6 Haziran 2020 Cumartesi

Zül Celali Vel İkram



Zül den, Celal den geçmeden, anlaşılmıyor vel ikram olduğu. Geçeceksin, tanıyacaksın, anlayacaksın ki, yaşayıp kucaklayacaksın ki ne büyük bir ikram ne büyük bir lütuf olduğunu. O lütuf sayesinde seni sen eylediğini, özüne cevherine kavuşturduğunu göreceksin.
Bir sen var senden içeriyi görebilmenin, anlayabilmenin yolu; yaşadığın ‘’zul’’ lerin, karanlıkların, olumsuzlukların adına her ne dersen de geçtiğin dar(kabıt) boğazın hizmeti, taşıyıcılığı, öğreticiliği… şefkatin, merhametin, anlayışın, zarafetin, kibarlığın, latifliğin ile kucaklayıp anlayabilmende.
O zaman anlıyorsun her şeyin ikram, nimet,  lütuf olduğunu. Kahrın da lütfun da Bir olduğunu. Öyle sözde değil, özde yaşamadan, geçirmeden, geçmeden benliğin  o dar boğazından(kabıttan) anlaşılmıyor O ikram, O Fettah.
Tıpkı aydınlığın, ferahın, lütfun anlayışla kucaklandığı gibi karanlığın da, zulmün de, kahrın da, narın da içindeki zarafetinin, huzurunun, dinginliğinin, koruyuculuğunun, asaletinin… keşfedilip, anlaşılmaya, sevgiyle onurlandırılmaya ihtiyacı var.
İşte o zaman İlahi Tevhid içte ve dışta hakikate erer. Vuslat vasıl olur.
 Her şeyin ve herkesin lütufluğu, varlığındaki gizli hazineye ulaştıran(kavuşturan) bir Burak olur.
04.44-05.01
23.05.2020 





3 Haziran 2020 Çarşamba

Hakkım



Hakkımı ve hakikatimi bilince, hakkım olanı davet ediyorum gönlümce. Biliyorum ki hakkım olanda hakedişimi bekliyor. O yüzdendir kimse kimsenin hakkını, kısmetini yiyemeyişi, eline geçiremeyişi. O yüzdendir aslında yarışılacak, kıyaslanacak, kıskanılacak bir şeyin olmayışı. Çünkü herkes hakkı olanı alıyor. Hakikatinin gerçekliğini yaşıyor, yaşatıyor.
20.05.2020
04.57



1 Haziran 2020 Pazartesi

İçimdeki tanrıça


İçimdeki tanrıça gösteriyor bana zarafetini. Zarafetinin eminliğinde, nezaketinde, latifliğinde(letafetinde). Bir tüy gibi hafifliğinin güçlü, kudretli, net duruşu ve istikametteki adımlarıyla beni hizasına çekip, Tevhid-i kavuşum’a davet ediyor.
İçimdeki Tanrıçayla hizalanıp kavuşumum, Tanrıyla vuslatımdır(kavuşumumdur). Okyanustaki su zerresi misali. Su zerreciğinin aynı zamanda okyanus olduğunu bilmesi gibi. Tanrı benim içimde, ben Tanrının içinde. ‘’Bir ben var benden içeri’’ deyişi Yunus'un bundandır. Bir ben var benden içeri,  benden dışarı beni hem sarıp sarmalayan, hem de beni ben eden, beni benden de eden…
20.05.2020
04.48-05.17




31 Mayıs 2020 Pazar

19 mayısa dair



Önünde, ardında, sağında, solunda hiçbir şüpheyi yoldaş edinmediğin, emin, net, kesintisiz adımlarla yürüdüğün aşk yoludur kurtuluş, kavuşum.
19.05.2020
01.23



Lütuf


Lütuf I
Varlığıyla bana; hizmet etme, merhamet gösterme, şefkat duyma, sabırlı olma, huzurda olma, anlayışlı, kibar, zarif olma, sükutta  olma… lütfuna imkan sağladığı için anneme minnettarım, şükran duyuyorum.
İçimdeki Tanrıçayla kavuşmama ve bu halimle yaşamama,  derinimdeki gizli cevherimi açığa çıkartıp, onu parlatmama imkan yaratan anneme, annem aracılığıyla bana derinden yol gösterip, beni tanrıçalığıma açan, kavuşturan Yaradan’ıma, Rabbime şükürler olsun.
Zorda olsa, zorlansam da, düşüp, kalksam da, kimi zaman hal yoluna girip, kimi zaman şaşsam da her daim, her koşulda yardım ipini uzatıp, kör kuyularımdan beni ışığına çeken Tanrımın ellerini minnetle, şükranla, aşkla öperim.
00.35
18.05.2020                                          
Lütuf II
Aslında benim, senin, onun… yaptığı bir şey yok. Lütfedildiği, sunulduğu, nasip edildiği için, yapıyor ediyor sanıyorsun. Aslında her şey sana sunulan bir lütuf. Dilenci örneğinde olduğu gibi; onun varlığı sayesinde sen yardım edebilme, şefkatini, merhametini sunabilme imkanını yaşıyorsun. Onun varlığının lütfu sana bunları yapmana imkan sağlıyor. Evrendeki her şey gibi. Tabi aynı zamanda senin, benim varlığımda başka şeylere, başka insanlara varlıklarındaki öze ulaşabilmeleri için bir lütuf.
Lütuflar dünyasındayız. Yaradan’ın lütfuyuz.
20.05.2020
04.57




29 Mayıs 2020 Cuma

An dan içeri



Can=canan; C+AN= C+AN+AN; Anlar Bir olmuş Canın içinde, An var An’nın içinde Canan olmuş.
Cananın içinde Can, sevileni seven de AN.
Canan’nın içinde bir Can, Can’ın içinde bir Can, C.C’HU(Celle Celaluhu yu) AN.
Her AN içinde Allah deyu Akan , AN ırmaklarıdır ‘’O’’ KAN!
‘’K’’erim  olan Allah’ı ‘’AN’’
Ne sanırsan san, senin ‘’Z’’AN’nın da ki Zül Celali Vel İkram’ı ‘’AN’’

10.05.2020
23.35- 00.02


27 Mayıs 2020 Çarşamba

Can’a dair



 ‘’Can’’nı  ‘’an’’da bilmeyen, Cananın hasretinde. Can olup’’ an’’nın kıymetiyle, cananın vuslatında. Seven(can) olunca hakkıyla, sevilende(canan) oluyorsun hakkınla. Kaçınılmazdır kavuşum Cananın içinde ‘’Can’’ olunca. Can’nını bilen Cananını da bilir nede olsa…
Candır canana erdiren
Candır canandan da ettiren!
Yolu kıldan ince kılıçtan da keskin eyleyen.
Yakin’ni uzak, uzağı yakin ettiren.
Bulduğunu arayan, aradığını bulduran.
05.06
07.05.2020



3 Mayıs 2020 Pazar

Yağmurla gelen

                                                          I

    Yağmurun rahmetini gönlümüze düşürenin kelamından🤲
Abî hayat'tı gayb da, batın da arayan görmeyen göze ayan beyan rahmettir bu!
Sesinin sükûtuyla ruha huzur veren,
Suyun susuza( toprağa) vuslat-ı rahmetiyle gönülleri feraha erdirendir bu!
05.28
03.05.2020



                                                       II
Bildiğin için seçiyorsun, kavuştuğun için şimdi arzuluyorsun. Bilmesen, görmesen, tatmasan daha önceden, şimdi nasıl özleminde, hasretinde, hayalinde olursun ki? 
vuslatı bildiğindendir, nasıl kıymetli bir şey olduğunu, o yüzden yana yakıla tekrar arzulamaktasındır.
  Susuz suyu bildiği içindir, bünyesinde zaten suyu barındırmıştır bir müddet. Ondan ayrı kaldığı için kavuşum isteğiyle ''su'' ''suz'' olmuştur. Bir ve bütünlüğü, tamama erişi, tam oluşu bildiğindendir şimdi duyduğu hasret. 
  Yoksa nasıl seçim yapardık? neye göre seçerdik? Herkes istidadı ölçüsünde seçimini yapıyor. Yani önceden bildiği, tanıdığı şeyleri seçiyor, istiyor, arzuluyor. Ayan-ı sabite( şeylerin Allah katındaki bilgisi)nin ölçüsünde biliyor ve istiyorsun. Bu ölçüye uygun olmayan şeyleri seçtiğinde, hayatı kendine ve etrafına zul ediyor, cehennemini yaratıyorsun. Yoldan şaşmaların bundandır. Oysa ki yolunda, ölçünde olduğunda her şey latif bir şekilde cennetine akmaktadır. istikametinde olmaktır. 
     O yüzdendir yeni bir şeyin olmayışı. Her şey tanıdık ve bildik. Bildiğin içindir dileyişin. O dilediği içindir dileyişin!
Allah kabul etmeyeceği duayı bize ettirmez.
05.54
03052020


      

26 Nisan 2020 Pazar

Tünelin ucundaki ışık



Bu ışık senin ölüyor olduğunu göstermiyor merak etme. Tam tersine doğuyor olduğunu, ilahi varlığının derinliklerindeki serüveninin nihai kavuşumunu gösteriyor. O  aslında hiç de ayrı olmadığın Özdoğan.
Varlığının derinliklerine doğru yaptığın yolculukta, tünel olarak algıladığın darlığın(karanlığın) da sen, tünelin sonunda gördüğün ışık da sen. Biri varlığının karanlık diye adlandırdığın yada gölge tarafların yada negatif yönlerin, ne dersen de hepsi senin hem cehennemin hem de cennete geçiş biletlerin(anahtarların). Onların hizmeti sayesinde o geçiş kapıların görünür olup, açılmaya başlıyor ve yavaş yavaş ışığınla kavuşuyorsun. Aslında bir nevi ölüyorsun doğarken; cehalet cehenneminde kendini öldürürken, cennetin nuruna da doğuyorsun. Bu sancılar ölümün ve doğumun Tevhid sancıları.
Yeter ki karanlıklarına takılı kalma, cehenneminde geçirdiğin süreyi farkındalık ışığınla kısalt. Senin gölge yanların ya da ne dersen negatiflerin dışardan geliyorsa bil ki içerdekini hatırlatıcıdır. İçerden dışarıya yansıyan yardım elleridir. O tünelin sonundaki ışığına kavuşman için senin yarattığın katalizörlerindir(kahramanların) aslında.
Yeter ki onları gör, tanı, bil. O tünelin sonunda gibi gözüken ışığın( nurun) aslında senin ilahi yüreğinin bir feneri. Bu fenerle, sıcacık yüreğinle tüm korkularını, gölgelerini, negatiflerini… küçük bir çocuğa sarılır gibi sarıp sarmala. Nezaketini, kibarlığını, yumuşaklığını, anlayışını, hoşgörünü, aşkını…akıt onlara. Yüce gönlünün sevgi ışığında erit onları.
Ve bir bakmışsın ne tünel var ne karanlık, onlar senin bilinçsiz bakışının körlüğü. Her şeyin altında yatan nimeti göremeyişinin nankörlüğü. İlahi iradenin ışığıyla ışıl ışıl baktığında karanlık olan, örtülü olan hiçbir şeyin olmadığını görürsün. Hepsi Nur’dur senin gibi.
Aslında hiç ayrılmamışsındır ışığından, hep O’nunlasındır, sevilip sevmedesindir sonsuza dek.
Yeter ki bu ayrılık zannın yaratıcısının kim olduğunu bil. Yeter ki bir yandan sevgiye duyduğun korkunun, bir yandan da sevilme özleminin girdabında olanın kim olduğunu gör. Çöz düğümlerini yumuşak, barışçıl bir şekilde. Kabul et sana hep sunulmakta olan, asla esirgenmeyen sonsuz ilahi sevgiyi ve sarıl O’na . O’ndan başka Yar ve Yardımcı yoktur.
Selam olsun El Nur olan varlığına!
Hepimiz can kafeslerimizde esiriz. Bu esaretten ancak ölmeden önce nefsimize ölerek özgürlüğümüze, özümüze, Nurumuza kavuşacağız.
26.04.2020



    

Cesaret bayrağı

Zorlukla BİRlikde bir Kolaylık var.
Zorluklar üzerine üzerine gelip seni donuklaştırdığında, bilki tuzaktasın. O zorluklar seni gayretin cesaretine açmak orda Emin eylemek için geliyorlar ki, teslimiyetin ellerinde kolaylıkla yürüyesin, akasın, çözülesin diye.
Gelen her ne olursa olsun, kimden ve neden geldiğini bilerek, istikametinden sapmadan, emin, net ve kararlı adımlarla gayrette olduğunda, cesaret bayrağı salınır saçlarında. Huzurda korunup kollanmakta olduğunu bilirsin sen olan her şeyin ve herkesin.
MM.Arslan
13.04.2020
21.11
Art by lucy campbell 



4 Aralık 2019 Çarşamba

Kutlu Doğum




    Her şükür eksik kalır, varlığımın varoluşunda ki Kutsiyete!
Hiçbir sözün sığdıramıyacağı Yücelikte bir mesutluk, muhabbet, huzur, güven, Aşk, lütuf, şefkat... deryasında ki şükriyat hali, Hamdu Senalar hali.
    Nasılda sabırla beklemiş "O" olan varlığımla vuslatımızı. Şimdi anlıyorum o denli sabırla Aşkla "O" na kavuşumum için onca sabırdan geçişimi. Meğer bekleyen beklenenmiş. Onca susuzluk "O" danmış. Şimdi hangi şükür anlatabilir onca susuzluğun suyla vuslatını.
  Pir Mevlana derki;
Eğer sen can konağını arıyorsan bil ki sen cansın.
Eğer bir lokma ekmek peşinde koşuyorsan sen bir ekmeksin.
Bu gizli bu nükteli sözün manasına akıl erdirirsen anlarsın ki
Aradığın ancak sensin sen.

Madenci inciyi aradıkça madensin.
Ekmek lokmasına heves ettikçe ekmeksin.
Şu kapalı sözü anlarsan anlarsın her şeyi;
Neyi arıyorsan sen o sun.

Senin canın içinde bir can var o canı ara!
Beden dağının içinde mücevher var o mücevherin madenini ara!
A yürüyüp giden sufi gücün yeterse ara;
Ama dışarda değil aradığını kendinde ara.


Elhamdülillah Varlığıma, Varoluşuma, onca güzelliklerle, onca lütûflarla Yüceltilişime!
04.12. 1973 & 2019

12 Kasım 2019 Salı

KABEMİN




Bugün günlerden "Vav" yani "9"
 Kulluğun tamamlanışı, El Emin (minE)olup, Elif olarak Vav'ın içine girip Vahdet'te Vuslata ermektir.
İman nûruyla doğuşudur, doğumumdur🤲
Sabırla Kâbe Olurum bana Aşkla dönüşüne!
Şükürler Hamdü Senalar Olsun🌹❤🙏
Münire Mine Arslan
09.10.2019
09.00

6 Kasım 2019 Çarşamba

Gün BuGün! Gün Aydın Olsun!




    Gün bugün, bugün İsa'nın ölümünün ve dirilişinin tamama erdiği, İsa ile BİRlendiğimiz "0" (sıfır) noktasının güneşte 6.10(Ekim) miladi başlangıcıdır. Aslında 6.01(ocak) la BİRdir. Bu gün Sırat-ı Müstakimde kavuşum(vuslat), İlahi benlikle hizalanmadır, uyumdur. Bugün Ay'ın 9 Rebiülevvel'i ilk baharıdır, başlangıçtır, canlanıştır, Aşkla can buluşmadır. " Ben her yerdeyim" demeye hazır oluştur.
    Kendi cennetine ulaşmaya, kendi zihninin ve bedeninin sınırlarını aşıp, Vahdet-i Vücût için, Tevhid için, Hâk için, Fettah için içerdeki Fatih uyandı. Ve bilinçlerimizdeki son sınıra Sıdretul Munteha' ya dayandı. Haç zaferi gördü.
    Şimdi hem Haç kervanındayım hem Kâbe'yim, dönen ve dönüştüren Aşk ile. Aşk ile her şeyin huzuruma gelişinin( akışının) huzurundayım.
    Varlığımın Kâbe'liği sarsılmaz BİR Kaledir şimdi  Kalbime

Şükürler, Hamdü Senalar Olsun!
06.10.2019
10.34

29 Ekim 2019 Salı

Hâkkım



Kendi önümde duran, akmayan gölge yanımı kurban edip, İsmail'liğimden geçtim.
Hâk olduğumun, Hâkkın olduğumun gerçekliğine kutsanıp, Hâkkıma kavuştum. Hâk edişimin eli elime, varlığı varoluşuma mühürlüdür artık🙏
Şükürler Olsun!
27.10.2019
Münire Mine Arslan

Boşluk Sıfır Noktası





      '' 0 '' (Sıfır)da kal, İsa'nın doğumu gibi '' 0 ''. Sıfırda(nötr'de) kalmak doğumdur. Başlangıçtır. '' O '' (O'dur) Yaradandır, AN' dır. ANda kalmaktır. Her şeyi sıfırlayıp her An, An be An yeniden yeniden olmaktır, akmaktır. İçindeki vede dışındaki akışkanlığı harekete geçirmektir.
       Lütfûn ve Kâhrın, Cemâlin ve Celâlin, kabulün ve reddin, ışığın ve karanlığın, göksel ve yerselin... Haç gibi, Çarmıh gibi, dualitenin gelgitlerinde tahterevallinin tam ortasında olmak. Vâv ve Elif'in iç içe geçip mühürlendiği boşlukta Vuslat olup, '' O '' olmak.
       Geçmiş ve geleceğin olmadığı sonsuzluk vaktinde Dehr olmak.
        Her  ne oluyorsa ve olmaktaysa ''Kabul ver'' ''Teslim ol'' ve geç, geç ki AN'nın sonsuzluğunda  '' 0 '' (sıfır)lan ve yüksüz bir şekilde ak. Bu boşlukta ve bu hafiflikte vuku bulacak olan tek şey İlahi Aşktır, ''O'' dur, Yaradandır.
         Tıpkı İsa'nın Lütfûn ve Kâhrın tam ortasındaki çarmıha gerilişi gibi, Hâç'ın tam ortasında ''0''(sıfır) noktasından,  sonsuzluğa ulaşmasıdır büyük boşluk.
         Bırak kabın her gün dolup, her gün boşalsın, An be An dolsun, An be An boşalsın. Geçmişi çekiştirme, sonsuz zenginlik olasılığındaki geleceği de düşüncelerinle sınırlama. An'nın süprizlerinde, sürekli şaşır, hayrette kal bir çocuk masumiyetinde. O zaman hayretin kocaman gözlerinden Nur saçılacaktır.
        Boş Ol ki Yaradan doldursun her An seni. Her An yıkasın Kevser sularıyla. İçinde ummanları taşıyan billûr pürû pak bir su tanesi gibi.

Kûn Feyekûn.

22.30
25.10.2019
Münire Mine Arslan   

23 Ekim 2019 Çarşamba

Vuslat




     Ölüyorum doğmak için sana. Can çekişiyor tüm değersizlik içeren deneyim duygularım. Bu sefer beni Cehennem çukuruna çekemiyecekler. Bu seyri sefer soyunuyorum üzerime yapışmış olan değersizlik, önemsizlik, sevgisizlik, ilgisizlik...vb. kılıflarımdan. Hepsine ölüyorum doğmak için sana, Kutsiyetime, Nûruma.
       Ölümüm Vuslatım Öz Varlığımla, Nûr topumla.
       Ölümün sancısı doğumumun sancısı. Varoluşumun önünde duran, üzerime yapışmış hertürlü korku, endişe, beklenti, değersizlik...vb. kirlerinden arınıp, çırılçıplak, ışıl ışıl öz varlığımla Vuslatıma doğuyorum, doğuruyorum.
    Vuslata ermenin özlem sancısı kıvranışlarım.
     Kâbe olup, dönüşüp dönüştürüyorum Semaya.
     Vuslat olgunluğuna erebilmek için yaşanan tüm deneyimler. Vakit geldiğinde doğum kanalının Kabıtlığından, Fettahlığın Muzafferliğine erişimdir Vuslat.
    Lütfûn ve kahrın BİR olan dar boğazından geçip, ummanlara açılmak.

23.10.2019
Münire Mine Arslan

19 Ekim 2019 Cumartesi

Ya Evde Yoksan




     "Vücut iklimimin sultanı sensin" demiş usta. Bu sultana yaraşır bir ev sahipliği yapıyormusun peki? Yada sana bahşedilen bu emanete sahip çıkıyormusun? Bu saraya layıkıyla sultan olabiliyormusun? Bu saraya konuk gelen misafirlerine layık oldukları misafirperverliği gösterebiliyormusun? Kendine ne kadar perversin?( seven, yetiştiren, koruyan) yoksa kendin de sarayda değilmisin? Eğer yok isen ne diye çağırırsın misafirleri? Sonrada gelenlere kabahat bulursun; beni görmediler, anlamadılar diye. Hem çağırıyorsun hemde başka bir yerde onların senin yanına gelmelerini, görmelerini bekliyorsun. Sarayın kapısında layıkıyla, tam bir perver olarak karşılıyormusun geleni? Ne olursa olsun gelenin kim olduğunun farkındamısın?
     Sen sana lütfedilmiş olan bu sarayın sultanlığına vefanı hatırlayıp, sorumluluğunu alıp, sahip çıktıkça, bu sarayın pencerelerinden( gözlerinden) yansıyan Nûru, (gönül) kapını çalan misafirin tanıyacaktır. Çünkü susuzun suya olan hasreti gibi, suda susuza hasrettir. Ruhların birbiriyle kucaklaşması, kavuşumu, perverliği gerçekleşecektir.
     Bizler o yüzden birbirimizin gözlerine bakıp çoğuzaman es geçiyoruz, eşsiz olan bu ruhlarımızı. Sonrada kavuşamamanın, buluşamamanın, yalnızlaşmanın, yabancılaşmanın acılarını çekiyor ve çektiriyoruz. Çünkü bizde evde yokuz. Boş gözlerle boş olan evlerde, boşu boşuna yaşayıp tükeniyor ve tüketiyoruz.
   "Beni görmedi", " beni sevmedi", " beni istemedi" vb. Sözlerle küçük çocuklar gibi mızmızlanıp, merhametin acziyetinde kendimizi haklı çıkarıp pış pışlıyarak, hem kendimizden(evden) daha da uzaklaşıp hemde (gelenleri) uzaklaştırıyoruz.
     Sen eğer bu vücut ikliminin sarayına sultan olmanın olgunluğuna erememiş isen, sarayında değil isen yada perver değil isen, ne diye gönül kapını çalanlara kabahat bulursun be ey güzel?
   Sen evde yoksun O seni nasıl bulsun?;)
Beyhude bir arayış, beyhude bir bekleyiş.
    Sen şöyle verilen Yüce lütfun şanında, izzetinde tahtına Sultan Ol! O zaman o gözlerden parlayan Nûru, gönül sarayının kapısını çalan Eş Sultan nasıl tanımaz ki, öyle bir tanır ki, öyle bir hatırlar ki BİRbirinize verdiğiniz Aşkla Yücelme, Yüceltme sözünü. Bu kavuşum vefadır, vuslattır artık.
 

    Sen Saraya Sultan Ol! Ona eşlik eden belirir.
    Sen Kâbe Ol! Her şey etrafında dönüşür.
   
     " Sür gitsin gönülden gayrıyı, taa tecelli kıla Hâk padişah konmaz saraya, hane mamur olmadan" Sivaslı Şinasi

Not;) Özcan Deniz'in " ya evde yoksan"  ve Elis'in özgün yorumuyla " Vücut iklimimin Sultanı Sensin" parçaları  benden size gelsin;)


18.10.2019
23.09
Münire Mine Arslan
https://youtu.be/Dx0sA0NLH5c
https://youtu.be/DPTG4dEIda8

17 Ekim 2019 Perşembe

Teslimiyetin İlahi Elini Tut

   


     Kendime olan vefamı hatırlamak ve ona sahip çıkıp sorumluluğumu alabilmem içinmiş yaşadığım tüm değersizlik içeren deneyimlerim. İlahi olan bu varlığımın, layık olduğu izzet ve şanı ona yaşatabilmek ve yaşamak içinmiş içine girdiğim tüm zindanlarım, kendime çektirdiğim çile vakitlerim.
     Olur olmaz zamanlarda ve mekanlarda, serçe yüreğimin sabırsız ürkek telaşında kendimi oldurtmaya; sevdirmeye, göstermeye çabalamışım. Çabaladıkça da değerli olan hazinemin kapağını sorumsuzca açıp, bir oyana bir buyana savurmuşum, ya turarsa misali tohum saçmışım verimsiz topraklara, verimsiz zamanlarda. Kendimi yorup, üzüp, değersizleştirip, kendi kuyuma Yusuf eylemişim. Bu gerçeği kabul ederek, yaşadığım tüm değersizlik, yoksunluk, acı.. vb.kuyusundan, kabul merdivenin hizmetiyle yukarı çıkıyorum. Kuyunun da, merdiveninde hizmetini görüp, sevgiyle onları uğurluyorum. Artık size ihtiyacim yok. Beni bana taşıdınız, ulaştırdınız. İlahi öz varlığımla kavuşumumu sağladınız. Ona sahip çıkıp, bu kutsal emanetin sorumluluğunu alıp, yüce şanını taşımamı sağladınız. Teşekkürederim!
   Artık istenmenin ve istenmemenin çok ötesinde her şeyin Tevhid deryasinda eriyip Bir olduğu, Aşk varlığımla seyrü sefadayım. Şükürler olsun!
   Herkesin ve her şeyin zaten sevilesi ve seviliyor olduğu, sevgi olduğu, Aşk olduğu gerçekliğinde. " beni sev" " en çok beni sev" yarışlarına, savaşlarına girmenin manasızlığına aymak. Ortada savaşılacak da, yarışılacak da bir gerçeklik yok. Çünkü herkes gerçek, herkes ilahi, sadece farkındalık farklılıklarının illüzyonunda oyunlar yaratıyoruz. Yine de özümüzde iyi niyetle bu oyunları kurguluyoruz, birbirimize gerçekliğimizi hatırlatalım, vefamızı gösterelim diye. En çokda başrol oyuncusu olan kendimize oynuyor ve oynatıyoruz bu oyunları ki emanet olan bu değerli varlığa yani " kendimize" sahip çıkıp, sorumluluğumuzu alıp, izzetli ve şanlı bir şekilde Yaradana layık yaşayalım diye.
   Buraya vardığımızda artık vakit sonsuzluktur, dinginliktir, ilahi akışla akmaktır, huzurdur, huzurda olmaktır. Dünyasal illüzyonun oyunu olan; çaba, hırs, telaş, beklenti, oldurtma gayesi, " beni sevler" " beni görler", yarışlar, savaşlar...vb. yoktur.
    Burda ahenk vardır, harmoni vardır, dans vardır, ritim vardır, çoşku vardır, Aşk, sevgi, sefkat...vb. vardır. Cennet burasıdır.
    Direndiğiniz her ne varsa hayatta, sizi zorlayan, üzen, inciten, değersizlik hissettiren durumlara...vb. kabul edinin, teslimiyetin ilahi elini tutun. Kendinizi soktuğunuz Yusuf kuyularindan tutup çekin. Cennet vadisinde bolluk, bereket ile şükran ve Hamd ile şakıyın.

Münire Mine Arslan
16.10.2017
12.10

10 Ekim 2019 Perşembe

An bu An

 
 

     Anda olmak kendine ve kendinden olan her şeye yani Yaradana tam bir iman ve eminlikle " Teslim" olmaktır. Olanın( varolanın) hakkını vermektir. Anda olmak özgürlüktür. Cesarettir. Gelen ve oluşagelen her şey bilmediğin bir maceraya atılmak gibidir. Bu Aşk yoludur. Teslim olmanın yoludur. Sahip olmadan, sahiplenmeden, kendi varlığının eşsizliğinin, biricikliğinin farkında, sanatçının yaratımına sahip çıkmaktır, ona layık olmaktır. Anın seni her haliyle sarmalamasına kucak açmak, hemhal olmaktır. Olan her şeye koşulsuzca kabul vermektir.
   Varlığına duyduğun saygı, hürmet ve Aşktır. Çünkü onunla geçirdiğin her şeyde her yerde Onda olmak Onunla olmaktır. Hâk'la olmaktır, anın Hakkını vermektir. Burda sadece gönül gözü görür, sezgiler işitilir, ruh hissedilir. Akıl bu yola amade olmuştur, haddini bilir. Haddini bilen akıl esas akıldır.
    An bilincinde yaşamak imanda olup, önüne sunulan her şeyi hayretin masum gözleriyle, süprizlerin neşesiyle, keyfiyle yaşamaktır. Çünkü oluşan her şey yenidir, sen de yenisindir. Bu yenilik seni hep canlı, ışıltılı tutar, sen ışıldadıkça Rahmet yağar da yağar.
     Anda olmak Dehr'i yaşamaktır. Sunulan her şey veli nimettir, nimetler deryasında teslimiyetle sefa etmektir. Sadece dua, şükür ve iyi niyet vardır. Talip olmak vardır.
      Zamanın illüzyonunda olmak ise; istekli, hırslı, beklentili, kaygılı, kontrolcü, sahiplenici, gerilimli, kararsız...vb.  Cehenneminde yaşamaktır. Burda beddua vardır, talep vardır, niyet bozulmuştur.
      Anda olmak Aşkta olmaktır, Aşk olmaktır, Nûr olmaktır. Sonsuzlukta yaşamaktır. Rabbin izzeti şanına yakışır bir yaşam sürmektir. Tam BİR imandır, Eminlik, cesaret, kudrettir.
     Evet şimdi durup düşündüğünde, diyorsunki; Anın içindeyken aklıma güzel anılar, hayaller de gelicek, o zaman ne yapayım? Canözüm takılı kalma, farkındalığın gözlerinde seyret ve gülümseyerek geç;)
     Hiçbir şeyi de kaçırmazsın meraketme;) her şeyi An'nın kıymetinde, hazzında lezzetinde( Hakkını vererek)yaşarsan, Dehr'in sonsuzluğunda vaktin sana nasılda amade olduğunu, her şeyin yerinde ve vaktinde gerçekleştiğini görürsün.


 Anda olmak kendi merkezinde sema etmektir hayatı.

Anda olmak huzurda olmaktır.

Münire Mine Arslan
10.10.2019
13.00

9 Ekim 2019 Çarşamba

Aşk mayası



 Rahmanım bana Rahim olmayı öğretiyor; Hiçbirşey beklemeden, istemeden sadece yatak olmak, toprak olmak, sıcacık bir kucak olmak, refika olmak. Tıpkı bir annenin beklentisizliğinde rahmine düşen tohumu sevgi ve sefkatiyle yetiştirip, büyütmesi gibi.
Bana anaçlığı öğretiyor. Tarlamı Aşkla sürüp hazırlıyor.
Bu Aşk , sevgi benden bana ise ne diye bazen dıştaki illüzyonların, zanların etkisine kapılıp beklentiye girersin ey gönül!?
Uyan! Sadece sen varsın, sen varsan hersey var. Sen yoksan da yine herşey var. Sonsuzluk deryasında bir yudum Aşk damlasısın. Bu Aşkla çaldığın maya, yine Aşk olup döner deryaya. Cesur ol, Emin ol, Aşk ol, sahip çıķ içinde uyanan Aşk mayasına, çal onu deryaya, denize, taşa, toprağa, havaya, ateşe, zaten Aşk olan her yere. Uyansın tüm Alemler, uyansın ışıksız kalan gönüller. Sen çoştur O coşmasada, sen ak O akmasa da, ... bilki seninle doğar, seninle ölür tüm alemler🙏🌹❤

Münire Mine Arslan
9 Ekim 2019
09.40