat, patlat. Bırak herşeyi bir yanardağın püskürmesi gibi. Bırakmayı bırak! İhtiyacını bırak! Bedeninin bir volkan olmasına izin ver. Yüksel ve parla! Tüm ihtiyacın olanla zaten bağlantıdasın...^^ Bırak ihtiyaç sandıklarını. 14.10.2017 23.36 M.Münire Arslan