29 Ekim 2019 Salı
Hâkkım
Kendi önümde duran, akmayan gölge yanımı kurban edip, İsmail'liğimden geçtim.
Hâk olduğumun, Hâkkın olduğumun gerçekliğine kutsanıp, Hâkkıma kavuştum. Hâk edişimin eli elime, varlığı varoluşuma mühürlüdür artık🙏
Şükürler Olsun!
27.10.2019
Münire Mine Arslan
Boşluk Sıfır Noktası
'' 0 '' (Sıfır)da kal, İsa'nın doğumu gibi '' 0 ''. Sıfırda(nötr'de) kalmak doğumdur. Başlangıçtır. '' O '' (O'dur) Yaradandır, AN' dır. ANda kalmaktır. Her şeyi sıfırlayıp her An, An be An yeniden yeniden olmaktır, akmaktır. İçindeki vede dışındaki akışkanlığı harekete geçirmektir.
Lütfûn ve Kâhrın, Cemâlin ve Celâlin, kabulün ve reddin, ışığın ve karanlığın, göksel ve yerselin... Haç gibi, Çarmıh gibi, dualitenin gelgitlerinde tahterevallinin tam ortasında olmak. Vâv ve Elif'in iç içe geçip mühürlendiği boşlukta Vuslat olup, '' O '' olmak.
Geçmiş ve geleceğin olmadığı sonsuzluk vaktinde Dehr olmak.
Her ne oluyorsa ve olmaktaysa ''Kabul ver'' ''Teslim ol'' ve geç, geç ki AN'nın sonsuzluğunda '' 0 '' (sıfır)lan ve yüksüz bir şekilde ak. Bu boşlukta ve bu hafiflikte vuku bulacak olan tek şey İlahi Aşktır, ''O'' dur, Yaradandır.
Tıpkı İsa'nın Lütfûn ve Kâhrın tam ortasındaki çarmıha gerilişi gibi, Hâç'ın tam ortasında ''0''(sıfır) noktasından, sonsuzluğa ulaşmasıdır büyük boşluk.
Bırak kabın her gün dolup, her gün boşalsın, An be An dolsun, An be An boşalsın. Geçmişi çekiştirme, sonsuz zenginlik olasılığındaki geleceği de düşüncelerinle sınırlama. An'nın süprizlerinde, sürekli şaşır, hayrette kal bir çocuk masumiyetinde. O zaman hayretin kocaman gözlerinden Nur saçılacaktır.
Boş Ol ki Yaradan doldursun her An seni. Her An yıkasın Kevser sularıyla. İçinde ummanları taşıyan billûr pürû pak bir su tanesi gibi.
Kûn Feyekûn.
22.30
25.10.2019
Münire Mine Arslan
23 Ekim 2019 Çarşamba
Vuslat
Ölüyorum doğmak için sana. Can çekişiyor tüm değersizlik içeren deneyim duygularım. Bu sefer beni Cehennem çukuruna çekemiyecekler. Bu seyri sefer soyunuyorum üzerime yapışmış olan değersizlik, önemsizlik, sevgisizlik, ilgisizlik...vb. kılıflarımdan. Hepsine ölüyorum doğmak için sana, Kutsiyetime, Nûruma.
Ölümüm Vuslatım Öz Varlığımla, Nûr topumla.
Ölümün sancısı doğumumun sancısı. Varoluşumun önünde duran, üzerime yapışmış hertürlü korku, endişe, beklenti, değersizlik...vb. kirlerinden arınıp, çırılçıplak, ışıl ışıl öz varlığımla Vuslatıma doğuyorum, doğuruyorum.
Vuslata ermenin özlem sancısı kıvranışlarım.
Kâbe olup, dönüşüp dönüştürüyorum Semaya.
Vuslat olgunluğuna erebilmek için yaşanan tüm deneyimler. Vakit geldiğinde doğum kanalının Kabıtlığından, Fettahlığın Muzafferliğine erişimdir Vuslat.
Lütfûn ve kahrın BİR olan dar boğazından geçip, ummanlara açılmak.
23.10.2019
Münire Mine Arslan
19 Ekim 2019 Cumartesi
Ya Evde Yoksan
"Vücut iklimimin sultanı sensin" demiş usta. Bu sultana yaraşır bir ev sahipliği yapıyormusun peki? Yada sana bahşedilen bu emanete sahip çıkıyormusun? Bu saraya layıkıyla sultan olabiliyormusun? Bu saraya konuk gelen misafirlerine layık oldukları misafirperverliği gösterebiliyormusun? Kendine ne kadar perversin?( seven, yetiştiren, koruyan) yoksa kendin de sarayda değilmisin? Eğer yok isen ne diye çağırırsın misafirleri? Sonrada gelenlere kabahat bulursun; beni görmediler, anlamadılar diye. Hem çağırıyorsun hemde başka bir yerde onların senin yanına gelmelerini, görmelerini bekliyorsun. Sarayın kapısında layıkıyla, tam bir perver olarak karşılıyormusun geleni? Ne olursa olsun gelenin kim olduğunun farkındamısın?
Sen sana lütfedilmiş olan bu sarayın sultanlığına vefanı hatırlayıp, sorumluluğunu alıp, sahip çıktıkça, bu sarayın pencerelerinden( gözlerinden) yansıyan Nûru, (gönül) kapını çalan misafirin tanıyacaktır. Çünkü susuzun suya olan hasreti gibi, suda susuza hasrettir. Ruhların birbiriyle kucaklaşması, kavuşumu, perverliği gerçekleşecektir.
Bizler o yüzden birbirimizin gözlerine bakıp çoğuzaman es geçiyoruz, eşsiz olan bu ruhlarımızı. Sonrada kavuşamamanın, buluşamamanın, yalnızlaşmanın, yabancılaşmanın acılarını çekiyor ve çektiriyoruz. Çünkü bizde evde yokuz. Boş gözlerle boş olan evlerde, boşu boşuna yaşayıp tükeniyor ve tüketiyoruz.
"Beni görmedi", " beni sevmedi", " beni istemedi" vb. Sözlerle küçük çocuklar gibi mızmızlanıp, merhametin acziyetinde kendimizi haklı çıkarıp pış pışlıyarak, hem kendimizden(evden) daha da uzaklaşıp hemde (gelenleri) uzaklaştırıyoruz.
Sen eğer bu vücut ikliminin sarayına sultan olmanın olgunluğuna erememiş isen, sarayında değil isen yada perver değil isen, ne diye gönül kapını çalanlara kabahat bulursun be ey güzel?
Sen evde yoksun O seni nasıl bulsun?;)
Beyhude bir arayış, beyhude bir bekleyiş.
Sen şöyle verilen Yüce lütfun şanında, izzetinde tahtına Sultan Ol! O zaman o gözlerden parlayan Nûru, gönül sarayının kapısını çalan Eş Sultan nasıl tanımaz ki, öyle bir tanır ki, öyle bir hatırlar ki BİRbirinize verdiğiniz Aşkla Yücelme, Yüceltme sözünü. Bu kavuşum vefadır, vuslattır artık.
Sen Saraya Sultan Ol! Ona eşlik eden belirir.
Sen Kâbe Ol! Her şey etrafında dönüşür.
" Sür gitsin gönülden gayrıyı, taa tecelli kıla Hâk padişah konmaz saraya, hane mamur olmadan" Sivaslı Şinasi
Not;) Özcan Deniz'in " ya evde yoksan" ve Elis'in özgün yorumuyla " Vücut iklimimin Sultanı Sensin" parçaları benden size gelsin;)
18.10.2019
23.09
Münire Mine Arslan
https://youtu.be/Dx0sA0NLH5c
https://youtu.be/DPTG4dEIda8
17 Ekim 2019 Perşembe
Teslimiyetin İlahi Elini Tut
Kendime olan vefamı hatırlamak ve ona sahip çıkıp sorumluluğumu alabilmem içinmiş yaşadığım tüm değersizlik içeren deneyimlerim. İlahi olan bu varlığımın, layık olduğu izzet ve şanı ona yaşatabilmek ve yaşamak içinmiş içine girdiğim tüm zindanlarım, kendime çektirdiğim çile vakitlerim.
Olur olmaz zamanlarda ve mekanlarda, serçe yüreğimin sabırsız ürkek telaşında kendimi oldurtmaya; sevdirmeye, göstermeye çabalamışım. Çabaladıkça da değerli olan hazinemin kapağını sorumsuzca açıp, bir oyana bir buyana savurmuşum, ya turarsa misali tohum saçmışım verimsiz topraklara, verimsiz zamanlarda. Kendimi yorup, üzüp, değersizleştirip, kendi kuyuma Yusuf eylemişim. Bu gerçeği kabul ederek, yaşadığım tüm değersizlik, yoksunluk, acı.. vb.kuyusundan, kabul merdivenin hizmetiyle yukarı çıkıyorum. Kuyunun da, merdiveninde hizmetini görüp, sevgiyle onları uğurluyorum. Artık size ihtiyacim yok. Beni bana taşıdınız, ulaştırdınız. İlahi öz varlığımla kavuşumumu sağladınız. Ona sahip çıkıp, bu kutsal emanetin sorumluluğunu alıp, yüce şanını taşımamı sağladınız. Teşekkürederim!
Artık istenmenin ve istenmemenin çok ötesinde her şeyin Tevhid deryasinda eriyip Bir olduğu, Aşk varlığımla seyrü sefadayım. Şükürler olsun!
Herkesin ve her şeyin zaten sevilesi ve seviliyor olduğu, sevgi olduğu, Aşk olduğu gerçekliğinde. " beni sev" " en çok beni sev" yarışlarına, savaşlarına girmenin manasızlığına aymak. Ortada savaşılacak da, yarışılacak da bir gerçeklik yok. Çünkü herkes gerçek, herkes ilahi, sadece farkındalık farklılıklarının illüzyonunda oyunlar yaratıyoruz. Yine de özümüzde iyi niyetle bu oyunları kurguluyoruz, birbirimize gerçekliğimizi hatırlatalım, vefamızı gösterelim diye. En çokda başrol oyuncusu olan kendimize oynuyor ve oynatıyoruz bu oyunları ki emanet olan bu değerli varlığa yani " kendimize" sahip çıkıp, sorumluluğumuzu alıp, izzetli ve şanlı bir şekilde Yaradana layık yaşayalım diye.
Buraya vardığımızda artık vakit sonsuzluktur, dinginliktir, ilahi akışla akmaktır, huzurdur, huzurda olmaktır. Dünyasal illüzyonun oyunu olan; çaba, hırs, telaş, beklenti, oldurtma gayesi, " beni sevler" " beni görler", yarışlar, savaşlar...vb. yoktur.
Burda ahenk vardır, harmoni vardır, dans vardır, ritim vardır, çoşku vardır, Aşk, sevgi, sefkat...vb. vardır. Cennet burasıdır.
Direndiğiniz her ne varsa hayatta, sizi zorlayan, üzen, inciten, değersizlik hissettiren durumlara...vb. kabul edinin, teslimiyetin ilahi elini tutun. Kendinizi soktuğunuz Yusuf kuyularindan tutup çekin. Cennet vadisinde bolluk, bereket ile şükran ve Hamd ile şakıyın.
Münire Mine Arslan
16.10.2017
12.10
10 Ekim 2019 Perşembe
An bu An
Anda olmak kendine ve kendinden olan her şeye yani Yaradana tam bir iman ve eminlikle " Teslim" olmaktır. Olanın( varolanın) hakkını vermektir. Anda olmak özgürlüktür. Cesarettir. Gelen ve oluşagelen her şey bilmediğin bir maceraya atılmak gibidir. Bu Aşk yoludur. Teslim olmanın yoludur. Sahip olmadan, sahiplenmeden, kendi varlığının eşsizliğinin, biricikliğinin farkında, sanatçının yaratımına sahip çıkmaktır, ona layık olmaktır. Anın seni her haliyle sarmalamasına kucak açmak, hemhal olmaktır. Olan her şeye koşulsuzca kabul vermektir.
Varlığına duyduğun saygı, hürmet ve Aşktır. Çünkü onunla geçirdiğin her şeyde her yerde Onda olmak Onunla olmaktır. Hâk'la olmaktır, anın Hakkını vermektir. Burda sadece gönül gözü görür, sezgiler işitilir, ruh hissedilir. Akıl bu yola amade olmuştur, haddini bilir. Haddini bilen akıl esas akıldır.
An bilincinde yaşamak imanda olup, önüne sunulan her şeyi hayretin masum gözleriyle, süprizlerin neşesiyle, keyfiyle yaşamaktır. Çünkü oluşan her şey yenidir, sen de yenisindir. Bu yenilik seni hep canlı, ışıltılı tutar, sen ışıldadıkça Rahmet yağar da yağar.
Anda olmak Dehr'i yaşamaktır. Sunulan her şey veli nimettir, nimetler deryasında teslimiyetle sefa etmektir. Sadece dua, şükür ve iyi niyet vardır. Talip olmak vardır.
Zamanın illüzyonunda olmak ise; istekli, hırslı, beklentili, kaygılı, kontrolcü, sahiplenici, gerilimli, kararsız...vb. Cehenneminde yaşamaktır. Burda beddua vardır, talep vardır, niyet bozulmuştur.
Anda olmak Aşkta olmaktır, Aşk olmaktır, Nûr olmaktır. Sonsuzlukta yaşamaktır. Rabbin izzeti şanına yakışır bir yaşam sürmektir. Tam BİR imandır, Eminlik, cesaret, kudrettir.
Evet şimdi durup düşündüğünde, diyorsunki; Anın içindeyken aklıma güzel anılar, hayaller de gelicek, o zaman ne yapayım? Canözüm takılı kalma, farkındalığın gözlerinde seyret ve gülümseyerek geç;)
Hiçbir şeyi de kaçırmazsın meraketme;) her şeyi An'nın kıymetinde, hazzında lezzetinde( Hakkını vererek)yaşarsan, Dehr'in sonsuzluğunda vaktin sana nasılda amade olduğunu, her şeyin yerinde ve vaktinde gerçekleştiğini görürsün.
Anda olmak kendi merkezinde sema etmektir hayatı.
Anda olmak huzurda olmaktır.
Münire Mine Arslan
10.10.2019
13.00
9 Ekim 2019 Çarşamba
Aşk mayası
Rahmanım bana Rahim olmayı öğretiyor; Hiçbirşey beklemeden, istemeden sadece yatak olmak, toprak olmak, sıcacık bir kucak olmak, refika olmak. Tıpkı bir annenin beklentisizliğinde rahmine düşen tohumu sevgi ve sefkatiyle yetiştirip, büyütmesi gibi.
Bana anaçlığı öğretiyor. Tarlamı Aşkla sürüp hazırlıyor.
Bu Aşk , sevgi benden bana ise ne diye bazen dıştaki illüzyonların, zanların etkisine kapılıp beklentiye girersin ey gönül!?
Uyan! Sadece sen varsın, sen varsan hersey var. Sen yoksan da yine herşey var. Sonsuzluk deryasında bir yudum Aşk damlasısın. Bu Aşkla çaldığın maya, yine Aşk olup döner deryaya. Cesur ol, Emin ol, Aşk ol, sahip çıķ içinde uyanan Aşk mayasına, çal onu deryaya, denize, taşa, toprağa, havaya, ateşe, zaten Aşk olan her yere. Uyansın tüm Alemler, uyansın ışıksız kalan gönüller. Sen çoştur O coşmasada, sen ak O akmasa da, ... bilki seninle doğar, seninle ölür tüm alemler🙏🌹❤
Münire Mine Arslan
9 Ekim 2019
09.40
22 Eylül 2019 Pazar
Aşkın Sesi...
Neydi Aşk? Diye sordum sessizliğin umutla bekleyişinde.
Eminlikte kal dedi ve devam etti;
Aşkına sahip çık. İçinde tomurcuklanmış olan o masum Aşka sahip çık, ona güç ver, o senin sevgine, ilgine, ona olan inancına muhtaç. O daha bir bebek, senin sütüne, sevgine muhtaç. Kucakla onu, sar sarmala göğsünde. Yalnız bırakma onu. O ilahi lütfa şükret, layık olduğu lütufla lütuflandır.
Korku ve endişeye yer bırakma aranızda. Sen ona layık, o da sana layık, onun sorumluluğunu alabilecek güçte ve kudrette yetiştirildin bugüne dek, hep bunun hayalini kurdun bu kavuşum halini arzuladın. Al işte sunuldu sana, kabul et, o senin sende onun bu emanete sahip çık layıkıyla.
Aşkla yüceltildin, Aşkla yücel ve yücelt.
Korkan endişe eden, incitilme hayali kuran bilki egon, alışıla gelmişlere çekmeye çalışıyor seni, düşme İblisin inine. Yüreğine ekilmiş olan o tohum tomurcuklandı emin ol, ona gereken özeni göster. O senin sende Onun, O sende sende Ondasın. BİRsiniz, asla ayrı olmadınız. O tomurcuklanan Aşk senin, Aşk yücelişin, Aşkla tazelenişin, Aşkla parlayışın. Senden asla ayrı değil, " O" sensin. Ondan nasıl kuşku duyarsın, ya beni istemezse, hazır değilse? diye. Sen hazırsan O hazır, sen istersen O da ister. O senin içinde büyüyen, yücelen bir Nûr. Senden hiç ayrı olmadı, artık uyan ve sahip çık Aşkına, her şey senden sana bunu biliyorsun keza.
Kalbinde doğan ve yücelen bu Nûra bu Aşka inancın, sadakatin, istikrarın, eminliğindir imanın.
Bunları işitince kendimi şu an ipi çekip hizaya getirmiş gibi hissediyorum. Sanki ipin ucu dışarda Aşk aynamdaydı, hafif ipi kendime çeker, hafif bırakır, hafifte ne olduğunu bilmez haldeydim. Şimdi şuan anlıyorum ki O ip ve ipin ucundaki benden ayrı sandığım ama yinede tuttuğumu düşündüğüm Aşk " Ben" benim içimde gönül sarayımda. Ne ip var nede ucundaki; onlar ayrılık zanlarının bana oynadığı illüzyonlar. O benim Aşk varlığımın, varoluşumun ta kendisi, Işığım, Nûrum, Aşkım.
Sahip çıkıyor ve sorumluluğumu alıyorum. Benim güzel Sevgilim, Aşkım, Nûrum, Varlığım, Canım, Yoldaşım, Dostum, Eşim, Erilim, Dişilim,Erkeğim,Kadınım, Karım,Kocam...Varoluşum.
Şükürler olsun BİRliğimize, kavuşumumuza.
Dıştaki beyhude bekleyişlere, aldanışlara, kırılışlara, acılara, nefretlere, kıskançlıklara.. son!
Dışa bakan yanılır. Dışta arayan yanılır. Ne varsa ben olduğum için var, bu eşsiz varlığımın içinde olduğu için var.
Eskiyle ilgili tüm aldanışlarıma, acılarıma, anılarıma, hüzün birikintilerime son! Onlar beni benden ayrı tutmaya, bizi ayırmaya çalışan birikinti yakıtları adeta, onlar dualitenin varlığındaki bilinç deneyimleriydi. Hepsi bitti, miyadı doldu.
Vakit Vuslat, Vakit İzdivaç, Vakit Cennet!
Şükürler Olsun!
Elhamdülillah.
22.30
19.09.2019
Münire Mine Arslan
"Severim ben seni candan içeri
Yolum vardır bu erkandan içeri
Yolum vardır bu erkandan içeri
Beni bende demem bende değilim
Bir ben vardır bende benden içeri
Bir ben vardır bende benden içeri
Nereye bakar isem dopdolusun
Seni nere koyam benden içeri"
Seni nere koyam benden içeri"
Yunus Emre
19 Ağustos 2019 Pazartesi
Minnet Eylemem!
Eflatun derki;
‘’ Kimseye kendinizi ‘’ sevdirmeye’’ kalkmayın!
Yapılması gereken tek şey kendinizi ‘’ sevilmeye’’
bırakmaktır.
Önemli olan; hayatta ‘’ en çok şeye sahip olmak’’ değil, ‘’
en az şeye ihtiyaç duymaktır.’’
Fark ediyorum da çocukluğumdan beri annem beni sevsin, babam
beni sevsin, etrafımdakiler sevip ilgi göstersin diye diye uğraşıp yormuşum
onca vakit kendimi. Yordukça da değersizleştirmişim zenginliğimi.
Görmeyen göze beni gör, duymayan kulağa beni duy,
hissetmeyen yüreğe beni sev… demek ne beyhude bir uğraş yılların harcandığı.
Sevilesi varlığımın yüceliğine erişmek için onca ‘’beni sev’’
yolunu tırmanmak gerekiyormuş demek;) çok şükür ki yolun yarısındayken bir
aydınlanma geldi;) sevilesi, görülesi, bilinesi varlığımın eşsizliğine,
biricikliğine, zenginliğine, nimetine, hikmetine…
Şimdi kendimi bilgenin de dediği gibi ‘’ sevilmeye’’
bıraktım, gören, duyan, hisseden, koklayan, tadan, yaşayan ve yaşamayı bilen
varlığa, varlıklara.
Yine şimdi anlıyorum Celallini
; denizlerin, rüzgarın, ateşin, toprağın, varlığın, varoluşun Celalini.
Yaradanın ‘’ İstedim ki bilineyim’’ nidası duyulmayınca, görülmeyince…
kendini Celaline çekerek, Celaliyle yine de gül Cemalini göstermek istemekte
yaşayan ölülere.
Onca vaktin sevgisizlik, değer bilmezlik yükünü, kirini…
Celaliyle üzerinden silkeleyip atmakta, atarken de, bizi de silkelemekte belki
ayarız diye sevgiye, varoluşa ve varlığımızın hakikatine verdiğimiz değere.
Celalin içinde lütuf, lütfun içinde Celal!
Kabuğun içinde ki inci tanesi misali.
Zü’l- Celal-i Ve’l İkram !
HU…
Celal ile Celallenmek değil, önünde saygıyla, sevgiyle,
aşkla hürmet etmek, onu dinleyip anlamak, kabul etmek, onurlandırmak gerekir
ki, kabuğunun içindeki inciyi sana
göstersin.
Livaneli ‘nin de dediği gibi ‘’Dünyayı güzellik kurtaracak,
bir insanı sevmekle başlayacak her şey…’’
Sevilmeyi beklemiyor, sevilmeye ‘’bırakıyorum’’ kendimi!
Çünkü zaten sevilmedeyim, sevmedeyim, korunup
kollanmaktayım, gözbebeğiyim, Nuruyum, Aşkıyım, balıyım, Sultanıyım…^^
Lütfun da BİR kahrın da BİR.
Celalin de BİR Cemalin de.
Minnet eylemem görmeyene, kadir kıymet bilmeyene..
( Selam Olsun Nesimi'ye)
( Selam Olsun Nesimi'ye)
Kimi deli der kimi veli,
Kim ne görürse onu der!
19.08.2019 da gelenler…^^
Münire Mine Arslan
14 Ağustos 2019 Çarşamba
Teslimim Varoluşuma
'' İstediğimi sandığım şeyin peşinden koştuğumda günlerim acı ve kaygı içinde yanıyor.
sabrımla oturduğumda ihtiyacım olan şey bana akıyor ve hiç acı yaşamıyorum.
Bundan şunu anlıyorum; istediğim o şey de beni istiyor, beni arıyor ve beni kendine çekiyor.''
Mevlana Celaleddin Rumi.
Rabbim her daim sabrın selametin de yaşar eylesin...
Teslimiyete varmak, Yüceliğine erişmektir!
Kim olduğunu, hakikatinin ne olduğunu bilmek, eminliğin sarsılmaz Kabe' sinde seni dimdik Elif eyliyor. Bu Elif' liğin yüceliğinde, istediğin her şeyin kendiliğinden huzuruna serilip gelmesinin görkemli ihtişamı karşısında boynunu eğip, Şükriyatın ''Vav'' ı olmaktan başka bir güzellik kalmıyor. Her şey güzellik her şey cennet oluyor.
İnsan oğlu varoluşunun hakikatini bir anlasa, rüzgarla boğuşmaktan, suyun tersine yüzmekten, boşa kürek çekmekten...vb. vazgeçer.
Her şey olmakta ve oluşmakta, bu sır bütün varoluşun içinde. Bunu bilip bu gerçekliğe teslim olup kucaklaştığımızda, istediğimiz her neyse onunda bizi istiyor olmasının güvenli kavuşumu içinde eriyip, O da bizim içimizde eriyip yok olmakta. Varoluşun Yokluğu, dayanılmaz hafifliği bu olsa gerek;)...^^
12 Ağustos 2019
15.35
Münire Mine Arslan.
sabrımla oturduğumda ihtiyacım olan şey bana akıyor ve hiç acı yaşamıyorum.
Bundan şunu anlıyorum; istediğim o şey de beni istiyor, beni arıyor ve beni kendine çekiyor.''
Mevlana Celaleddin Rumi.
Rabbim her daim sabrın selametin de yaşar eylesin...
Teslimiyete varmak, Yüceliğine erişmektir!
Kim olduğunu, hakikatinin ne olduğunu bilmek, eminliğin sarsılmaz Kabe' sinde seni dimdik Elif eyliyor. Bu Elif' liğin yüceliğinde, istediğin her şeyin kendiliğinden huzuruna serilip gelmesinin görkemli ihtişamı karşısında boynunu eğip, Şükriyatın ''Vav'' ı olmaktan başka bir güzellik kalmıyor. Her şey güzellik her şey cennet oluyor.
İnsan oğlu varoluşunun hakikatini bir anlasa, rüzgarla boğuşmaktan, suyun tersine yüzmekten, boşa kürek çekmekten...vb. vazgeçer.
Her şey olmakta ve oluşmakta, bu sır bütün varoluşun içinde. Bunu bilip bu gerçekliğe teslim olup kucaklaştığımızda, istediğimiz her neyse onunda bizi istiyor olmasının güvenli kavuşumu içinde eriyip, O da bizim içimizde eriyip yok olmakta. Varoluşun Yokluğu, dayanılmaz hafifliği bu olsa gerek;)...^^
12 Ağustos 2019
15.35
Münire Mine Arslan.
10 Ağustos 2019 Cumartesi
Bekleme yapma.
Allah'ın sonsuz hazinesinde nice güzel olasılıklar var iken, beklentilerle ne diye bu süprizlerin önüne geçeriz ki?
Beklemek durmaktır. Durağanlık hakiketimize aykırıdir. O yüzden de kimse beklemeyi ve bekletilmeyi sevmez. Her şey akmaktadır.
Beklentisizlik akışta olmaktır. Olan her şeyin tadına doyum olmaz gelişini, süprizlerini sevinçle, neşeyle, onurlanarak onurlandırarak karşılamaktır. Yağan lütufları görüp çoşabilmektir.
Bekleyen her şey ve herkes bulanır, bulandırır. Aktıkca temizlenir ve temizler her şey ve herkes.
Zihninin seni geçmiş gelecek göletinde sınırlamasına, bulandırıp, bunaltmasına izin verme. Farket ve harekete dönüştür, ANnın sonsuz sınırsızlığında ak. Denize, deryaya, ummanlara karış. Cehennem çukurundan Cennet bahçene ak. Unutma ki Cennet de Cehennem de senin BİRliğinde, nereye istersen oraya akışkanlık gösterebilirsin.
Elbette düşleyebilir, umut besleyebilir, niyet edebilirsin...vb. yeter ki bunlara saplanıp, tutunup bekleme ( beklenti) yapma.
Hayat trafiğini dinle;) " bekleme yapma ticari" geç diyor;))
9, 10 Ağustos 2019
13.26
Münire Mine Arslan...^^
Beklemek durmaktır. Durağanlık hakiketimize aykırıdir. O yüzden de kimse beklemeyi ve bekletilmeyi sevmez. Her şey akmaktadır.
Beklentisizlik akışta olmaktır. Olan her şeyin tadına doyum olmaz gelişini, süprizlerini sevinçle, neşeyle, onurlanarak onurlandırarak karşılamaktır. Yağan lütufları görüp çoşabilmektir.
Bekleyen her şey ve herkes bulanır, bulandırır. Aktıkca temizlenir ve temizler her şey ve herkes.
Zihninin seni geçmiş gelecek göletinde sınırlamasına, bulandırıp, bunaltmasına izin verme. Farket ve harekete dönüştür, ANnın sonsuz sınırsızlığında ak. Denize, deryaya, ummanlara karış. Cehennem çukurundan Cennet bahçene ak. Unutma ki Cennet de Cehennem de senin BİRliğinde, nereye istersen oraya akışkanlık gösterebilirsin.
Elbette düşleyebilir, umut besleyebilir, niyet edebilirsin...vb. yeter ki bunlara saplanıp, tutunup bekleme ( beklenti) yapma.
Hayat trafiğini dinle;) " bekleme yapma ticari" geç diyor;))
9, 10 Ağustos 2019
13.26
Münire Mine Arslan...^^
4 Ağustos 2019 Pazar
Ağrı Dağı Seferi
Sıdretül Münteha
Sınırlarını genişletmek, varılacak en uç sınıra varmak, illüzyonuna " gerçek değil" sin diyebilmekle başlıyor. O büyülü dünyanın içinden geçip, tüm korkularına, endişelerine, olmazlarına " gerçek degilsin" diyerek, onlara vermediğin gerçekliğin seni yeni mucizelerle dolu dünyana açıyor. Tıpkı Alice harikalar diyarına geçiş yapmak gibi;)
Nerde, nezaman ve nasıl olursa olsun senin akışını durduran her türlü zihinsel endişe ve korkularının, olmazlarının, kötü düşünce alışkanlıklarının ve onların kurduğu senaryolarının icine dal ve onlara dokunarak " gerçek değil"siniz de ve sis perdeni aralıyarak kendi sınırını genişlet, özlediğin öz cennetine var.
Özgerçekliğine verdiğin iman ile yürüdüğün sarp, taşlı, karlı, tüm zorlu yollar bir halı olup önüne seriliyor adeta. Tüm cennet işaretleri de trafik işaretleri misali dogru yolda olduğuna dair sana göz kırpıyor, kah bir kelebek kah kalp şeklinde bir taş olarak beliriyorlar.
Asıl tırmanış zorluk olarak önüne koyduklarını farkedip, onları özüne varışının basamaklarına, Cennet adımlarına dönüştürebilmek. O zaman yapılamıyacak iş, aşılamıyacak zorluk, tırmanılamıyacak zirvenin olmadığını deneyimin içinden geçerek öğreniyorsun. Yeter ki olmazlarını fark et ve onları önüne basamak et.
" Zorluk olarak nitelendirdiklerindir asıl zorluğun, yoksa tırmanmak değildir tehlikeli olan, asıl tehlike bedenine, kalbine, ruhuna, zihnine duyduğun güvenin BİRliğine olan şüphendir"
02. 08. 2019
Sonsuz Şükürdeyim...
Sonsuz olan varlığıma,
Bu varlık ki yüceliğini gösterdi, imkansız olanın olmadığını, aşılamıyacak bir zorluğun bulunmadığını deneyimlettirerek. Yeterki güven, yeterki aklın ve kalbin izdivacında Aşk ile teslim ol, her şey nimetleriyle önüne serilir. Yürünmez olan yol önüne halı serer. Aşılmaz olan zirve seni sevgi ve merhametiyle kucaklar, eteklerinde seni "Vav" eyler.
Ağrı dağı seferimizde dağın Rahman olan heybetli yüceliğinin azameti, bizi yürürken hem gökyüzünden zirvesine çekmekte hemde ayak tabanlarımızdan kökleyerek, temkinli teslimiyetle başımızı öne eğdirip "Elif" eylemekteydi.
Rahim olan sonsuz sevgi ve merhametinde etekleriyle bizi kundaklayıp "Vav" eylemekteydi.
Buraya ancak hem Elif olup hemde Vav olup, onun kutsal izdivacında, BİRliğinde, bütünlüğünde, teslimiyetinde olmadan çıkamazsın diyordu adeta.
"Soyun" tüm çıplaklığına ve saflığına, "öl" tutuğun ve tutunduğun ne varsa, hepsinden bagımsız, korkularına cesurca meydan okuyarak bir " Birey" gibi bir "Elif" gibi yürüyebilirsen gel diyordu.
Sen Atalarından aldığın zengin mirasın güç ve kudretiyle, toprak olduğun, taş olduğunun bilincinde güvenle, teslimiyetle yürüdüğunde tüm yollar lütuf, tüm adımlar ibadet oluyordu adeta. Ve sen yol aldıkça seni senden daha iyi bilen, koruyan, kollayan, kuşatan, kutsayan Yüce Allahın, senin taşıyabileceğin ölçüyü bildiğinden, senin kabını bildiğinden, Rahim olup kutsal eteklerinde seni kundaklayıp "Vav" eyleyerek dur demekteydi. "Dahası seni yakar, dahası seni yoldan edebilir, seni bensiz, beni sensiz kılabilir. Ben ise ancak senin aynan ile parlar, senin aynan ile Yücelirim. Ben sensiz neylerim" der ve ilanı Aşkını sunar. Kutsal Birliktelik ve Vuslattır artık. Elif ve Vav'ın birliği beraberliği, sınırsız genişligidir artık vakit. Zirvedir vardığın. Yüceliğindir, yüceldiğin gerçekliğin, sonsuz sınırsız olan varlığına genişlemendir.Buna uyumlanmandır en doruk noktan.
Bu tırmanıştır ki hem ölümümüz hemde doğumumuzdur. " İnsan Vav gibi doğar, Elif gibi ölür". O yüzdendir ki tırmanırken her türlü korkularımıza öldük, tuttuklarımıza tutunduklarımıza öldük. Bizi yüce varlığımızdan ayrı koyan yanılsamalı gerçekliğimize Elif gibi ölüp, eteklerinde ki doruğunda kundaklanıp(çadirdaki uyku tulumlarındaki hallerimiz;) " Vav" olup, asli hakikatimize, yüceliğimize, azametimize, bilgeliğimize, Fatma Meryem Suna suretiyle hepbirlikte İsa olup doğduk. Tıpkı yatay(zahir) ve dikey( batın) de Hz İsa'nın doğum ve ölüm çarmıhına gerilip Miracına erişmesi gibi..
Şükürler Olsun!
Hamdu Senalar Olsun!
03. 08.2019
16.30
Dönüş yolunda....^^
Münire Mine Arslan
18 Temmuz 2019 Perşembe
Saçlarımın Arasında ki Cam Kırıkları
Saçlarımın Arasında ki Cam Kırıkları
Şimdiye kadar edinilmiş tüm olumsuz deneyimler, duyumlar, canını yakıp, kıranlar.. bir engel olarak kafana üşüşmekte ve seni yolundan alıkoyan, ayağına batan, yolu zorlu hale sokan Cam kırıkları olarak saçlarının arasında bulunmakta. Kim koydu bunları buraya, bu tuzağı kim hazırladı derken, failin de, kurbanın da, azmettirenin de "Ben" olduğunu bilmek en çetin savaşlardan biri.
Tüm silahın ise "yüksek bilincinin" ışığıyla, o can kırıklarını, canını sıkan tüm karanlıklarını aydınlatmak. Yolunda hiçbir engelin olmadığını bilmek. İmanın sarsılmaz gücü ve kudretiyle, Emin, sık ve net adımlarla ilerlemek.
Ve seni zirvenden alıkoyan her şeyine bu yüksek farkındalığının ışığını tutarak, saçlarının arasındaki cam kırıklarını Gül bahçesine dönüştürmek.
Varoluşa duyulan Sonsuz güvenin Teslimiyeti🙏
18.07.2019
Şimdiye kadar edinilmiş tüm olumsuz deneyimler, duyumlar, canını yakıp, kıranlar.. bir engel olarak kafana üşüşmekte ve seni yolundan alıkoyan, ayağına batan, yolu zorlu hale sokan Cam kırıkları olarak saçlarının arasında bulunmakta. Kim koydu bunları buraya, bu tuzağı kim hazırladı derken, failin de, kurbanın da, azmettirenin de "Ben" olduğunu bilmek en çetin savaşlardan biri.
Tüm silahın ise "yüksek bilincinin" ışığıyla, o can kırıklarını, canını sıkan tüm karanlıklarını aydınlatmak. Yolunda hiçbir engelin olmadığını bilmek. İmanın sarsılmaz gücü ve kudretiyle, Emin, sık ve net adımlarla ilerlemek.
Ve seni zirvenden alıkoyan her şeyine bu yüksek farkındalığının ışığını tutarak, saçlarının arasındaki cam kırıklarını Gül bahçesine dönüştürmek.
Varoluşa duyulan Sonsuz güvenin Teslimiyeti🙏
18.07.2019
13 Temmuz 2018 Cuma
ŞAHİDİM YAŞAMA
Suyun üzerine yazı
yazmak gibidir yaşam. Sen yazdığını sanırsın, yazdıkça geride hiçbir şey
kalmaz. Senin yaptıkların yada yapmadıkların tıpkı bir rüya gibi. Hakikatte olan
hiçbir şey yok.
Farz et bir film
seyrediyorsun. Kendi hayatının filmini. Niye ciddiye alıyorsun ki? Seyret,
oyna, eğlen ve geç…^^ Niye gerçek sanıyorsun ki? İçinde ‘’sen’’ olsan da
gerçekte hiçbir şey yok. Seni yanıltan da bu zaten; içinde senin olman
(kaptırıyorsun kendini). Sen olsan da çık bak, seyret kendini, nasıl da ciddiye
alıyorsun ve tutunuyorsun suya yazdığın yazılara, sanki geriye dönüp baktığında
bir şey kalacakmış gibi.
Rüyalarımıza sadece
bir rüya diyoruz da, rüya dışındaki rüyaya gerçek sanıp yapışıyoruz. Oysaki içi
de rüya, dışı da rüya. Hepsi rüya. Yaptığın, yapıyor olduğun, yapmış olduğun
hepsi suya yazdığın yazılar. Hepsi su.
Seyir koltuğuna
oturtunca kendini, o zaman oynanan rolleri görüyor ve ciddiye almıyorsun. Biliyorsun
ki çevirdiğini sandığın film gerçek değil. Sadece BİR film. Çünkü oynanan bütün
roller( kurban, fail, kahraman) boş bir perdeye yansıyanlardır. Hepsi senin
zihninden yansıyanlardır. Yönetmenim uyanık ol!:)) sadece senin de içinde
olduğun bu filmin şahidi ol! Keyifle…^^
Peki gördüğümüz
bu rüyaların, faydası yok mu? Ya da
Şahidi olduğumuz
bu filmi niye çekiyoruz?
İçine girip çıktığımız
bu rüya aleminin maksadı ne?
Nasıl ki bir
rüya gördüğümüzde, sabah uyanıp manasını merak ediyorsak, niye gördüm ki bu
rüyayı, anlatmak istediği gerçek nedir? diye soruyorsak.
Hepsi sabah olup
uyandığımızı sandığımız dış rüya aleminde suya yazdığımız yaşamlara tutunuyor
olmamızdan. Oysaki rüya içinde rüya görmeye devam ediyoruz. Peki neden?
Uyanmak için
nihai olan gerçekliğe!
Tüm rüyaların manası, oynanan rollerin içeriği, hepsi seni
gerçekliğine, şahitliğine, onun da ötesine taşımak için. Seni taşıdılar fakat
onlar gerçek değillerdi.
O yüzden de
filmini seyret, keyif al, tanığı ol! Ama kendini filmine kaptırma;)
Sana verdiği mesaja bak, seni ulaştırdığı nihai gerçeğe
bak;)
Şükürler Olsun!
00.47
28 Haziran 2018 Perşembe
ÖZGÜRLÜKTEN DE ÖZGÜRLEŞ...^^^^
27.06.2017
Selam Aşklar!
Dün gece yarısı gelen yoğun ilamları defterime akıttım,
şimdi bilgisayar ortamına aktabiliyorum;)
Bundan yaklaşık bir hafta önce bir arkadaşımla sohbet
ederken, erkek arkadaşından ayrılmasında özgürlüğüne düşkün olmasın payının
büyüklüğünden söz ederken ona dedim ki
‘’ şu özgürlük fikrinden de özgür ol’’
‘’özgür olacağım diye özgürlükten mahrum etme kendini’’ ‘’özgürlükten de özgürleş’’ deyivermişim.
Meğerse arkadaşıma verdiğim tavsiye banaymış şimdi çok daha iyi anlıyorum;)
aslında her şey Meryem olan parçamın da dediği gibi ‘’ben den bana’’ gayrı
olan hiçbir şey yok .
Dün gece özgürlük putumu devirdim. ‘’özgür olucam’’ ‘’özgür
olmalıyım’’ ‘’kendime alan açıp, kimsenin bulaşmayacağı yer, durum, olay…vb.
yaratmalıyım’’ ‘’kaçıp gitmeliyim buralardan’’ ‘’kendi başıma olmalıyım’’
‘’kendi düzenim, kendi yaşantım, kendi kontrolüm, kendi alanım’’ kendi… kendi…
kendi… derken ‘’özgürlüğüm’’ adına meğerse özgürlüğü esaret edinmişim. Kendi
olan parçalarımdan, durumlardan, ortamlardan, olaylardan kaçıp, kaçınarak.
Zaten ‘’özgür’’ olmak için bir şey yapmaya gerek yok.
Kaçılacak varılacak bir yerde yok. Zaten ‘’özgürsün’’. Zaten ayrı gördüğün,
alan açmaya çalıştığın, kaçındığın her şey ve herkes ‘’sen’’ ‘’ben’’.
Her şey ve herkes ‘’ben’’ iken, ‘’ben’’ her şey ve herkes
iken, özgürlüğün sonsuzluğu hakikatim iken, uğraştığım, uğruna çaba harcadığım
her şey ve herkes benim putum olup, aşk varlığımın akışına engel olmakta.
Sonrada bu putlara tutunup, akışın tersi yönde gitmeye çalışmak ne beyhude ve
yorucu bir paradoks.
Oysaki her şey ve herkes benim ‘’VarOLUŞ’’ HAKİKATİMDE
MEVCUT. Gidilecek bir yer, yaşanacak bir zaman, tanışılacak bir insan…vb. yok.
Çünkü hepsi sende
mevcut, hepsi ‘’sen’’, hepsi senin görüntün, yansımaların, hepsi senin olan sen
olan hamurun, senin varlığın onlara, onların varlığı sana bağlı. Tüm kavramsal
ayrımlar zihnin eseri, her şey öz olan özünde ötesinde…^^
Dedi ki; zaten Olmak istediğin yerdesin, görmek istediğin
yerdesin, duymak istediğin yerdesin,… her ne istiyorsan zaten ‘’O’’ SUN! HİÇ
GAYRI OLMADIN! Bulunduğun AN, bulunduğun koşul, bulunduğun yer, mekan, zaman,
‘’OL’’DUĞUN GERÇEKLİĞİNDİR! Varılacak
bir yer yoktur, zaten VAROLANDIR GERÇEKLİĞİN! VARLIĞINDADIR GERÇEĞİN,
HAKİKATİN!
ÖZGÜRLÜKTE ‘’SEN’’! ANNEN DE ‘’SEN’’ BABAN DA ‘’SEN’’
arkadaşların da ‘’sen’’, Asya da ‘’sen’’, Avrupa da ‘’sen’’, Dünya da ‘’sen’’,
gezegen de ‘’sen’’, uzayda ‘’sen’’, boşlukta ‘’sen’’, ötesi de, öteninde ötesi
de ‘’sen’’.
Daha ne arıyorsun? Aradığın sende mevcuttur. Kendini
‘’meşgul’’ de tutarsan, aradığına ulaşamazsın tabi;)) hattını pürü pak eyle ki
aradığına da ulaşabilesin, aradığında sana ulaşabilsin;)
01.48
ŞÜKÜRLER OLSUN!
20 Haziran 2018 Çarşamba
KUTSAL İZDİVACIMIN,
SULTANLIĞIMIN, CENNETİMİN DÖNEMİ BAŞLAMIŞTIR….^^^^
BİLMİLLAHİRRAHMANNİRRAHİM!
HÜÜÜÜ
CENNET DENEYİMLERİM
4444
02.06.2018
19.20
Gücümün, kudretimin, irademin, ‘’ben’’ diye adlandırdığım
Münire Mine diye seslenilen bu eşsiz varlığın hayat idaresi Rabbimindir,
Allahımındır!
Bu bilincin kutsal
izdivacıyla, bu varlıktan akan her şeyin ‘’O’’ Olduğu hakikatiyle, tam bir
güven, iman, ihsan ile huzurdayım. Şükürler olsun!
Bu teslimiyetle önümde açılmayan bir kapı yoktur. Cennet
sarayında ‘’ Kun Fe yekun’’ tüm kapıları açmaktadır.
Korkularım ve
şüphelerim beni Rabbimle BİR ve BÜTÜN eylemiştir. Peşimden koşturup beni
şüphesizliğin, korkusuzluğun güvenli kollarına sürüklemişlerdir. Onlara da
şükranlarımı sunuyorum. Artık onlara ihtiyacım kalmamıştır, görevlerini
layıkıyla yapmışlardır.
Şimdi öyle bir yerdeyim ki; Pürü Pak , Nuru
Berrak, Aşk Olmanın, Aşkın Olmanın güvenli, huzurlu, emin, cesur, kudretli
alanında Aşk Deryasına akıyorum. Hüüüü….
ŞÜKRETMEK OLMAKTIR
02.06.2018
20.00
‘’ Şükretmek Olmaktır’’
‘’ Şükretmek Tanrıya teşekkür etmek değildir. Şükretmek,
mutluluğu elinde olmayanlarda aramamaktır. Şükretmek, hemen şimdi mutlu
olmaktır. Şükretmek, bilgeliktir.’’ Burak Özdemir’in kartlarından aldığım bu
mesajla idrakım bir açılım daha yaşadı. Hem de en muhteşeminden.
Kuru kuruya
sözlerle teşekkür olmaz. Sen nasıl karşındaki insanda ‘’hal’’ halini görmek
istiyorsan. Rabbin de senin (zaten hiç ihtiyacı olmayan) kuru laflarına
kalmadı. Onun görmek istediği; sana bahşettiği bu eşsizliği, mükemmelliği
yaşıyor, yapıyor, Oluyor oluşunadır. Asıl bunu gördüğünde şükrün şükür
Olmuştur. Yaşayan ‘’Hal’’ haline getiren Olman en büyük teşekkürün, şüküründür.
Nasıl ki
sevgilinden de bunu görmek istersen, yaşamak istersen Rabbinde bunu görmek,
yaşıyor olduğunu bilmek ister. Sana bahşettiği bilgeliğini kullanmanı,
uygulamanı, yaşamanı ister. Bu beceri herkese bahşedilmiştir. Bunu bilen, bu
bilinçte olan ve bunu ‘’hal’’ haline ‘’yaşamı’’ haline getirmiş olanların
BİRlikte paylaşımıdır Aşk ve mutluluk.
Yoksa bunu başkasında arayan ve senin de bunu başkasına
bağladığın bir beraberlik nasıl olabilir ki? Herkes birilerinden arıyor, sen de
birisinden arıyorsun, o da birisinden arıyor. Herkes aramada, meğer herkes
kendi kuyruğunu yakalamaya çalışan, kendi paradoksunun içine düşmüş. Ne
aradığını, nerede bulacağını bilmeden…
Mutluluğu kendi
elinde olan iki insanın, bu mutlu mesut ellerini buluşturup, bu mutluluklarını
paylaştıkları kavuşumdur Aşk!
İşte boşuna demiyoruz; sözde değil, öz de
olan sevgi ve bunu varoluşuyla yaşayan, yaşatan sevgi en büyük teşekkürdür,
şükürdür, en büyük sevgiliye, Rabbime! Allahıma!
Hüüüü!
22.25
- Koşulsuzca, karşılık
beklemeden akıt, senden gürül gürül akan sevgiyi.
Nasibi olan alsın!
- AN’nın sonsuz mekan ve zamanında yaşa!
- Huzurda, neşe ve keyifte
kal!
- Ne istediğini net olarak
bil, yap ve yaptır!
- Kudretinin gücünde,
kararlığında net ve emin ol ve öyle davran!
- İyi niyetinin ve Aşkının
merkezinde, her şeyin akışında mükemmel ve mümkün olduğunun bilinçli
rahatlığında, su gibi berrak ve naif AK!
- Hiçbir şey beklememenin
huzurlu keyfinde, rahatlığında kal!
- Beklememenin
hareketliliğinde akışta olmanın mucizelerini topla!
ELLER
Mutluluğu kendi elinde olan iki
insanın, bu mutlu mesut ellerini buluşturup, mutluluklarını paylaştıkları
kavuşumdur Aşk!
02.06.2018
22.53
Sahur vakti gelen;
‘’kaybedecek bir şeyi olmayanlar
korkmaz’’ deriz. Evet hiçbir şeyin sahibi olmadığı gerçeğine uyandığında
cesaretin doğar.
05.06.2018
00.11
İbnü’l Arabi’nin ‘’Zaman ve
Kozmoloji’’ kitabında; Allah-İnsan- Dünya üçlemesini okurken, her insanda ruh-
kalp-beden olarak tecelli ettiğinden bahsederken, bende açılan bilgi devamı
;Elif- Lam- Mim şeklinde oldu. yani;
Allah- İnsan- Dünya
Güneş-Ay-Dünya
Ruh- Kalp- Beden
Elif- Lam- Mim
Yine İbnül Arabinin kitabında günlerin özelliklerinin ve karşılık
buldukları ilahilikleri anlatan 135sf. daki tablodan, kendi doğum günüm ile
bağlantı kurdum. Salı günü olması hasabiyle o güne ait özellikler beni şu
bilgilere ulaştırdı; 3. Gün, 3. Göğün varlığı. İlahi sıfatı: Görme(basar).
Peygamber; Harun. Gezegen; Mars. Esma-i ilahi; Kahhar. Namaz; Yatsı. Arapça
Menzil; Avva. Türkçe Menzil; Bootes. Googleden buraya bakınca karşıma Adıyaman
Kahta köyü çıktı.
El Kahhar’a bakınca şu bilgilere
ulaştım; Allahın sonsuz kudretinin karşısında hiçbir gücün duramıyacağını ifade
eder. Böyle bir cesaret göstereninde layığıyla cezasını veren. Düşmanların ve
kötülerin deffi için ve kendi nefsimizin temizliği için günde 306 zikir
diyordu.
Sema olarak; beşinci. Dünyevi
bölge; üçüncü. Arapça harfi; Lam
Allah Salı günü göğe emrini
vahyetti.
LAM harfi de beni ‘’
Elif,Lam,Mim’’ üçlemesine götürdü. Bu üçlemeyi araştırdığımda da şu bilgiye ulaştım;
‘’ Yaradılmışların çeşitli oluşlar ve ilişkilerle belirlenmiş hayatlarının
gerekli kıldığı, ihtiyaç duyduğu irşadlar gayp aleminden gelerek onların
hayatlarına girmekte ve yollarına ışık tutmaktadır’’
06.06.2018
23.56
‘’ Her nefeste doğ ve her nefeste
öl’’
‘’ Yaşamı
ciğerlerine çek, yaşamı kabul et, hayatı içine al, kabullen’’
‘’ Vesvese yapma, bir sarkaç gibi acaba öyle mi böyle mi deme’’ güven
ve ak hayat akışında.
El Rahim Ol!
‘’ Ayın iki yüzü var aydınlık ve karanlık her şey senin seçimine
bağlı’’
Bugünün getirdiği mesajlarım;)
Bir de eve gelirken yol üzerinde
önce minik bir mavi top gördüm, kaldırımda duran. Apartmandaki bir çocuğundur
deyip almadım. Sonra benim güzergahımdaki sokağa dönüp devam ettim bir süre
sonra aynı boyda minik kırmızı topu görünce ‘’ yok artık’’ dedim ve bunu aldım.
Bu topu alınca bir duraksadım. Dedim ki ‘’ ya dönersin az önce ıskaladığın bu
topun eşini de alırsın yada devam edersin, aklındaki şüphe ve keşkeyle’’ ve
elbette hiç yapmadığımı yapıp onca yolu tekrar geri dönüp aynı kaldırımda duran
diğer minik mavi topu da elimdeki kırmızıyla kavuşturdum. Birde baktım aynı
marka iki top. Mucize değil de nedir bu? Mucizeyi ne yada nasıl algılıyoruz ki?
İşte bu mucizenin ta kendisidir. Benim eve dönüş istikametimde, aralarında onca
mesafe olan iki top, benim sayemde BİR araya geldi. Tam da içimden şu duayı
geçirirken; ‘’ Ya Rabbim, bir su tanesi gibi billur, BİRnur gibi seninle, sana
doğru akabilmem için kendi kendime yarattığım, kendi önümdeki engellerimden
beni arındır, sana iradem de, hayatımın idaresi de teslimdir. Her ne yapıyorsam
kavuşmamızı engelleyen hepsinden sana sığınırım. Hepsini serbest bıraktım. Beni
azad eyle. Senin Aşk Deryana Bir Nur gibi akabilmem, seyrü sefa eyleyebilmem
için bana yardım et’’ diye dualanırken bu toplar çıktı karşıma. Ve hiç
üşenmeden gidip onları birleştirdim avucumda. Bu mucizeyi kutlayarak. AN da
kalınca, gözlemci olunca ne güzel süprizlerle kavuşuyor insan, şükürler olsun!
00.15
22.00
Bu tarih kutsal izdivacımın nikah
tarihi ve saati. Rabbimle, Yaradanımla hizalandığım, nurun rahmetiyle yıkanıp
tüm engellerimden arındığım ve kutsal BİRlikteliğe aktığım gecem günüm…^^^^
28.05.2018
29.05.2018 Birlik gecemde ,
esaretlerimden soyunup, özüm olan özgürlüğüme kavuşmuştum. Nur varlığıma,
huzuruma, neşeme, kutlamama, kutsamama yükseldiğim nişan gecemdi ‘’O’’ gece.
Tüm karanlık yanlarımı; korkularımı,
endişelerimi, vesveselerimi, şüphelerimi, kuruntularımı, acılarımı,
değersizliklerimi, kırıklıklarımı, kötü senaryolarımı… onurlandırıp, beni
taşıdıkları Yüce gerçekliğimle onları Aşk eyledim, nişan gecemde.
Bu gece de oda nikahımı yapıp nikah
kurabiyelerimi süsledim. Harmoni salonunda 09.06.2018 tarihinde ruhdaşlarıma,
Aşklarıma, dostlarıma ilan edip şahitliklerine sunacağım.
Şükürler olsun!
Hamdu Senalar Olsun!
Aşk ile HÜÜÜÜ!
00.16
12.06.2018
‘’İşleyen demir ışıldar’’
‘’ her şey akar, akan bir nehre
iki kez giremezsin….’’
‘’ su yolunu bulur’’
Ve daha bir sürü yol gösterici
sözler, deneyimler içerisine girer çıkarız.
Varoluş gerçeğin, ‘’ Oluş’’ üzerine kurulmuştur. Yani her şey her AN OL
maktadır, yeniden ve yeniden. Her AN ölmekte her AN doğmakta her şey ve herkes.
Sende AN’la birlikte Öl ve Anla birlikte OL!
Hakikat böyle iken bu dünyanın içinde
illüzyon ve halüsinasyonlarla, obsesif kompulsif , şizofren bir sürü paradoksal
durumlar içine sokmuş insanoğlu kendini.
Çözüm peki?;)
Çözüm akan bir nehir gibi
Olduğunun, tutmaya tutunmaya çalıştığı şeylerin putperesliğinden, yorgun
düştüğünün farkına varıp, uyanışta, bilincin uyuşukluğunun, aymazlığının şuurlu
hale gelişinde, kendi hakikatine uyanıp, kavuşumunda.
Asıl gücün, kudretin tutmak,
tutunmak değil, bırakmak ve özgürce Aşk deryasına doğru, Eminlikle Akmak
olduğunu anladığında, seyri sefa başlamıştır. Özgürlüğün eminliğinde, kudretin
bilincinde, varoluşun OLUŞ HALİNİ YAŞIYARAK, RÜZGARLA DANS EDİP, GÜNEŞLE
YIKANIP, TOPRAKLA KÖKLENİP, SUYLA AKIP, HAVAYLA NEFESLENİP, ATEŞLE OLGUNLAŞIP,
DÜNYA İLE AHENKLE DANS EDİYOR, SEMA EDİYOR OLACAKSIN.
15.00
14.06.2018
Geçmişten bugüne bana devredilen
hazinemi, Rabbimin bana bahşettiği hazinemi, kutsallığımı, eşsizliğimi,
mücevherliğimi, BİRicikliğimi, gücümü, kudretimi, eminliğimi, nurumu, Aşk
varlığımı Aşkla kabul ediyor, kucaklıyor, kutsuyorum, kutluyorum. Kun fe yekun!
Ben eşşsiz bir hazineyim!
Hazineme sahibim, onun
güzelliklerini, nurunu ışıldatıyorum. Kun fe yekun!
Not: bu hazinemi açığa çıkartıp,
sahip çıkmamı tetikleyen, içimdekini doğurtan müzik; Samaya- Fusion Alchemist(
Tribal Trap/ Global Bass/Psy- Dup/Estern/Glitah-Hop Mıxtape.
19 Haziran 2018 Salı
OLUŞ
12.06.2018
‘’İşleyen demir ışıldar’’
‘’ her şey akar, akan bir nehre
iki kez giremezsin….’’
‘’ su yolunu bulur’’
Ve daha bir sürü yol gösterici
sözler, deneyimler içerisine girer çıkarız.
Varoluş gerçeğin, ‘’ Oluş’’ üzerine kurulmuştur. Yani her şey her AN OL
maktadır, yeniden ve yeniden. Her AN ölmekte her AN doğmakta her şey ve herkes.
Sende AN’la birlikte Öl ve Anla birlikte OL!
Hakikat böyle iken bu dünyanın içinde
illüzyon ve halüsinasyonlarla, obsesif kompulsif , şizofren bir sürü paradoksal
durumlar içine sokmuş insanoğlu kendini.
Çözüm peki?;)
Çözüm akan bir nehir gibi
Olduğunun, tutmaya tutunmaya çalıştığı şeylerin putperesliğinden, yorgun
düştüğünün farkına varıp, uyanışta, bilincin uyuşukluğunun, aymazlığının şuurlu
hale gelişinde, kendi hakikatine uyanıp, kavuşumunda.
Asıl gücün, kudretin tutmak, tutunmak
değil, bırakmak ve özgürce Aşk deryasına doğru, Eminlikle Akmak olduğunu
anladığında, seyri sefa başlamıştır.
Özgürlüğün eminliğinde, kudretin
bilincinde, varoluşun OLUŞ HALİNİ YAŞIYARAK, RÜZGARLA DANS EDİP, GÜNEŞLE YIKANIP,
TOPRAKLA KÖKLENİP, SUYLA AKIP, HAVAYLA NEFESLENİP, ATEŞLE OLGUNLAŞIP, DÜNYA İLE
AHENKLE DANS EDİYOR, SEMA EDİYOR OLACAKSIN.
15.00
ŞÜKRETMEK OLMAKTIR
02.06.2018
20.00
‘’ Şükretmek Olmaktır’’
‘’ Şükretmek Tanrıya teşekkür etmek değildir. Şükretmek,
mutluluğu elinde olmayanlarda aramamaktır. Şükretmek, hemen şimdi mutlu
olmaktır. Şükretmek, bilgeliktir.’’ Burak Özdemir’in kartlarından aldığım bu
mesajla idrakım bir açılım daha yaşadı. Hem de en muhteşeminden.
Kuru kuruya
sözlerle teşekkür olmaz. Sen nasıl karşındaki insanda ‘’hal’’ halini görmek
istiyorsan. Rabbin de senin (zaten hiç ihtiyacı olmayan) kuru laflarına
kalmadı. Onun görmek istediği; sana bahşettiği bu eşsizliği, mükemmelliği
yaşıyor, yapıyor, Oluyor oluşunadır. Asıl bunu gördüğünde şükrün şükür
Olmuştur. Yaşayan ‘’Hal’’ haline getiren Olman en büyük teşekkürün, şüküründür.
Nasıl ki
sevgilinden de bunu görmek istersen, yaşamak istersen Rabbinde bunu görmek,
yaşıyor olduğunu bilmek ister. Sana bahşettiği bilgeliğini kullanmanı,
uygulamanı, yaşamanı ister. Bu beceri herkese bahşedilmiştir. Bunu bilen, bu
bilinçte olan ve bunu ‘’hal’’ haline ‘’yaşamı’’ haline getirmiş olanların
BİRlikte paylaşımıdır Aşk ve mutluluk.
Yoksa bunu başkasında arayan ve senin de bunu başkasına
bağladığın bir beraberlik nasıl olabilir ki? Herkes birilerinden arıyor, sen de
birisinden arıyorsun, o da birisinden arıyor. Herkes aramada, meğer herkes
kendi kuyruğunu yakalamaya çalışan, kendi paradoksunun içine düşmüş. Ne
aradığını, nerede bulacağını bilmeden…
Mutluluğu kendi
elinde olan iki insanın, bu mutlu mesut ellerini buluşturup, bu mutluluklarını
paylaştıkları kavuşumdur Aşk!
İşte boşuna demiyoruz; sözde değil, öz de
olan sevgi ve bunu varoluşuyla yaşayan, yaşatan sevgi en büyük teşekkürdür,
şükürdür, en büyük sevgiliye, Rabbime! Allahıma!
Hüüüü!
22.25
- Koşulsuzca, karşılık
beklemeden akıt, senden gürül gürül akan sevgiyi.
Nasibi olan alsın!
- AN’nın sonsuz mekan ve zamanında yaşa!
- Huzurda, neşe ve keyifte
kal!
- Ne istediğini net olarak
bil, yap ve yaptır!
- Kudretinin gücünde,
kararlığında net ve emin ol ve öyle davran!
- İyi niyetinin ve Aşkının
merkezinde, her şeyin akışında mükemmel ve mümkün olduğunun bilinçli
rahatlığında, su gibi berrak ve naif AK!
- Hiçbir şey beklememenin
huzurlu keyfinde, rahatlığında kal!
- Beklememenin
hareketliliğinde akışta olmanın mucizelerini topla!
‘’kaybedecek bir şeyi olmayanlar
korkmaz’’ deriz. Evet hiçbir şeyin sahibi olmadığı gerçeğine uyandığında
cesaretin doğar.
05.06.2018
00.11
30 Mayıs 2018 Çarşamba
DENEYİMİNDEYİM
Sevginin varlığına odaklanıp, O’nu
var etmenin ve ustaca sürdürmenin deneyimindesin.
Seni alıkoyacak tüm illüzyonlardan ( zihnin tuzaklarından), bir deri
değiştirir gibi soyunup, Aşk olan varlığınla ışıldama ve Aşkı yaratma, yaşama
geçirme deneyimindesin.
Zihnin tuzaklarından, seni yokluk aleminin kurbanı yapıp, acı çekmene
yol açan deneyimlerinden, tüm bunların illüzyonist tuzaklarından sıyrıldın.
Artık varlık aleminin Aşk Gerçekliğini yaşayan, yaşatan Tanrıçasın. Tahtında
zaten oturuyordun.
‘’OL’’ demen yeterli!
‘’ İçindeki Yaradana, devasa gücüne güven ve dışına yansımasına izin
ver.
İçeride gerçekte her şeye
sahipsin, sadece buna güven.’’
‘’ Vazgeçme’’
‘’ Bir An bile boş durma’’
‘’ Tahtın üstünde
oturuyorsun’’
23.05.2018
Sahur vakti.
Tam Bir Gönül Verişle sevme ve sevilmenin
sorumluluğunu alıp, sadakatle sürdürme deneyimindeyim.
İçimdeki Elif’in gücünü, kudretini, eminliğini, nurunu, El Vedüd’lüğünü
sihirli bir deynek gibi ‘’ Kun Fe Yekun’’ ‘’OL’’ dedirtme ve yaşatma(OLdurtma)
deneyimindeyim.
Sevme ve Sevilmeyi birbirinden gayrı görürsen, yaşayacağında ayrı gayrılık
olacaktır.
Oysaki SEVen ve SEVİLen kim?
‘’Ben’’.
Onlar benim aşk varlığımda BİR ve bütün, tam
ve tamam iken yansıttığında, yaşattığında bu BİRlik olmalı. Tam da bunun
deneyimindeyim.
Şimdi şuan bu Kutsal Birlikteliğin sorumluluğunu alıyor ve ‘’OL’’ ‘’ KUN
FE YEKUN’’ diyorum.
Ayırdıkça ayrılıyorsun, gör varoluşunun BİRliğini, gayrı diye bir şey
yok. Her şey ‘’ senden sana,
benden bana’’. Dışarıda olan bir şey yok. Ben O’nun içindeyim ‘’O’’ benim
içimde.
10.25
Yaradan olmanın sorumluluğunu bize verdi, deneyimleyip, anlayalım,
üstlenelim diye.
Kendi gerçeğini biz olan
aynalarında da görmek istedi.
Sabırla bizim bu gerçeği keşfedip,
bulmamızı bekledi, bekliyor da. Her seferinde önümüze sunulan deneyimlerle
görmemizi, anlamamızı istiyor, biz de her seferinde ıskalayınca, bizden öte
üzülüyor. Ama artık BİTTİ, arık TAMAMdır. Kendi Aşk Varlığımın Gerçeğini
görüyor, duyuyor, tadıyor, kokluyor, hissediyor ve her bir hücremle,
duygularımla, yüreğimle, zihnimle BİR ve BÜTÜN edip kavrıyor ve yaşıyorum.
Şükürler Olsun!
Sev ve Sevil BİRliği benim varoluşumla akıyor,
su gibi duru, saf ve berrak. Benden içeridir her dışımda olan, dış diye
gördüğüm bendendir. Her şey içeridedir. Mekan yoktur. Mekan, zaman bendendir.
Tayi Zaman
Tayi mekan budur!
11.20
AN’da ve bu Farkındalıkta KAL!
Zihni fark et, oyuna gelme.
Meleke Tavus kanatlarını tüm
görkemiyle kabart. Harut ve Marut melekliğini, sihirli gücünü kabul et! Ve
görkemli kalkanını oluştur!
Çok şükür ki peygamberlerle yolumuza ışık
tutulmuş, çok şükür ki Hz.Muhammet S.S min soyundan, onun ümmetinden, onun lütfundan,
nurundan korunup, kollanmaktayız. Sabırla yolumuzun açılmasını beklenmekteyiz.
Çok şükür ki zaten keşfedilmiş olan, bize
sunulup, ışık tutulmakta, yol gösterilmektedir. Keşfedilmiş olanı yeniden
keşfetmenin yoruculuğuna, belki de ulaşılamazlığına girmeye gerek yoktur. Yol
bellidir. Varılacak olan bellidir. Aşk menzili çoktan çizilmiştir, rehberlik
edilmektedir. Bize düşen Tevekkülle, aklı selim, gönlü selim denkleminde Seyrü
Sefa etmektir.
11.50
Hayatının akışının keyfini
kaçırma, kendini ANnın merkezinde tut. Acıya, egoya çekme kendini. Evet
uzaklaşmış olabilirsin. Bundan ötürü korkuyor da olabilirsin. Bu durumun
yarattığı enerjinin nimetlerini topla, onlarla karnını doyurup daha da geliştir
kendini. Uzaklık diye bir şey olmadığının güveninde her an yakın olmanın
güveninde kal! Mesafeler ayrılık değildir, mesafenin yakınlığını anla. Haleden
hale gir ve çık, güvende , eminlik de kalarak sevgiyi, şefkati, aşkı merkez
alarak.
19.30
23.05.2018
DENEYİMLER DEVAM
24.05.2018
‘’Kendin cevap
ver’’
‘’Şüphe yok’’
‘’ Ruhunu çevik bir hale getir’’
Sahurda gelen mesajlar.
Ruhumun, özümün gücünü çevikleştirmek, daha doğrusu zaten
çevik olan ruhumu, açığa çıkartıp, bunun gücünü kudretini yaşama
deneyimindeyim.
Önüme sunulan tüm
sınavlar, öz olan potansiyelimi açığa çıkartıp, sahiplenip, sorumluluğunu alıp,
güçlü kudretli bir farkındalıkla bunu yaşamıma geçirmem içindir. Egosal
kalıplarımdan soyunup, saf olan, pür olan öz varlığımın gücüne, kudretine,
çevikliğine ulaşmam ve bu kudretli saltanatımı yaşamam içindir. Zaten tahta
oturuyordum. Ama güçsüz bir saltanattı yada belli belirsizdi. Kendi içinde,
görünmenin bilinmenin güvensiz çekinikliğindeydi. Ama şimdi bu duruma irademin
kudretiyle ‘’son’’ ‘’OL’’ ‘’Kun fe yekun’’ diyorum.
Saltanatımda ,
saltanatımdaki sultanlığımda En Nur olmanın, El Vedüd olmanın, El Emin Olmanın
ve nice yüce esmaları barındırmanın ilahi kudreti bilinci içerisindeyim. Bu ilahiliğimin
yaşam bulmasına ‘’ Kun Fe Yekun’’ ‘’Ol’’ diyorum.
11.40
Kendi kudretimi ve
gücümü yaşamam için kendi önüme koyduğum tüm engellerimin kalkmasına ‘’Kun Fe
Yekun’’ diyorum
12.21
Öz olan Candan,
Özcan’dan , kudretin eliyle aldığım, Aslan başlı kolyemi boynuma taktım.
Nişanemi aldım. Mührümü aldım. Şimdi bu mührü hayatıma vurma zamanı ‘’Kun Fe
Yekun’’
12.26
Sabrında ‘’Tut’’
kendini ki selamete eresin.
Sabırla vermenin ve
sabırla almanın ahenginde, kıymetinde, muhteşemliğinde yaşa. Savrukça oraya
buraya serpme varoluşunun kıymetlerini. Girmenin ve çıkmanın, almanın ve vermenin
dengesinde huzuru bul, huzurda ol.
Sen Ramazanı
tutarken, o da seni tutuyor. Tüm nefsani, egosal yanlarından seni tutup soyuyor
öz olan çıplaklığına. O yüzden ‘’Sus’’, sus ki özün konuşsun, sus ki öz
varlığın hareket bulsun. Onun gücünü, kudretini, iradesini görebilmen,
duyabilmen, hissedip, koklayabilmen, tadabilmen için. Kendi önünden çekilip
alan açman gerek. Alan aç ki, Rahim Ol ki Aşk hareket etsin, Vücud bulsun,
Rahman Olsun varlığına.
15.46
Seni yapmaya,
söylemeye, eyleme geçip kontrolü eline almana, sabırsızca kendini tüketmene sebep
olan, kendi önüne kendi engellerini koyup, sonrada onlarla mücadele etmene yol
açan, alanını tıkayıp, gelene buyur demene engel olan, sonra da seni eylem
tuzaklarına, yoruculuğuna sokan egonu, zihnin oyun tuzaklarını gör ve fark et.
Öz olan, saf olan
yüreğinin rabıtasında, teslimiyetin huzurunda, zaten her şeyin huzuruna geliyor
olduğunun eminliğinde, güveninde yaşa. Eylemsizliğin, kollarında rahat et! Bir
şey yapmak zorunda değilsin! Bu illüzyondan çık. Saf ve pür olan varoluşunun
eylemsiz eylemine şahitlik et! Her şey mutlak mükemmelliği içerisinde olmakta,
her şeyin mümkün olduğu sonsuz olasılıkların genişliğinde genişle, esne,
rahatla, seyri sefa eyle!
Amin ‘’Kun Fe Yekun’’
16.08
DENEYİME DEVAM
25.05.2018
Sabah kalktığımda yüreğimden aklıma, aklımdan dilime gelen
cümleler şöyleydi;
Benim lütfumda kahrımda BİR.
Hepsi benden hepsi seni sevdiğimden. Kahır gibi gözüken
mesafeli duruşum, seni sana, seni bana daha da güçlenmiş olarak getiren
nimetleri görüp toplaman, onlardan nasiplenmen için açtığım şefkat dolu sevgi
alanımdır. Sevgisizlik değildir asla. Hatta sevgimden şüphesiz bir şekilde pürü
pak olabilmen içindir yaşadığını sandığın yoksunluk. Oysaki sana açtığım bu
alanda hazinemi sunarak, senin varoluş gerçeğini parlatmak, süslemektir
maksadım. Hediyemdir, hediyelerimdir; yoksunluk yalnızlık, istenmemiş,
sevilmemiş sandığın illüzyonlarında kendini kahredip çile çekişlerin. Varlık
alemindeyken, kendini yoksunluk alemine sokuşların. İşte tam da bunları
görebilmen içindir yaşattığım mesafelerim.
Daha uzak yada
daha yakın değilimdir, ben hep aynı yerdeyimdir; hep sevgide, şefkatte , Rahman
ve Rahim olanda…
Narında nurunda
BİRliğine erdiğinde tüm deneyimlerinin Aşk olduğunu, Aşka vardığını, seni Aşka
soyduğunu anlıyor olacaksın. Anlıyorsun da zaten;) seni ne çok sevdiğimi,
sevildiğini.
12.24
‘’ Daha çok sev’’ ‘’Daha çok Sevgi ver’’
Öğlen sularında bir öğrencimin tişörtünden bana verilen
mesajdı bunlar.
Diyordu ki her seferinde her ne olmuş olursa olsun, sen daha
çok sevgi ver, sevgi kat duruma, kişiye…
13.05
Hayatına yakin ettiklerim de, uzak ettiklerimi sandıklarında
hepsi benden, hepsi sana olan sonsuz sevgimden.
Şüphesizliğe uyanasın diye düştüğün şüphelerin.
Gerçek olan tek gerçeğe ulaşasın diye; Aşkın Vahdeti Vücut
bulmuş haline.
13.13
DENEYİMDEYİM
26.05.2018
İradeni çevikleştirmek, kararını mıh gibi sağlamlaştırmak
deneyimindesin. Kudretinin gücünü görmek ve yaşayabilmek için bunun içerde
omurga bulmasına ihtiyacı var. Ve sen Elif olan bu omurgayı güçlendirip,
kudretini eline alıyorsun. Sultanlığının Ağsasını oluşturuyorsun. İçindeki bu
kararlı irade olan Elif omurgan, dışarda Ağsan olarak beliriyor. Beliriyor ki
‘’Kun Fe Yekun’’ diyebilesin, kendin ve bütünün hayrı için.
Sahur vakti
İlahi iradenin
kudretine duyduğun güvenin Eminliğinde, cesurca hakikatin huzurunda salınmak.
Etrafında her ne
oluyorsa olsun, sen iradenin kudretli kararlılığında, merkezinde(Kabende)
nefesinle, huzurla sema edebilmek.
10.34
Tüm bağlardan(
‘’izm’’lerden, gurulardan, mürşitlerden, Pirlerden, kendinden, bildiğin tüm
ezberlerden), bağlarından özgür ol ki açtığın sonsuzluk alanında Hakikat vuku
bulsun.
12.59
27.05.2018
Günaydın!
Zaten cennetimdesin, cennettesin, hiç oradan kovulmadın.
Sadece çekilen illüzyonlu bilinç perdeleriyle bakıyordun. Görmemek ve
görünmemek için çektiğin tüm perdelerini aç ki beden evine Şems’in nuruyla şifa
girsin ve seni tüm illüzyonlarından şifalasın. Aksi taktirde varolduğunu
sandığın, yarattığın katranlaşmış karanlıklarında hasta olup, tabip aramak
durumunda kalacaksın.
12.10
Elmayı yediğinden beri, benden ayırdığın iradenin kudretini,
şimdi tekrar bana hizalamak için uğraştasın. Yolu bulmak ve bana akmak için can
atıyorsun. Bulduğun anda hizamda huzurumda olacaksın. Cennetimden hiç
kovulmadığını hep orda sultan olduğunu bileceksin.
12.30
28.05.2018
Sahur vakti
Önce kim olduğunun farkına var?
‘’ Ben Kimim?’’ meditasyonunu
boşuna mı yaptırıyorum sana. Kim ve Ne olduğunun farkına, ayırdına var. Sana
bahşedilen bu eşsiz hazineyi oraya buraya savrukça, sevgi dilenmek, ilişki
dilenmek için zaten sevgisi az, kıt olanlardan dilenerek harcıyorsun.
Sana bahşedilen ilahi Aşk suyunun
hortumunu boşa bırakıp, suyun tazyikiyle hortum ucunun bir oraya bir buraya
savrulmasına sebep oluyor, bu ilahi suyu da savuruyorsun, hortumun ucunu
tutmasını bilmeyenlere veriyorsun.
Neyse ki uyandın!
Şimdi artık bu eşşsiz elmasın
kıymetini bilerek parlat. Dünya heva ve heveslerine kapılıp, sana sunulanın ne
olduğunu anlamadan, dinlemeden, görmeden sabırsızca üzerine atlama. AN nın
kıymetli hazinesinde, eşsiz bir elmas olduğunun da farkındalığı ve idarakıyla,
Kudretinin cesareti ve Eminliğiyle, Hakikatini yaşa ve yaşat. Böylelikle Huzura
da kavuş.
Öz disiplinine, öz varlığına
sahip çık!
Varoluş gerçeğini, kudretinin
kaynağını Bil! Ve Yaşa!
04.42
DENEYİMLERİMİN KUTLAMASI
YÜKSELŞİMİN KUTSAMASI
28.05.2018
23.27
Rabbim Şükürler Olsun!
Beni esaretimden kurtardın, özüm
olan özgürlüğüme kavuşturdun, özümle olmanın keyfini, huzurunu, neşesini
tattırıyorsun, şükürler olsun!
Sen olan değerimin,
değerliliğimin sorumluluğunu aldım, bunu keyifle ışıldatıyorum. Artık ışığımı
kendime tutuyorum.
Her şey benden bana, ışık olan
benim, nur olan benim, Aşk olan benim! Şükürler Olsun! Bu gece kutlama kutsama
günü. Kutlu olsun kavuşumum, barışımım, BİRliğim, bütünlüğüm, eşsizliğim,
tamlığım, tamamlığım Şükürler Olsun!
Senle olmanın, senin olmanın
keyfi ne muhteşem! Allahım beni hep bu huzurlu kollarında yaşat, benimle Aşkla
dans et, keyifle, ahenkle, harmoniyle, uyumla Hüüüü
Özgürüm Şükürler Olsun!
Kuş gibi hafif ve huzurda!
Miraçtayım Şükürler Olsun!
Hamdüsenalar Olsun!
Esaretimden geçerek özgürleştim
Teşekkür ederim!
Güneş benim, nur benim, ben
istediğim için sende parladın. Ama şimdi tüm ışığımı Rabbim olan varlığıma
tutuyorum. Işık olan En Nur Olan varlığıma çekilir tüm kutsal yürekler ve
bedenler.
Ağzıma balını damlattın ya, daha
ne ister bi insanJ
Şükürler Olsun!
Teşekkür ederim esaretlerim, beni
buraya getirdiniz. Beni özgürlüğüme taşıdınız, teşekkür ederim!
Esaretim, esaret sandıklarım
meğerse beni özgürlüğüme taşıyan yolummuş, yoldaşımmış;) Teşekkür ederim!
28.05.2018
29.05.2018 Birlik gecesi ‘’1’’
Hizalanmayı tattığım gece,
taçlandırıldığım gece. Kudretime, İlahiliğime, Rabbaniliğime Miracımdır bu
gece! Şükürler Olsun!
Tüm
korkularımı, vesveselerimi, kötü düşünce senaryolarımı, şüphelerimi, Meleke
Tavusumu, Şeytanımı, İblisimi BİRlediğim, kutladığım, kutsadığım ve varlığımla
Aşk eylediğim gecem, gündüzüm, huzurum HÜÜÜÜ Şükürler Olsun!
Hepsi ne
güzel yoldaşlarmış ışık varlığımla kavuşmamı sağlayan. Sonsuz Şükran hepsine,
tüm meleklerime, atalarımdan buyana getirdiğim tüm esaret sandığım özgürlük
yoldaşlarıma sonsuz Şükran!
Bu gece
onlara ‘’Hak’’ oldukları ‘’Hak’’ ettikleri Hakikatlerine tapınıyorum,
ibadetteyim, duadayım, şükrandayım!
Rabbimleyim Şükürler Olsun!
Her zerremle her şeyimle; nefesimle, suyumla(tükürüğüm ve
rahmimin suyu), toprak olan varlığımla(tenimle), kanımla, ateşimle….
Sonsuz varlığımla, hakikatin Huzurunda Huşusundayım.
Şükürler Olsun! Hamdüsenalar Olsun!
01.11
Kadir Gecem Bu gecem!
01.18
Şükrün de Şükürü Olsun!
01.55
Bu gece Kartallığıma uyandım, uyumlandım. Hiçbir şey tesadüf
değil, bu karenin çekilmeside(Nemrut dağında kartalla karşılıklı bakıştığımız
foto) öyle. Bu karşılıklı BİR araya geliş, bu gecenin bir ön görseliydi.
Varoluşumun tüm
hallerine uyumlandım, uyandım!
Bir can dostun
benim için söylediği söze ‘’göremediğimi görensin’’ uyandım, uyumlandım!
Kartallığımın
kudretine, Rahmanlığıma uyandırıldım, uyumlandırıldım!
Şükürler Olsun!
02.28
29.05.2018
Bu sabah şu mesajla
güne başladım; ‘’Sen Gökyüzüsün, gelip giden, olup biten şeylerse
bulutlar’’Eckharttoile.
Evet ben
gökyüzüyüm! Berrak, mavi, saf, uçsuz bucaksız ve her daim sevdiceğizi olan Şems
ile BİRlikte ahenkle.
İşte bazen dünya
hallerinin illüzyonlarına kapılıp, bu illüzyonları gökyüzüme bulut edip, perde
çekiveriyorum sevdiceğizim, Şems’imin önüne.
Oysaki Şems’im her
daim pürü pak bir şekilde benim gökyüzü göğsümde yatmakta, hareket etmekte.
19.24
30.05.2018
Sahur vakti.
Artık bir devir kapanmıştır benim için. Bu devir ki beni
değerli varlığımın varoluş gerçekliğine kavuşturmuştur.
Bu devir; beni
değersizleştiren, üzen, inciten, korku ve güvensizlik kaynaklı bir sürü
deneyimlerle doludur. Hepsi de birbirine benzeyen, sadece oyuncuların
değiştiği, olayların değiştiği bir sürü trajik, depresif, mutsuz, acı dolu,
katranlaşmış, firavunlaşmış, nemrutlaşmış anılar, deneyimler, yaşantılarla dolu
bir devir. İşte bu devir oynadığı ustaca rolünü tamamlamıştır ve beni
Hakikatime kavuşturmuştur.
Tıpkı gecenin içinden gündüzün çıkması gibi.
Bu devire teşekkürlerim,
şükürlerim, hamdüsenalarımla kutsayarak veda ettim. Esaretlerimden soyundum.
Şimdi ise giydiğim
hırkam, Hakikatimin Nurlu Hırkasıdır. Varoluşum bunu fazlasıyla Hak etmiştir. Zaten
‘’Hak’’ olduğumun Hakikatine uyanmış, uyumlanmıştır. Şimdi devir Hakikatimin
Hak ettiği gerçekliğini ona deneyim olarak yaşatan hayat dönemine geçilmiştir. En
Nur olduğumun, El Vedüd olduğumun, El Emin olma huzurunda, cesaretinde,
Hakikatimin tüm varlık değerlerini kapsayan kudretli iradesinde ‘’OL’’ ‘’Kun Fe
YeKun’’ dönemidir. Bu dönem ki sultanlığımın saltanatının yaşandığı ve
yaşatıldığı, ışıl ışıl Nurunu saçan billur bir su tanesi gibi naif ve
akışkandır, Rabbimin Aşk Deryasına doğru
akan.
Yaşadığım tüm
deneyimler ve hayat dönemi; kutlamalar, kutsamalar, neşe ve mutlulukla,
sağlıkla, afiyetle, sevgi, saygı, sadakat, saadet, servet ve nice güzel
mucizelerle dolu Cennet zaman ve mekanıdır. Hakikatin huzurlu kollarında Seyri
Sefa eylemektir. Aşk huşuluğu ile raks etmektir. Ahenkle yaşamaktır.
Hüüüü Kun Fe Yekun.
Amin!
03.52
30.05.2018
11.11
Dedim; İlahi Aşk Çeşmemden akan suyun hortumunun ucu kesik,
akıntının şiddetinden bir oraya bir buraya savruluyor. Bu ucu tutmanı ve yeniden
kendine bağlamanı mı umut etmeliyim yoksa sana yönelen bu hortumu bende kesmeli
miyim? Bu araftan beni çıkar lütfen.
Dedi ki; bırak bu hortumdan çıkan İlahi Aşk Suyunu nasibi
olan alsın. Sen sadece koşulsuzca akıt, illaki nasibi olan olacaktır. Benim ki
bu kadarmış.
Eyvallah dedim
bende.
Çeşmenin tek koşulu vardı aslında; karşılıklı akıp
gürleyerek İlahi Aşk Deryasına BİRlikde karışıyor olmaktı. Yoksa nesnelere,
kişilere bir bağımlılığım, bağlılığım yoktu. Benim sadakatim sadece saf olan bu
suyun ahenkle karşılığını bulup gürül gürül Aşkla Yüceliyor olmasına. Sadakatim
Hakikatime, Hakikat olan Aşkıma.
O yüzden de bu su hiç kesilmiyor, kesilmeyecek de.
Sadece bu
deneyimde; ‘’ Sen tam bir gönül verişle sevmediğinden onun seni sevmesini nasıl
isteyebilirsin? Hatta bu ilahi hakikatte bile böyledir. Allah elbette kendini
en çok sevenlere gönül verecektir.
İyilikler, iyiler
içindir, temizlikler, temizler içindir. Aşk, sevenler içindir. İlahi aşk şarabı
ise onu içebilecekler içindir.’’ Mesnevi_Şerif
bu gerçeklikle
yüzleştim. Gerçekten saf bir iyi niyetle, şüpheye hiç ama hiç yer vermeden,
gelenin sabırla kim olduğuna bakıp, usulca, hak ettikçe, koklayarak, duyarak,
tadarak, hissederek, görerek onu Rahmime alıp Aşk gerçeğimle Ahenkle
dönüştürüyor olabilme becerisini, ustalığını, marifetini sergileyip,
sergileyemediğimi gösterdi bana ayna.
Şükürler olsun
ki nimetlerini görüyor ve topluyorum. Bu güzel deneyimimde oldukça zengin olan
nimetleriyle özüm daha da bir ‘’ Öz-Gürleşti’’ ‘’Özgürleşti’’.
Bu nasiple
nasiplenmeseydim bende buraya gelemeyecektim. Şükürler olsun! Hamd olsun ki bu
araç beni buraya taşıdı. Yoldaşlık etti. Şükürler olsun!
11.11
Benim içinde bir
devir bu deneyimle birlikte devrilmiştir.
Sahurda yazdığım satırlar gibi yeni bir dönem başlamıştır. Aşk ile Hüüüü!
Son buldurduğum
bu devrin kutsallığını, yüceliğini kutluyor kutsuyorum.
Teşekkür ederim, şükürler olsun, hamdüsenalar olsun!
Gelen yeni
dönem hayırlı, uğurlu, Aşklı Olsun! Hüüüü
Mübarek olsun!
11.41
Es Sabur!
En Nur!
El Vedud!
BismillahiRAHMANnirRAHİM!
Rahman ve Rahim Olan ALLAHın adıyla!
11.56
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















