12 Mayıs 2018 Cumartesi

TANRI MİSAFİRİ




‘’ Sen kimsin?’’ dediler…
‘’ Tanrı Misafiriyim’’ dedim…
Misafirliğime açıldım…
Rabhane ye baş konuk edilmişiz!
Hane hane içinde misafir onun içinde…
Baş konuk olmanın hakkı idrakinde misin?
Tek konuğun ‘’sen’’ olmadığının, senden öte olanın da olduğunun, hali ruhiyatında mısın?
Kendine ve kendin diye addettiğin misafir hanene, gelen konuklara layıkıyla davranmakta mısın?
Gelenin ve gidenin kim olduğunun farkında mısın?
Misafirin ‘’tanıdığı’’ ‘’tanımadığı’’ olur mu? Bildiklerin misafir de, bilmediklerin misafir değil midir? Bilmediklerini ‘’ yabancılaştıran’’, onları senden ‘’öte’’ diye gören kimdir?
Gören ‘’sen’’ isen, ‘’öteki’’ dir bir diğeri ya da ‘’yabancı’’.
Gören ‘’ senden öte’’ ise, herkes bilindik misafirdir, herkes baş konuk.
Rabbimin bu zengin misafirhanesinde sen de bir misafirsin. Hem misafirsin hem de misafirhane.
Kendi içindeki konuğu tanırsan, sana gelen ve senden gidenleri de bilirsin. Gönül kapını hep aralık tutarsın. Bilirsin ki hanen korunmaktadır. Onu çalacak hiçbir hırsız yoktur. Bu kapıyı hiçbir korku kilidi tutmaz. Onun kilidi Aşkın Saflığıdır.
  Geleni layıkıyla karşılayabilmek için, içindekini geri çeker, alan açar O’nu buyur edersin. İçerisi ‘’seninle’’ zapt edilmişse gelen kapıda kalır. O’nu buyur edecek yerin yoktur. Bunu göremeyince, ‘’Bana neden misafir gelmiyor?’’ ya da ‘’Gelen misafir neden içeriye kadar girmiyor?’’ diye sorarsın kendine. Oysa soru da yanıt da sensin.
Misafiri layıkıyla ağırlayamıyorsan, misafirciliği layıkıyla ‘’oynayamıyorsan’’ sebebi sensin.
   Kendini bilince, gelenin de her kim olursa olsun, kim olduğunu bilirsin. Gelen RAHMAN Olan Ademoğluysa, içindeki Adem’i geri çeker(buyur eder) ona oturabileceği, hareket edebileceği, kendini rahat hissedebileceği özgür ve sınırsız BİR hane açarsın. RAHİM hanendir açtığın. Çünkü içindeki Adem dışardan sana misafir gelmiştir. RAHMAN olmuştur. İçindekinin de dışa teslim zamanıdır. Sen de sana kalan, sen olan, senden de öte olan Havva’n ile O’na layık olduğu, Hak ettiğiniz konuk severlikle, Rabhanenin Huzurunda misafircilik ‘’Aşk Oyununu’’ oynarsınız.
    Eğer gelen RAHMAN olan Havva kızı ise, içindeki Havva’yı geri çeker, onu sonsuz derinindeki RAHİM’ ine buyur edersin. Böylelikle dışta beliren Havva’n ile Adem olan varlığının gönül köşküne BİRbirinizi Sultan eylersiniz.
 RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAHIN ADIYLA  
BismillahiRAHMANirRAHİM….OLursunuz
HÜÜÜÜ….^^^^

11.05.2018
22.52




29 Nisan 2018 Pazar

DÜNYAN SENSİN




   Her şey senin elinde, her şey senden dolayı. Hayatının filmi senin projeksiyonundan yansıyanlarla çekiliyor. Neyi ne kadar, ne hızda, ne zaman, nerede, nasıl olmasını istiyorsan, bunu yönetecek olan yönetmen de sensin.
   Bir şeyler istediğin kıvamda, zamanda, hızda…vb. olmuyorsa, sor kendine;
Nerde yeterince sevmeyi bıraktın?
Nerde yeterince güvenmeyi bıraktın?
Nerde iyi niyetini bıraktın?
Nerde sorgusuzca inanmayı bıraktın?
Nerde nedensizce sevmeyi bıraktın?
Nerde saf olan ışıltını kararttın?...
     Pür olan sevgi ve iyi niyetini Aşkınla ışıldattıkça, önünde açılmayacak bir kapı, çözülmeyecek bir sorun, ulaşılamayacak bir yer, tez vakitte erişilemeyecek bir murat, önüne serilmeyecek saltanat… kalmayacaktır.
    Bütün dünyam başıma yıkıldı diyorsun, dünyanı başına yıkan kim? Dünyanı baştacı yapan kim?
    Kuşkuların, korkuların, güvensizliklerin… dünyanın yörüngesini yerinden oynatıp, dünyanın başına devrilmesine yol açıyor.
    Aşkın sadakatinde, eminliğinde, yüceliğinde, kudretinde… yörüngeni ilahi harmoninle döndürdükçe, dünyan ışıltısıyla taçlanıyor.
            28.04.2018
             23.57 



28 Nisan 2018 Cumartesi

İMANDAYIM

İMANdayım
Benden gayrı değilsin ki şüphe edeyim.
Şüphe edersem şayet kendimden de şüphe etmiş olmazmıyım?
Ben Emin isem sevmenin ve sevilmenim İlahi Bütünlüğüne vede almışsam bu sorumluluğu tüm zerrelerimle, ki aldım da;)
Eeee o zaman, zaman Sonsuz Aşkın Harmonisinde varoluşun keyfiyle süzülmek.
Hâk ediyor olmanın sonsuz güveninde, eminliğin kudretli kollarında huzurda olmak.
Kalp ile tasdik ettiğimi dil ile ikrar eylerim...^^^^
MM.Arslan
27.04.2018
22.06
#anda #aşkile #güneşmabedi

26 Nisan 2018 Perşembe

YAKİN




 Bebek ışıltısında kal! Aklına vesvese geldiğinde, dünya delil arayan gerçeklikleriyle zihin bulantısı yaşayıp, mideni de hasta ettiğinde al ağzına emziğini ve hatırla saflığın samimiyetini. Pür olan kalbinin akıl koordinatlarında ki BİRlik kavuşumunda hakikatinin yakınlığını ışıldat.
     O ‘na yakın oldukça O da sana yakin. Sen rotanda kaldıkça kavuşum bir o kadar yakin!
24.04.2018
23.24

18 Nisan 2018 Çarşamba

VAROLUŞUMUN DEĞERİNE ARMAĞANIMDIR




AŞK’IM AŞKIM!

Aşkı muhabbetim, Aşkı Muhammedim!
Aşkın muhabbetin de Erenim, Erdirenim!
Aşk mabediyim, muhabbet haneyim Aşkımın Saltanatına!

Hem görünenim hem de görünmezim, hem bilinenim hem de bilinmezim( bilmezim), hemi de bunların arasında ki sisli BİR sırrım inceden, BİR nefes gibi yakın.
Yazanım yazdıranım, nurunu akıtan’ım akıtanım.
Şahit olanım, olan’ım(olunanım)
Karanlığın sessizlik ile kardeşliğinde, nurun sesini doğuranım, doğuran’ım.
Yapanım yaptıranım!
Şu koca dünyada görkemli BİR yankı tepesiyim, her söyleneni, her yapılanı… yansıtanım, yansıtan’ım.

İlahinin Harmonisiyim, İlahi Harmoniyim!
HÜÜÜÜ…^^^^

16.04.2018
22.29

Varoluşuma bu satırları armağan ederken, varoluş BİR çam fidanının üzerine izdivaç Aşkı Şerifi yazdırttı. Gecenin nurundan akan Aşkı Şerif şöyleydi;
  
 Her Can Kavuşmak ister!
     Su susuza, susuz suya!

   Eren CAN’ın , AYTEN’li Yarene,
   AYTEN’li Yarenin ERCAN’lı Yar’ında
  BİR Olmuş Fidanın,
   Senin Elinden Toprağa Kavuşumunun
   Şahitliğidir Bu!
                                      

Tüm bu armağanlar ruhumun özgürlükle aşk yolunda sefa ile dans ile kutlama ile neşeyle, huzurla, coşkuyla, samimiyetle yol alışının başlangıcıdır. Cefa yolundan SEFA yolu doğmuştur. Tıpkı karanlıktan doğan nur gibi. Tıpkı ben gibi, sen gibi, biz gibi….^^            Varış O’NA dır.


Armağanım Armağanımdır Meryem’e…



10 Nisan 2018 Salı

AYNADAN AYNAYA




    Aynadaki sır dedi ki; karanlığımdan çıkar ışık. Karanlığım gösterir sana ışığını. Tıpkı gecenin karanlığından çıkan ışık gibi.
    Karanlık ve aydınlığın BİR olan yüzüdür ayna. Aynanın sırrında tersini gördüğün, yüzündeki beyanın BİR olan ifadesidir.
      Aynanın sırrını bir diğer aynaya gösterdiğinde, terslik düz olmuştur. Bir diğer ayna sırrı çözmüş, görünür eylemiştir.
    Aynalar sırda yazılı olanı beyan eder onun karşısında gizli kalmaz.
    Aynanın tozsuzluğu seni ayan beyan ederken, hele bir de aynanın aynaya aksi seni dipsiz, derin ummanlara salar. Artık gören görünen yoktur. Sonsuzluk açılmıştır.
    Ayna bir diğer aynanın ancak sırrındaki yazıyı okunur eylerken, ona aynalığını hatırlatır. Karşısındaki de aynada aynalığını hatırlayıp yüzünü diğer aynaya döndüğünde artık yansıyan tek şey HAKİKATin dipsiz derinliğidir.

09.04.2018
23.19





2 Nisan 2018 Pazartesi

Zenginken Dilenmek Paradoksu




Her şeye sahipken, her şey iken her şeye dilenir olup, bu yüce varlığı paspas yapmak.

Bu kutsal varlık hazinesinin emanetçisi olduğun gerçeğine sahip çıkmak senin hizmetindir.

Bu kutsal hazineni, sende zaten mevcut olan değerler için çarçur edip, değer bilmeyenlerden değer isteyip, kendini değersizleştirip fakirleştirmek ne büyük acı, ne büyük  HAKsızlık.

Yok diye dilendiğin her şey için bulacağın karşılık yokluk, yoksunluk olacaktır.

Yokluk yokluğu, varlık varlığı getirir;)
00.05
31.03.2018



                        

23 Mart 2018 Cuma

SESSİZLİĞİN ANLATTIKLARI



‘’Suyun Sesi’’ adlı filmden yansıyanlar;)

Sessizliğin gücü, cesareti, soğuk kanlılığı, sabrı, zamansızlığı, ANnın sonsuzluğu, derinliği ve nice niteliklerini gösterdi ve dedi ki;

    Sessizlik derinliktir, gizemdir, çekicidir. Alan yaratır varoluşa, var olanlara…
    Sessizlik güzelliktir.
    Sessizlik derin bağlılıktır varoluşuna, varlığına, gerçeğine, ilahi kaynağına, doğana.
    Sessizlik huzurdur, huzur da olmaktır.
    Sessizlik ANnın zamansızlığında kendinin ve her şeyin Hakkını vermektir.
    Sessizlik telaşsızlıktır, sakin ve rahat olmaktır. Yetişecek bir şey yoktur, tıpkı kaçırılan bir şey olmadığı gibi.
    Sessizlik yaratımdır, yaratıma alan olup fırsat açmaktır.
    Sessizlik iç görüne olan sonsuz güvendir, eminliktir.
    Sessizlik su gibi duru, su gibi akışkan olmaktır.
    Sessizlik görmektir, duymaktır, koklamaktır, tatmaktır, dokunmaktır.
    Sessizlik tam zamanında Olmaktır, tam zamanında yapmaktır.
    Sessizlik OLmaktır!
                    İnsan Olmaktır!

21.03.2018
Kızlarağası Hanı








NOKTADA Kİ SONSUZLUK, SONSUZLUKTA Kİ NOKTA




     Zaman bir döngü ise, tıpkı dünya gibi kendi ekseninde dönen bir yuvarlak, bir çember ise bunun ne başı vardır nede sonu. Sonsuz bir döngü. Bu döngünün içinde dönüyorken aslında gelecek belki de geçmiştir. Geçmiş olan da gelecektir bu koşulda. Geçmiş olan gelecek, gelecek olan geçmiş BİRlikteliğindeyse eğer ikilik yoktur. Tek var olan AN noktasının sonsuzluğudur. Tek sabit olan budur.
     Tıpkı saatin akrep ve yelkovanını bir arada tutan nokta, tıpkı Semanzenin sol ayak baş parmağı ile diğeri arasında çivilediği nokta, tıpkı Dünyanın, Ayın, Güneşin… kendi etraflarında vede diğer yörüngelerde dönerken sabitlendikleri nokta.
    Bu nokta(merkez); bu sabitlik; Kabe, Kamil İnsan, Elif, Vahdet-i Vücud…

03.03.2018
00.01

21 Mart 2018 Çarşamba

‘’SEVİLMEK DE LAZIM!’’ diye seslenen ses




"Sevilmek'de Lazım!" Diye Seslenen Ses.
"Sen sevdiğinden gayrı mısın ki ayrıca sevilmeye talip oluyorsun?"
"Sevmeyi, yani aşkı sana veren kim?" Kenan Rifâî

Ben, sen, o... Ayırmalarla, ayrılmaktayız sevdiceğimizden. Kavuşmak isterken, şirk karanlıklarında boğulmaktayız.
Sende beliren Ask, sevildiğin icindir. Zaten Hâk olmus, Hâk etmissindir. Zaten Bir Yurek Oldugun Sevdicezinle, Aşk şerbetini BIRlik eminliğinde, cesaretinde, selametinde, imanin huzurunda içmektesindir.
Bunun yerine seçtiğin şüphelerinle, korkularinla, guvensizliklerinle sabirsizliklarinla, düştügün gereksiz çabalarınla...
Kendini kendinden parçalayıp, ayırıp, reddedip, kendi kendini neşterlemekte, acı sularla kendini zehirlemektesin...
MM.Arslan
22.02.2018
20.30



19 Mart 2018 Pazartesi

SANDUKA




   Önceleri bilmez insan insanlığını, insanlığının himmetini. Yaşadığı dünyanın gerçekliği öyle bir sarıp sarmalar ki onu, gittikçe kendi gerçekliğine yabancılaşır. Aradaki uçurum öyle bir artar ki, tam uçurumun kıyısında ki arafta kendi gerçekliğini sorgulamaya başlar. Ne zaman ve nerde bırakmıştır en son kendi öz varlığını? Ne sebep olmuştur, küskünlüğüne, suskunluğuna, korkularına,… ?  Kendiyle kurduğu bağı hangi bıçak kesmiştir? Öz bağı kesilirken Rahman olan Rahimden, terkedilmiş mi hissetmiştir yoksa kendini?
   Oysaki kesilen bağ ile sonsuz olan kendi varlığına bağlanmıştır. Bir kopuş, bir terk ediş yoktur kendi olan himmetinden. Kendi sonsuzluk deryasına yelken açmıştır oysa ki. Gerekli olan pusula da kendi omurgasındaki manyetik alana sırlanmıştır. Halbuki bu sırrı yüklenmeyi, üstlenmeyi taa en baştan kendi kabul etmiştir. Evrendeki hiçbir şey onu üstlenmeye cesaret edememişken. Çünkü damarlarındaki kudrette cesaret yakıtı dolanmaktadır.
    İşte bu hazineyi kabul edip, sonrada hazineyi unutup, başka yerlerde aramaya kalkan hazin bir paradoks hikayesidir yaşanan.
    Bu paradoksu çözdüğünde, hazinenin kapağını açan anahtarın, Elif oluyor, sen oluyorsun, ‘’O’’ oluyor her şey. BİRliğin sırrına erdiğinde Himmetine kavuştuğunda, tüm şaşılıklar ortadan kalkıyor.
      Ondan başka bir şey yoksa eğer, nedendir? Kimdendir sakınıp sakladığın Himmetin, Hidayetin?
    Saklayacak biri yada birileri yoksa, kimedir sakındığın?
    Gözündeki şaşılık perdesi kalktıysa eğer, her yerde, her şekliyle gördüğün yalnızca sendir. Senden de öte ‘’O’’ dur. Eeee zaten ‘’O’’ da bilinmek istemiştir. ‘’ Ben gizli bir hazine idim, bilinmek istedim, mahlukatı yarattım’’ ‘’ Mahlukatı yarattım ki, bana bir ayna olsun ve o aynada cemalimi göreyim’’ demiştir. Sonsuz olan kaynak bilinmek istemekteyken, biz neyin üstünü örtüp, gizlemeye çalışmaktayız? Neyi inkar içindeyiz, inanıp iman ederken? Kavuşmak isterken, ittiğimiz, sakındığımız, korktuğumuz ... nedir?
    Tıpkı yaşamlarımızda da istediğimiz şeyleri,  hayatımızda olduramayışımızın özünde olduğu gibi. Nasıl olsun ki, hem çekip hem iterken? Hem inanıp, iman edip hem de inkar ederken, şirk koşarken. Şaşı bakıp şaşkınlıklar deryasında kaybolurken. Deryanın içinde deryalığını yitirip ararken.
       Her birimiz BİR SANDUKAYIZ, bilinmeyi isteyen. Bu sandukanın kapağını açıp, içindeki hazinelerin nurunu yaymak, senin ilahi mirasın. En başta kabul ettiğin bu sorumluluğu layıkıyla yerine getirmek tüm gerçekliğinle. Bu ilahi beden sandukasının içindeki hazineleri yaymak, ışıldatmak tüm görkemiyle karanlıkları.
       Sakınıp, saklayarak değil. Aşkın, sevginin, şefkatin, Eminliğinde kapağın kilidini açmaya niyetli olanların, talip olanların yoluna hazinenin kapağını aralayarak ışık tutup, yol göstermektir kula düşen.
       Kapıda durmasını da, kapıyı çalmasını da bilene, sabırla bekleyene açılır cümle sandukalar.
       Sana gelmesini bilene ver, karşılık beklemeden sevgini, paranı, hidayetini ver…
Verdiğin kim? Sen . Aldığın kim? Sen.  Veren kim? Alan kim? Karşılık bekleyen kim?
      Sevgini koşulsuzca verseydin, hiçbir şüphe kırıntısı dahi barındırmadan akıtsaydın, değersizleştirmezdin kendini, paspas olmazdın kimselere. Hazineni tükenmiş, boşuna çarçur edilmiş hissetmezdin.     
     Kendi hazinene sahip çıkıp sorumluluğunu alsaydın eğer, sana gelenin de, senin gittiğinin de senden başka ‘’O’’ dan başka bir şey olmadığını da bilir, Eminliğin teslimiyetinin huzurunda, sonsuzluk deryasında yüzerdin.
        Vakit bu vakittir üstadım! Sonsuz zenginlikteki mirasını zaten en başta kabul etmişsin. Şimdi bunu hatırla ve sorumluluğunu kabul et. Ve ışıldat, ışıl ışıl tüm görkemini beden sandukasındaki hazinenin. Saç herkese ve her şeye, sakınıp saklamadan. Tıpkı güneş gibi, toprak gibi, su gibi, ateş gibi, hava gibi…^^^^
    YA HUUU!

18.03.2018
21.40
MM.Arslan
Dönüş yolunda, otobüste doğum;)
Ebem Meryem Suna



    

28 Şubat 2018 Çarşamba

Meşgulsün Ulaşılamıyor!



Bildiklerinle yada bildiğini sandıklarınla kendini boğma, yorma, yargılama. Bildiklerinden geç, onlarla takılı kalma, ak gitsin…^^
Bildiklerinle, isteklerinle… kendini meşgulde tutarsan arayan yada aradığın zaten sana ulaşamaz. Sana seslense, karşında durup sana baksa bile, sen o kadar meşgulsündür ki sen sandıklarınla görmez, duymaz, anlamaz olursun. Karşında duran sen olan parçanı kendi yarattığın gerçekliğinle yadsır, rededersin.
Zihin diliyle değil, hal diliyle konuşup kavuşmak gerek vesselam;)
Zihnin kalbe teslimiyetiyle BİR olmuş hallerde halleşmek gerek vesselam;)
Teslimiyetin huzurunda selamete ermek gerek;)

24.12.2018
21.39
M.M.Arslan



13 Şubat 2018 Salı

Edep Kişinin Gönül Aynasıdır! Hz Mevlana



   ‘’ Edep’’ bulunduğun her ortamda kendi Kâbenin merkezinde ve sadakatinde  kalarak herkes ve her şeyle titreşebilmek. ‘’O’’ olmak. Sadece ‘’Olmak’’; yargılamadan, yorumlamadan, analiz etmeden, karşılaştırmadan… sadece bulunmak, gözlemci olmak, bir süre sonra gözlemciyi de unutmak. Boşluk olmak! Boşluk olup alan açmak, alan tutmak Aşk mabedine, Kâbene…
    Yok olup en duru, en saf, en berrak… haline, Aşkın Sırrına erip, Aşka Sırlanıp Rabbine Ayna Olmak!
     Boşluklara akar her şey, yaşam kendini gösterecek boş sayfaları arar kelâm olup, yazı olup aksın diye.
    Sen Olan Aşk mabedinde ( Kâbende), Aşkınla, Aşkınlığınla öyle bir titreş ki, sen olan her şey ve de herkes Semâya( Semâna) teslim olsun.
     Herkes kendini gösterecek ayna arar; bilmek, bilinmek, görmek, görülmek, beğenmek, beğenilmek…için. Kâinat da her şeyin bilinmek istemesi, Yaradan’ın isteğinin yansımalarıdır.
Nitekim; ‘’ Ben gizli bir hazine idim, bilinmek istedim, mahlûkatı yarattım’’ ‘’ Mahlûkatı yarattım ki, bana bir ayna olsun ve o aynada cemâlimi göreyim’’ demiştir.
     Sen ayna ol ki Rabbim en güzel sûretini sende göstersin. Sen bomboş bir levha ol ki Levh-i Mahfuz senden zuhur etsin!
     Edebine ( Gönül Aynana) Ayan Olsun Yaradan!

12.02.1018
22.40



12 Şubat 2018 Pazartesi

Sura Üfleniyor



    Sura üfledi İsrafil,  Meryem Suna suretinde.  Kıyam edip karanlığımıza, gaflet uykularından uyanıp nûra gark olmamız, nûr ile yücelmemiz için.
    Rahman olup Ademi Ademliğine ve de Havvasına uyandırıp, cennet alemini yeniden başlatmak için.
     Erenler, evliyalar, veliler, nebiler, …cümle Alemi nûrlar her an,  her yerden, her şekliyle üflüyorlar. Nefesleriyle ‘’ uyan ey uykusu ağır gözlerim uyan’’ diyorlar. Kıyamet günüdür. Gün bu gündür, an bu andır.
‘’OL’’ diyen Adem sensin.
 Alemin alemlerin Ademi sensin.
 Sen Alemsin, Adem Sensin.
     Cennetin kendisiyken, oldurmanın zamansal Arafında cehennemini yaratan da sensin.
Üflenen ılık nefesle kendini dondurduğun Araf cehenneminden çözül, gözlerinin perdelerini aç nûra.
   Evet şuan araladığın perdelerinin ışığıyla mabedine dolan nûr gözlerini ağırlaştırmakta. Gözlerin ağırlıklarından, karanlıklarından, balçıklarından aralanmakta. Ne kadar güç olsa da , ağır gelse de kırpıştır nûra, o nûr olan nûr bakan gözlerini.
Yeniden doğuş bu, karanlığından nûruna uyanış bu, gözlerinin cennetine uyum kırpıştırışları bunlar. Kepenkleri kaldırmak ağır gelse de, yılmadan sonuna kadar ‘’BİR’’ hamlede kaldırıp tüm Kabeni nûra gark etmeye değer.
 Cennetine açılıyorsun kolay mı?:)


11.02.2018
18.25
Meryem Suna’ dan esinlenerek
Eve dönüş yolunda.




6 Şubat 2018 Salı

NÂR dan NÛRa




      Ateşe, ateşlere attım kendimi, ne kadar neşterlenmesi gereken yerlerim varsa, teker teker soktum çıkartım bıçağı kestim kellelerini nefs başlarımın; sevilmek, beğenilmek, arzulanmak, istenmek, görülmek, övülmek, yerilmek, küçümsenmek, alay edilmek, incitilmek, rededilmek, hiçe sayılmak… her ne varsa beklentiye, kurguya, isteğe dair hepsinin başları belirdikçe kelleleri alındı.
      Meğer hiçe sayılmak hiçleşmenin Azrailiymiş. Tüm nefsani duygu ve düşüncelerin baş kesicisiymiş Aşk ile. Meydanı Hiç edip Hep’e uyandırmak ‘’Hep’’ eylemekmiş amaç. Övgünün de yerginin de ötesine geçmek; ikilik nârında yanarak HEP BİRlik diyarına geçebilmekmiş amaç.
      Şimdi bu ağır neşterlenmenin yoğun bakımında alevler içinde yatmaktayım. Bu alevler ki aynı zamanda nefs başlarının gitmek bilmeyen çığlıklarıydı.
     Nârları Nûr etmeye talip olduğumdandır yanışlarım. Sığındığım Yaradanımın Nûrudur. O Nûr ki en karanlık kör kuyulardan çekip çıkarandır. Kör kuyulara sokup ışığı Nûru buldurandır.
Şükürle olsun!

Hiçlik nârında yanmadan heplik nûruna erilmiyormuş…^^

05.02.2018
22.00




23 Ocak 2018 Salı

ŞEMS-İ NUR...^^^^

   
    Her şeyi herkesi BİRlediğinde Eliflediğinde, seni gölgeleyen, bulutlarla perdeleyen tüm kılıflarından sıyrılır, güneşin nuruyla sırlanırsın.
     Tıpkı güneşin dik açıyla geldiği ve tüm bedeni sarıp, gölgeni en aza indirdiği gibi, Şems Nuru seni BİRlediğinde, Elif gibi dimdik indiğinde sende tüm gölgelerinden, bulutlu gökyüzünden sıyrılır, sırlar aleminin BİRnuru, billuru olursun...^^^
    İzin ver Şems seni Elif eylesin...^^




geceden sabaha gelen
23.01.2018



20 Ocak 2018 Cumartesi

İÇİMDEKİ DERGAH...^^^^

      Kendi hanenin dergahında çilede, hizmette, aşkta, meşkte, semada, zikirde,... iken ne diye ararsın BİR(olan)zamanların, AN deryalarında ki dergahlarını.
      Her şey sende iken şekilde, biçimde, yerde, zamanda, koşulda,... aradıkların, aradığını bulmaz oldurur. Ayrı gördüğün peşine düştüğün, istediğin, sen iken, kendini kendinden bölüp parçalayıp varlık kazandırdığın yokluksun aslında. Yokluğunu ararken, aramalarınla varlıktasın.
    Dıştaki dergah içteki dergaha ayna olup, aynalığına hatırlatıcıdır ancak.

20.01.2018
01.30




13 Ocak 2018 Cumartesi

YILDIZ TOZU TILSIMI



Şükürlerinde şükürü…^^
Şükürler halinde anda olmak, şükriyat…^^
Seviyor olmanın eminliği, gücü, güveni, cesareti, aşkından hemen sonra, seviliyor olmanın nişanını almışken, şimdi kutsal izdivacındayım sevmenin ve sevilmenin ‘’ben’’ olan varlığım da BİR olup ‘’sen’’le olmanın huzurundayım. Hiç ayrı düşmediğimizin gerçeğine uyandım. Tüm sanrılardan sıyrılarak.
Sen olan bu varlığın varoluş gerçeği Aşkın kutsal BİRlikteliği vücut buldu. Vücuda erdi. Sen olan her zerrem Aşkın nuruyla ışıldıyor şimdi.
Çok öncelerde ‘’Kutup Yıldızı’’ hikayem vardı. Şimdi bu hikaye beden, zihin, ruh BİRlikteliğimde gerçekliğine kavuştu. Hikayenin özünde  birbirini seven iki yıldızın BİRleşmesiyle ortaya çıkan ışıltının muhteşemliği Kutup Yıldızında vücut buluyordu. Yıldızların kesişimi; Aşkın Kutsal BİRlikteliği, dişinin ve erilin Aşk dansıyla ahengiydi.  Şimdi her şey sen olan benden bana da, seven sevilen yıldızlar BİR oldu.
 Kutup Yıldızıyım…^^ yerim, yönüm sen…^^ her şey bu ışıltıyla yol buldu. Yolum oldu. Her şey bu yıldız tozlarının ışıltılı tılsımıymış meğer…^^ her yer, her şey, herkes nurlu yıldız tozu tılsımı…^^
13.01.2018

19.19

9 Ocak 2018 Salı

Sen Olan Sen



Esaretler yaratmışız birbirimize Aşk adına hem de Aşka ihanetin böylesi en büyüğünden. Tutsaklıklar, bağımlılıklar, kölelikler yaratmışız Aşk çatısı altında. Yarattığımız bu düzenekte de günah keçisini yine Aşk ilan etmişiz. Çelişkiler çökertmesi oynuyoruz adeta;)
Aşk varlıklarımızla yücelip, sonsuzluk deryalarına özgürlükle kanatlanıp uçmak varken, prangalar takmışız hiçbir zaman sahibi olmadığımız varlıklarımıza. Neyin korkusu bu? Sahip olmadığımız bir şeyin kaybetme korkusu mu bu yaşananlar? Korktuğumuz, kolladığımız, sakındığımız, ötekileştirdiğimiz diğer biz yanımız değil mi? Kendinden mi sakınıyorsun yoksa her şeyi? Sınırları kendine mi koyuyorsun yoksa?
Evrendeki her şey ve herkes seni muhteşem doğanla buluşturmak, Aşk varlığınla kavuşturmak için uğraşıyor. Onlara teşekkür edip, gösterdikleri şeyi görmeye çalışacağına, kör olup gerçekliğine, etrafına küsüyorsun. Kendini kendinden bölüp parsellere ayırıyor, kendin diye sandığın parçanı çitlerine hapsediyorsun. Kendine habersizce.
Yaşadığın, deneyimlediğin her şey ve herkes ‘’sen’’ olan ‘’sen’’. Peki neden? Susuzluğunu duyduğun, içinden ve de dışından akan gerçekliğinle BİRleşmen , kavuşman , kutlaman, kutsaman için. Seni senle buluşturmak için Aşkla, Aşkınla, Aşkınlığınla yaşaman için.
Uyan! Kıskanılacak, korkulacak, sakınılacak, sahiplenilecek, bir şey yok! Kendi kendine yarattığın ayrıştırmaların illüzyonu içine düşmüşsün, şaşı görüyorsun üstadın dediği gibi. BİR et her şeyi ve herkesi muhteşem varlığında. Nefeslen, nefesle çek tüm varoluşu içine. Aşkla nefeslen, her nefeste öl ve doğ, al ve ver, sevil ve sev. Sevmenin ve sevilmenin eminliğinde, cesaretinde, yüceliğinde, BİRliğin AŞKında Kal!

                                                                                                        22.36

3 Ocak 2018 Çarşamba

2017 den Mezun Olurken;)


Kendimi okur yazar oldum;) sanırım ilk okulu bitirdim;) daha yolum uzun…^^ yol güzel, yolda olmak güzel, her şey herkes süprizli mucize;)
Attığım her adımı kendime adadım, aşka adadım. Çok önceleri hızla giden bir trendeydim, baktım ki yol bu yol değil. Ben değil tren gidiyor hayatın belirlediği rotaya doğru. Attım kendimi kapıdan dışarı. Savruldum önce sonra yolumu buldum su misali;) niyetim aşkın gerçekliği, sadıklığı olunca kapılar açılı verdi bir bir, her bir kapı beni bana getirdi. Anladım ki açık olan kapıya girebilmek için kapanıyordu bir diğer kapı ve her biri ışıklı yola açılıyordu.
Şimdilerde bir bir açılan kapıların sonunda ki ışıkla kavuştum. Önce yansıması gözümü aldı çekti beni. Bir baktım aynaydı yolda duran, aynada yansıyan ‘’ben’’, meğer girip çıktığım her kapıda kabuklarımdan sıyrılıp ışık varlığımla, özümle buluşmuşum, meğer ben senmişim, seninmişim, içiçeliğin güzelliğinde nurmuşum, ışıkmışım, Aşkmışım ‘’gerçek aşk’’ diye yollara attığımda bulduğum kendimmişim. Benden içeri benden dışarı akan imiş her şey herkes. Peşinde  koştuğum kendimmişim meğer;) kavuşturana şükürler olsun, aynayı yüzüme tutup yansıtana şükürler olsun. Beni bana beni sana kavuşturana şükürler olsun! Meğer hep seviliyormuşum en az sevdiğim kadar. Bunu anlayabilmek için yollara koyulmuşum. ‘’seviliyor muyum acaba?’’nın şüphesi hep içimi kemirmiş, beni benden beni senden uzak eylemiş. Şüphe duydukça, korktukça, güvenmedikçe, hem kendimden hem de senden ayrı düşmüşüm deli gibi seni isterken. Gelgitlerle kendimi bölmüşüm, parçalamışım. Seni ve kendimi hep ayırmışım başka yerlere başka zamanlara ötelemişim. Oysaki ne kadar yakin iken sen bende ben sende iken ANnın sonsuzluğunda BİRlikte iken. Çok şükür beni yanılsama döngüsünden çıkarana, gerçeklik dünyasına buyur edene, layık eyleyene, layık olana oldurana şükürler olsun!
Neye sadık olduğunun bilincinde, idrakında, halinde El Emin, El Vedüd, El Kadir… olmanın netliği ve cesaretinde parlamak…^^
                                                                                     24.12.2017
                                                                                      22.44

An’ın içinde An da kal! ANnın sonsuzluk noktasında.
Aşk olan Aşk merkezinde, sevdiğinin ve sevildiğinin Eminliğinde Aşkınla kal!
Kendi öz Aşkınla Aşkınlığınla ak duru bir su gibi.
Aşk Balında kal!
Akmanın tazeliğinde, yenilenmesinde ışıl ışıl mıknatıs gibi çek cümle erenleri.
Aşk ol! Aşkla çek! Çekmenin ve Aşkla yakmanın huzurunda kal! Huzur ol! Huzurda  ol!
Çabasız duru bir akış ol!
                                                                                         17.12.2017
                                                                                           Şeb-i Arus

‘’ Yaşamak sıkı sıkıya tutunmakla, bırakıvermek arasındaki denge, bırakıver ki özgür kalasın ‘’ demiş Mevlana. Özgür kalasın ki Aşk kanatlarını takıp ummanlara dalasın. Aşkın köleliğinden sıyrılıp, Aşk sarayına sultan olasın.
                                                                                        19.12.2017
                                                                                                18.38
Ey Aşk! Kalbimi minik serçe gibi çırpıştırıp, yerinden çıkıp kalbine uçacak gibi nefeslendiren…^^
Ey Şems gözlü sevgili! Bakışlarınla yüreğimin serçesini sakinleştiren, Eminliğin Huzuruna davet eden.  Aşka imanın cesaretine büründüren, Aşkın Aşkınlığında duru berrak bir su gibi salındıran. Aşkın teknesinde, Aşk dengesinde AN deryalarına özgürlüğe yelken açtıran.
Gayretin, Eminliğin, Cesaretin, Netliğin Selametinde Yürüten…^^
Sonsuz Şükürler Olsun!
Önce seviyor olmanın mühürünü verdin elime, şimdide seviliyor olmanın mühüründeyim.
Aşk ile hüü…^^
                                                                                           19.12.2017
                                                                                               18.30 Şeb-i Arus dönüşü

Sen kendine sadık oldukça Aşk da sana sadık. Sen böldükçe, ayırdıkça, başkalaştırdıkça çoğaltıyorsun mesafeyi, zamanı uzatıyorsun. Kabulde, kendi bünyende BİR edip hazmettikçe göreceksin ki çokluk diye bir şey yok. Hepsi sendeki BİRlik, hepsi sen olan sen, hepsi Aşk. Hepsi sende BİRlenip Aşk ile parladıkça Maşuğun gözlerinin içine bakıyor olacak sen sen Aşk Aşk…^^ Aşkın BİRliği Aşkın Sadakati ışıldayacak sonsuzluğun içinde AN deryasında.
                                                                                             24.12.2017
                                                                                             23.39