19 Ağustos 2019 Pazartesi

Minnet Eylemem!


Eflatun derki;
‘’ Kimseye kendinizi ‘’ sevdirmeye’’ kalkmayın!
Yapılması gereken tek şey kendinizi ‘’ sevilmeye’’ bırakmaktır.
Önemli olan; hayatta ‘’ en çok şeye sahip olmak’’ değil, ‘’ en az şeye ihtiyaç duymaktır.’’

Fark ediyorum da çocukluğumdan beri annem beni sevsin, babam beni sevsin, etrafımdakiler sevip ilgi göstersin diye diye uğraşıp yormuşum onca vakit kendimi. Yordukça da değersizleştirmişim zenginliğimi.
Görmeyen göze beni gör, duymayan kulağa beni duy, hissetmeyen yüreğe beni sev… demek ne beyhude bir uğraş yılların harcandığı.
Sevilesi varlığımın yüceliğine erişmek için onca ‘’beni sev’’ yolunu tırmanmak gerekiyormuş demek;) çok şükür ki yolun yarısındayken bir aydınlanma geldi;) sevilesi, görülesi, bilinesi varlığımın eşsizliğine, biricikliğine, zenginliğine, nimetine, hikmetine…
Şimdi kendimi bilgenin de dediği gibi ‘’ sevilmeye’’ bıraktım, gören, duyan, hisseden, koklayan, tadan, yaşayan ve yaşamayı bilen varlığa, varlıklara.
Yine şimdi anlıyorum  Celallini ; denizlerin, rüzgarın, ateşin, toprağın, varlığın, varoluşun Celalini.
Yaradanın ‘’ İstedim ki bilineyim’’ nidası duyulmayınca, görülmeyince… kendini Celaline çekerek, Celaliyle yine de gül Cemalini göstermek istemekte yaşayan ölülere.
Onca vaktin sevgisizlik, değer bilmezlik yükünü, kirini… Celaliyle üzerinden silkeleyip atmakta, atarken de, bizi de silkelemekte belki ayarız diye sevgiye, varoluşa ve varlığımızın hakikatine verdiğimiz değere.
Celalin içinde lütuf, lütfun içinde Celal!
Kabuğun içinde ki inci tanesi misali.
Zü’l- Celal-i Ve’l İkram !
HU…
Celal ile Celallenmek değil, önünde saygıyla, sevgiyle, aşkla hürmet etmek, onu dinleyip anlamak, kabul etmek, onurlandırmak gerekir ki,  kabuğunun içindeki inciyi sana göstersin.

Livaneli ‘nin de dediği gibi ‘’Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak her şey…’’
Sevilmeyi beklemiyor, sevilmeye ‘’bırakıyorum’’ kendimi!
Çünkü zaten sevilmedeyim, sevmedeyim, korunup kollanmaktayım, gözbebeğiyim, Nuruyum, Aşkıyım, balıyım, Sultanıyım…^^

Lütfun da BİR kahrın da BİR.
Celalin de BİR Cemalin de.

Minnet eylemem görmeyene, kadir kıymet bilmeyene..
( Selam Olsun Nesimi'ye)

Kimi deli der kimi veli,
Kim ne görürse onu der!

19.08.2019 da gelenler…^^
Münire Mine Arslan



14 Ağustos 2019 Çarşamba

Teslimim Varoluşuma

    '' İstediğimi sandığım şeyin peşinden koştuğumda günlerim acı ve kaygı içinde yanıyor.
sabrımla oturduğumda ihtiyacım olan şey bana akıyor ve hiç acı yaşamıyorum.
    Bundan şunu anlıyorum; istediğim o şey de beni istiyor, beni arıyor ve beni kendine çekiyor.''
                                                                                               Mevlana Celaleddin Rumi. 

 Rabbim  her daim sabrın selametin de yaşar eylesin...
      Teslimiyete varmak, Yüceliğine erişmektir!
 Kim olduğunu, hakikatinin ne olduğunu bilmek, eminliğin sarsılmaz Kabe' sinde seni dimdik Elif eyliyor. Bu Elif' liğin yüceliğinde, istediğin her şeyin kendiliğinden huzuruna serilip gelmesinin görkemli ihtişamı karşısında boynunu eğip, Şükriyatın ''Vav'' ı olmaktan başka bir güzellik kalmıyor. Her şey güzellik her şey cennet oluyor.
      İnsan oğlu varoluşunun hakikatini bir anlasa, rüzgarla boğuşmaktan, suyun tersine yüzmekten, boşa kürek çekmekten...vb. vazgeçer.
     Her şey olmakta ve oluşmakta, bu sır bütün varoluşun içinde. Bunu bilip bu gerçekliğe teslim olup kucaklaştığımızda, istediğimiz her neyse onunda bizi istiyor olmasının güvenli kavuşumu içinde eriyip, O  da bizim içimizde eriyip yok olmakta. Varoluşun Yokluğu, dayanılmaz hafifliği bu olsa gerek;)...^^


12 Ağustos 2019
15.35
Münire Mine Arslan.


10 Ağustos 2019 Cumartesi

Bekleme yapma.

    Allah'ın sonsuz hazinesinde nice güzel olasılıklar var iken, beklentilerle ne diye bu süprizlerin önüne geçeriz ki?
     Beklemek durmaktır. Durağanlık hakiketimize aykırıdir. O yüzden de kimse beklemeyi ve bekletilmeyi sevmez. Her şey akmaktadır.
    Beklentisizlik akışta olmaktır. Olan her şeyin tadına doyum olmaz gelişini, süprizlerini sevinçle, neşeyle, onurlanarak onurlandırarak karşılamaktır. Yağan lütufları görüp çoşabilmektir.
    Bekleyen her şey ve herkes bulanır, bulandırır. Aktıkca temizlenir ve temizler her şey ve herkes.
    Zihninin seni geçmiş gelecek göletinde sınırlamasına, bulandırıp, bunaltmasına izin verme. Farket ve harekete dönüştür, ANnın sonsuz sınırsızlığında ak. Denize, deryaya, ummanlara karış. Cehennem çukurundan Cennet bahçene ak. Unutma ki Cennet de Cehennem de senin BİRliğinde, nereye istersen oraya akışkanlık gösterebilirsin.
      Elbette düşleyebilir, umut besleyebilir, niyet edebilirsin...vb. yeter ki bunlara saplanıp, tutunup bekleme ( beklenti) yapma.
 Hayat trafiğini dinle;) " bekleme yapma ticari" geç diyor;))
9, 10 Ağustos 2019
13.26
Münire Mine Arslan...^^

4 Ağustos 2019 Pazar

Ağrı Dağı Seferi



Sıdretül Münteha
       Sınırlarını genişletmek, varılacak en uç sınıra varmak, illüzyonuna " gerçek değil" sin diyebilmekle başlıyor. O büyülü dünyanın içinden geçip, tüm korkularına, endişelerine, olmazlarına " gerçek degilsin" diyerek, onlara vermediğin gerçekliğin seni yeni mucizelerle dolu dünyana açıyor. Tıpkı Alice harikalar diyarına geçiş yapmak gibi;)
       Nerde, nezaman ve nasıl olursa olsun senin akışını durduran her türlü zihinsel endişe ve korkularının, olmazlarının, kötü düşünce alışkanlıklarının ve onların kurduğu senaryolarının icine dal ve onlara dokunarak " gerçek değil"siniz de ve sis perdeni aralıyarak kendi sınırını genişlet, özlediğin öz cennetine var.
      Özgerçekliğine verdiğin iman ile yürüdüğün sarp, taşlı, karlı, tüm zorlu yollar bir halı olup önüne seriliyor adeta. Tüm cennet işaretleri de trafik işaretleri misali dogru yolda olduğuna dair sana göz kırpıyor, kah bir kelebek kah  kalp şeklinde bir taş olarak beliriyorlar.
      Asıl tırmanış zorluk olarak önüne koyduklarını farkedip, onları özüne varışının basamaklarına, Cennet adımlarına dönüştürebilmek. O zaman yapılamıyacak iş, aşılamıyacak zorluk, tırmanılamıyacak zirvenin olmadığını deneyimin içinden geçerek öğreniyorsun. Yeter ki olmazlarını fark et ve onları önüne basamak et.

" Zorluk olarak nitelendirdiklerindir asıl zorluğun, yoksa tırmanmak değildir tehlikeli olan, asıl tehlike bedenine, kalbine, ruhuna, zihnine duyduğun güvenin BİRliğine olan şüphendir"
02. 08. 2019

Sonsuz Şükürdeyim...
Sonsuz olan varlığıma,
Bu varlık ki yüceliğini gösterdi, imkansız olanın olmadığını, aşılamıyacak bir zorluğun bulunmadığını deneyimlettirerek. Yeterki güven, yeterki aklın ve kalbin izdivacında Aşk ile teslim ol, her şey nimetleriyle önüne serilir. Yürünmez olan yol önüne halı serer. Aşılmaz olan zirve seni sevgi ve merhametiyle kucaklar, eteklerinde seni "Vav" eyler.
   Ağrı dağı seferimizde dağın Rahman olan heybetli yüceliğinin azameti, bizi yürürken hem gökyüzünden zirvesine çekmekte hemde ayak tabanlarımızdan kökleyerek, temkinli teslimiyetle başımızı öne eğdirip "Elif" eylemekteydi.
Rahim olan sonsuz sevgi ve merhametinde etekleriyle bizi kundaklayıp "Vav" eylemekteydi.
    Buraya ancak hem Elif olup hemde Vav olup, onun kutsal izdivacında, BİRliğinde, bütünlüğünde, teslimiyetinde olmadan çıkamazsın diyordu adeta.
"Soyun" tüm çıplaklığına ve saflığına, "öl" tutuğun ve tutunduğun ne varsa, hepsinden bagımsız, korkularına cesurca meydan okuyarak bir " Birey" gibi bir "Elif" gibi yürüyebilirsen gel diyordu.
Sen Atalarından aldığın zengin mirasın güç ve kudretiyle, toprak olduğun, taş olduğunun bilincinde güvenle, teslimiyetle yürüdüğunde tüm yollar lütuf, tüm adımlar ibadet oluyordu adeta. Ve sen yol aldıkça seni senden daha iyi bilen, koruyan, kollayan, kuşatan, kutsayan Yüce Allahın, senin taşıyabileceğin ölçüyü bildiğinden, senin kabını bildiğinden, Rahim olup kutsal eteklerinde seni kundaklayıp "Vav" eyleyerek dur demekteydi. "Dahası seni yakar, dahası seni yoldan edebilir, seni bensiz, beni sensiz kılabilir. Ben ise ancak senin aynan ile parlar, senin aynan ile Yücelirim. Ben sensiz neylerim" der ve ilanı Aşkını sunar. Kutsal Birliktelik ve Vuslattır artık. Elif ve Vav'ın birliği beraberliği, sınırsız genişligidir artık vakit. Zirvedir vardığın. Yüceliğindir, yüceldiğin gerçekliğin, sonsuz sınırsız olan varlığına genişlemendir.Buna uyumlanmandır en doruk noktan.
      Bu tırmanıştır ki hem ölümümüz hemde doğumumuzdur. " İnsan Vav gibi doğar, Elif gibi ölür". O yüzdendir ki tırmanırken her türlü korkularımıza öldük, tuttuklarımıza tutunduklarımıza öldük. Bizi yüce varlığımızdan ayrı koyan yanılsamalı gerçekliğimize Elif gibi ölüp, eteklerinde ki doruğunda kundaklanıp(çadirdaki uyku tulumlarındaki hallerimiz;) " Vav" olup, asli hakikatimize, yüceliğimize, azametimize, bilgeliğimize, Fatma Meryem Suna suretiyle hepbirlikte İsa olup doğduk. Tıpkı yatay(zahir) ve dikey( batın) de Hz İsa'nın doğum ve ölüm çarmıhına gerilip Miracına erişmesi gibi..
Şükürler Olsun!
Hamdu Senalar Olsun!


03. 08.2019
16.30
Dönüş yolunda....^^
Münire Mine Arslan




18 Temmuz 2019 Perşembe

Saçlarımın Arasında ki Cam Kırıkları

Saçlarımın Arasında ki Cam Kırıkları
     Şimdiye kadar edinilmiş tüm olumsuz deneyimler, duyumlar, canını yakıp, kıranlar.. bir engel olarak kafana üşüşmekte ve seni yolundan alıkoyan, ayağına batan, yolu zorlu hale sokan Cam kırıkları olarak saçlarının arasında bulunmakta.          Kim koydu bunları buraya, bu tuzağı kim hazırladı derken, failin de, kurbanın da, azmettirenin de "Ben" olduğunu bilmek en çetin savaşlardan biri.
     Tüm silahın ise "yüksek bilincinin" ışığıyla, o can kırıklarını, canını sıkan tüm karanlıklarını aydınlatmak. Yolunda hiçbir engelin olmadığını bilmek. İmanın sarsılmaz gücü ve kudretiyle, Emin, sık ve net adımlarla ilerlemek.
    Ve seni zirvenden alıkoyan her şeyine bu yüksek farkındalığının ışığını tutarak, saçlarının arasındaki cam kırıklarını Gül bahçesine dönüştürmek.
 Varoluşa duyulan Sonsuz güvenin Teslimiyeti🙏
18.07.2019

13 Temmuz 2018 Cuma

ŞAHİDİM YAŞAMA





    Suyun üzerine yazı yazmak gibidir yaşam. Sen yazdığını sanırsın, yazdıkça geride hiçbir şey kalmaz. Senin yaptıkların yada yapmadıkların tıpkı bir rüya gibi. Hakikatte olan hiçbir şey yok.
    Farz et bir film seyrediyorsun. Kendi hayatının filmini. Niye ciddiye alıyorsun ki? Seyret, oyna, eğlen ve geç…^^ Niye gerçek sanıyorsun ki? İçinde ‘’sen’’ olsan da gerçekte hiçbir şey yok. Seni yanıltan da bu zaten; içinde senin olman (kaptırıyorsun kendini). Sen olsan da çık bak, seyret kendini, nasıl da ciddiye alıyorsun ve tutunuyorsun suya yazdığın yazılara, sanki geriye dönüp baktığında bir şey kalacakmış gibi.
     Rüyalarımıza sadece bir rüya diyoruz da, rüya dışındaki rüyaya gerçek sanıp yapışıyoruz. Oysaki içi de rüya, dışı da rüya. Hepsi rüya. Yaptığın, yapıyor olduğun, yapmış olduğun hepsi suya yazdığın yazılar. Hepsi su.
      Seyir koltuğuna oturtunca kendini, o zaman oynanan rolleri görüyor ve ciddiye almıyorsun. Biliyorsun ki çevirdiğini sandığın film gerçek değil. Sadece BİR film. Çünkü oynanan bütün roller( kurban, fail, kahraman) boş bir perdeye yansıyanlardır. Hepsi senin zihninden yansıyanlardır. Yönetmenim uyanık ol!:)) sadece senin de içinde olduğun bu filmin şahidi ol! Keyifle…^^
      Peki gördüğümüz bu rüyaların, faydası yok mu? Ya da  
      Şahidi olduğumuz bu filmi niye çekiyoruz?
      İçine girip çıktığımız bu rüya aleminin maksadı ne?
      Nasıl ki bir rüya gördüğümüzde, sabah uyanıp manasını merak ediyorsak, niye gördüm ki bu rüyayı, anlatmak istediği gerçek nedir? diye soruyorsak.
     Hepsi sabah olup uyandığımızı sandığımız dış rüya aleminde suya yazdığımız yaşamlara tutunuyor olmamızdan. Oysaki rüya içinde rüya görmeye devam ediyoruz. Peki neden?
     Uyanmak için nihai olan gerçekliğe!
Tüm rüyaların manası, oynanan rollerin içeriği, hepsi seni gerçekliğine, şahitliğine, onun da ötesine taşımak için. Seni taşıdılar fakat onlar gerçek değillerdi.
    O yüzden de filmini seyret, keyif al, tanığı ol! Ama kendini filmine kaptırma;)
Sana verdiği mesaja bak, seni ulaştırdığı nihai gerçeğe bak;)

Şükürler Olsun!             

00.47




28 Haziran 2018 Perşembe

ÖZGÜRLÜKTEN DE ÖZGÜRLEŞ...^^^^


27.06.2017
Selam Aşklar!
Dün gece yarısı gelen yoğun ilamları defterime akıttım, şimdi bilgisayar ortamına aktabiliyorum;)
Bundan yaklaşık bir hafta önce bir arkadaşımla sohbet ederken, erkek arkadaşından ayrılmasında özgürlüğüne düşkün olmasın payının büyüklüğünden söz ederken ona dedim ki  ‘’ şu özgürlük fikrinden de özgür ol’’  ‘’özgür olacağım diye özgürlükten mahrum etme kendini’’  ‘’özgürlükten de özgürleş’’ deyivermişim. Meğerse arkadaşıma verdiğim tavsiye banaymış şimdi çok daha iyi anlıyorum;) aslında her şey Meryem olan parçamın da dediği gibi ‘’ben den bana’’ gayrı olan hiçbir şey yok .
Dün gece özgürlük putumu devirdim. ‘’özgür olucam’’ ‘’özgür olmalıyım’’ ‘’kendime alan açıp, kimsenin bulaşmayacağı yer, durum, olay…vb. yaratmalıyım’’ ‘’kaçıp gitmeliyim buralardan’’ ‘’kendi başıma olmalıyım’’ ‘’kendi düzenim, kendi yaşantım, kendi kontrolüm, kendi alanım’’ kendi… kendi… kendi… derken ‘’özgürlüğüm’’ adına meğerse özgürlüğü esaret edinmişim. Kendi olan parçalarımdan, durumlardan, ortamlardan, olaylardan kaçıp, kaçınarak.
Zaten ‘’özgür’’ olmak için bir şey yapmaya gerek yok. Kaçılacak varılacak bir yerde yok. Zaten ‘’özgürsün’’. Zaten ayrı gördüğün, alan açmaya çalıştığın, kaçındığın her şey ve herkes ‘’sen’’ ‘’ben’’.
Her şey ve herkes ‘’ben’’ iken, ‘’ben’’ her şey ve herkes iken, özgürlüğün sonsuzluğu hakikatim iken, uğraştığım, uğruna çaba harcadığım her şey ve herkes benim putum olup, aşk varlığımın akışına engel olmakta. Sonrada bu putlara tutunup, akışın tersi yönde gitmeye çalışmak ne beyhude ve yorucu bir paradoks.
Oysaki her şey ve herkes benim ‘’VarOLUŞ’’ HAKİKATİMDE MEVCUT. Gidilecek bir yer, yaşanacak bir zaman, tanışılacak bir insan…vb. yok.
 Çünkü hepsi sende mevcut, hepsi ‘’sen’’, hepsi senin görüntün, yansımaların, hepsi senin olan sen olan hamurun, senin varlığın onlara, onların varlığı sana bağlı. Tüm kavramsal ayrımlar zihnin eseri, her şey öz olan özünde ötesinde…^^


Dedi ki; zaten Olmak istediğin yerdesin, görmek istediğin yerdesin, duymak istediğin yerdesin,… her ne istiyorsan zaten ‘’O’’ SUN! HİÇ GAYRI OLMADIN! Bulunduğun AN, bulunduğun koşul, bulunduğun yer, mekan, zaman, ‘’OL’’DUĞUN GERÇEKLİĞİNDİR! Varılacak  bir yer yoktur, zaten VAROLANDIR GERÇEKLİĞİN! VARLIĞINDADIR GERÇEĞİN, HAKİKATİN!
ÖZGÜRLÜKTE ‘’SEN’’! ANNEN DE ‘’SEN’’ BABAN DA ‘’SEN’’ arkadaşların da ‘’sen’’, Asya da ‘’sen’’, Avrupa da ‘’sen’’, Dünya da ‘’sen’’, gezegen de ‘’sen’’, uzayda ‘’sen’’, boşlukta ‘’sen’’, ötesi de, öteninde ötesi de ‘’sen’’.
Daha ne arıyorsun? Aradığın sende mevcuttur. Kendini ‘’meşgul’’ de tutarsan, aradığına ulaşamazsın tabi;)) hattını pürü pak eyle ki aradığına da ulaşabilesin, aradığında sana ulaşabilsin;)
01.48
ŞÜKÜRLER OLSUN!



                   

20 Haziran 2018 Çarşamba


KUTSAL İZDİVACIMIN, SULTANLIĞIMIN, CENNETİMİN DÖNEMİ BAŞLAMIŞTIR….^^^^
BİLMİLLAHİRRAHMANNİRRAHİM!
HÜÜÜÜ

CENNET DENEYİMLERİM
4444

02.06.2018
19.20

Gücümün, kudretimin, irademin, ‘’ben’’ diye adlandırdığım Münire Mine diye seslenilen bu eşsiz varlığın hayat idaresi Rabbimindir, Allahımındır!
    Bu bilincin kutsal izdivacıyla, bu varlıktan akan her şeyin ‘’O’’ Olduğu hakikatiyle, tam bir güven, iman, ihsan ile huzurdayım. Şükürler olsun!
Bu teslimiyetle önümde açılmayan bir kapı yoktur. Cennet sarayında ‘’ Kun Fe yekun’’ tüm kapıları açmaktadır.
     Korkularım ve şüphelerim beni Rabbimle BİR ve BÜTÜN eylemiştir. Peşimden koşturup beni şüphesizliğin, korkusuzluğun güvenli kollarına sürüklemişlerdir. Onlara da şükranlarımı sunuyorum. Artık onlara ihtiyacım kalmamıştır, görevlerini layıkıyla yapmışlardır.
     Şimdi öyle bir yerdeyim ki; Pürü Pak , Nuru Berrak, Aşk Olmanın, Aşkın Olmanın güvenli, huzurlu, emin, cesur, kudretli alanında Aşk Deryasına akıyorum. Hüüüü….










ŞÜKRETMEK OLMAKTIR

02.06.2018
20.00

‘’ Şükretmek Olmaktır’’
‘’ Şükretmek Tanrıya teşekkür etmek değildir. Şükretmek, mutluluğu elinde olmayanlarda aramamaktır. Şükretmek, hemen şimdi mutlu olmaktır. Şükretmek, bilgeliktir.’’ Burak Özdemir’in kartlarından aldığım bu mesajla idrakım bir açılım daha yaşadı. Hem de en muhteşeminden.
   Kuru kuruya sözlerle teşekkür olmaz. Sen nasıl karşındaki insanda ‘’hal’’ halini görmek istiyorsan. Rabbin de senin (zaten hiç ihtiyacı olmayan) kuru laflarına kalmadı. Onun görmek istediği; sana bahşettiği bu eşsizliği, mükemmelliği yaşıyor, yapıyor, Oluyor oluşunadır. Asıl bunu gördüğünde şükrün şükür Olmuştur. Yaşayan ‘’Hal’’ haline getiren Olman en büyük teşekkürün, şüküründür.
    Nasıl ki sevgilinden de bunu görmek istersen, yaşamak istersen Rabbinde bunu görmek, yaşıyor olduğunu bilmek ister. Sana bahşettiği bilgeliğini kullanmanı, uygulamanı, yaşamanı ister. Bu beceri herkese bahşedilmiştir. Bunu bilen, bu bilinçte olan ve bunu ‘’hal’’ haline ‘’yaşamı’’ haline getirmiş olanların BİRlikte paylaşımıdır Aşk ve mutluluk.
Yoksa bunu başkasında arayan ve senin de bunu başkasına bağladığın bir beraberlik nasıl olabilir ki? Herkes birilerinden arıyor, sen de birisinden arıyorsun, o da birisinden arıyor. Herkes aramada, meğer herkes kendi kuyruğunu yakalamaya çalışan, kendi paradoksunun içine düşmüş. Ne aradığını, nerede bulacağını bilmeden…
   Mutluluğu kendi elinde olan iki insanın, bu mutlu mesut ellerini buluşturup, bu mutluluklarını paylaştıkları kavuşumdur Aşk!
     İşte boşuna demiyoruz; sözde değil, öz de olan sevgi ve bunu varoluşuyla yaşayan, yaşatan sevgi en büyük teşekkürdür, şükürdür, en büyük sevgiliye, Rabbime! Allahıma!
Hüüüü!
22.25

  • Koşulsuzca, karşılık beklemeden akıt, senden gürül gürül akan sevgiyi.
Nasibi olan alsın!
  • AN’nın sonsuz mekan ve zamanında yaşa!
  • Huzurda, neşe ve keyifte kal!
  • Ne istediğini net olarak bil, yap ve yaptır!
  • Kudretinin gücünde, kararlığında net ve emin ol ve öyle davran!
  • İyi niyetinin ve Aşkının merkezinde, her şeyin akışında mükemmel ve mümkün olduğunun bilinçli rahatlığında, su gibi berrak ve naif AK!
  • Hiçbir şey beklememenin huzurlu keyfinde, rahatlığında kal!
  • Beklememenin hareketliliğinde akışta olmanın mucizelerini topla!



ELLER

Mutluluğu kendi elinde olan iki insanın, bu mutlu mesut ellerini buluşturup, mutluluklarını paylaştıkları kavuşumdur Aşk!
02.06.2018
22.53



Sahur vakti gelen;

‘’kaybedecek bir şeyi olmayanlar korkmaz’’ deriz. Evet hiçbir şeyin sahibi olmadığı gerçeğine uyandığında cesaretin doğar.
05.06.2018
00.11








İbnü’l Arabi’nin ‘’Zaman ve Kozmoloji’’ kitabında; Allah-İnsan- Dünya üçlemesini okurken, her insanda ruh- kalp-beden olarak tecelli ettiğinden bahsederken, bende açılan bilgi devamı ;Elif- Lam- Mim şeklinde oldu. yani;
Allah- İnsan- Dünya
Güneş-Ay-Dünya
Ruh- Kalp- Beden
Elif- Lam- Mim

   Yine İbnül Arabinin kitabında günlerin özelliklerinin ve karşılık buldukları ilahilikleri anlatan 135sf. daki tablodan, kendi doğum günüm ile bağlantı kurdum. Salı günü olması hasabiyle o güne ait özellikler beni şu bilgilere ulaştırdı; 3. Gün, 3. Göğün varlığı. İlahi sıfatı: Görme(basar). Peygamber; Harun. Gezegen; Mars. Esma-i ilahi; Kahhar. Namaz; Yatsı. Arapça Menzil; Avva. Türkçe Menzil; Bootes. Googleden buraya bakınca karşıma Adıyaman Kahta köyü çıktı.
El Kahhar’a bakınca şu bilgilere ulaştım; Allahın sonsuz kudretinin karşısında hiçbir gücün duramıyacağını ifade eder. Böyle bir cesaret göstereninde layığıyla cezasını veren. Düşmanların ve kötülerin deffi için ve kendi nefsimizin temizliği için günde 306 zikir diyordu.
Sema olarak; beşinci. Dünyevi bölge; üçüncü. Arapça harfi; Lam
Allah Salı günü göğe emrini vahyetti.
LAM harfi de beni ‘’ Elif,Lam,Mim’’ üçlemesine götürdü. Bu üçlemeyi araştırdığımda da şu bilgiye ulaştım; ‘’ Yaradılmışların çeşitli oluşlar ve ilişkilerle belirlenmiş hayatlarının gerekli kıldığı, ihtiyaç duyduğu irşadlar gayp aleminden gelerek onların hayatlarına girmekte ve yollarına ışık tutmaktadır’’











  
06.06.2018
23.56


‘’ Her nefeste doğ ve her nefeste öl’’
 ‘’ Yaşamı ciğerlerine çek, yaşamı kabul et, hayatı içine al, kabullen’’
‘’ Vesvese yapma, bir sarkaç gibi acaba öyle mi böyle mi deme’’ güven ve ak hayat akışında.
El Rahim Ol!
‘’ Ayın iki yüzü var aydınlık ve karanlık her şey senin seçimine bağlı’’
Bugünün getirdiği mesajlarım;)
Bir de eve gelirken yol üzerinde önce minik bir mavi top gördüm, kaldırımda duran. Apartmandaki bir çocuğundur deyip almadım. Sonra benim güzergahımdaki sokağa dönüp devam ettim bir süre sonra aynı boyda minik kırmızı topu görünce ‘’ yok artık’’ dedim ve bunu aldım. Bu topu alınca bir duraksadım. Dedim ki ‘’ ya dönersin az önce ıskaladığın bu topun eşini de alırsın yada devam edersin, aklındaki şüphe ve keşkeyle’’ ve elbette hiç yapmadığımı yapıp onca yolu tekrar geri dönüp aynı kaldırımda duran diğer minik mavi topu da elimdeki kırmızıyla kavuşturdum. Birde baktım aynı marka iki top. Mucize değil de nedir bu? Mucizeyi ne yada nasıl algılıyoruz ki? İşte bu mucizenin ta kendisidir. Benim eve dönüş istikametimde, aralarında onca mesafe olan iki top, benim sayemde BİR araya geldi. Tam da içimden şu duayı geçirirken; ‘’ Ya Rabbim, bir su tanesi gibi billur, BİRnur gibi seninle, sana doğru akabilmem için kendi kendime yarattığım, kendi önümdeki engellerimden beni arındır, sana iradem de, hayatımın idaresi de teslimdir. Her ne yapıyorsam kavuşmamızı engelleyen hepsinden sana sığınırım. Hepsini serbest bıraktım. Beni azad eyle. Senin Aşk Deryana Bir Nur gibi akabilmem, seyrü sefa eyleyebilmem için bana yardım et’’ diye dualanırken bu toplar çıktı karşıma. Ve hiç üşenmeden gidip onları birleştirdim avucumda. Bu mucizeyi kutlayarak. AN da kalınca, gözlemci olunca ne güzel süprizlerle kavuşuyor insan, şükürler olsun!
00.15










 07.06.2018
22.00

Bu tarih kutsal izdivacımın nikah tarihi ve saati. Rabbimle, Yaradanımla hizalandığım, nurun rahmetiyle yıkanıp tüm engellerimden arındığım ve kutsal BİRlikteliğe aktığım gecem günüm…^^^^


28.05.2018
29.05.2018 Birlik gecemde , esaretlerimden soyunup, özüm olan özgürlüğüme kavuşmuştum. Nur varlığıma, huzuruma, neşeme, kutlamama, kutsamama yükseldiğim nişan gecemdi ‘’O’’ gece.
    Tüm karanlık yanlarımı; korkularımı, endişelerimi, vesveselerimi, şüphelerimi, kuruntularımı, acılarımı, değersizliklerimi, kırıklıklarımı, kötü senaryolarımı… onurlandırıp, beni taşıdıkları Yüce gerçekliğimle onları Aşk eyledim, nişan gecemde.
    Bu gece de oda nikahımı yapıp nikah kurabiyelerimi süsledim. Harmoni salonunda 09.06.2018 tarihinde ruhdaşlarıma, Aşklarıma, dostlarıma ilan edip şahitliklerine sunacağım.
Şükürler olsun!
Hamdu Senalar Olsun!
 Aşk ile HÜÜÜÜ!
00.16









 OLUŞ

12.06.2018

‘’İşleyen demir ışıldar’’
‘’ her şey akar, akan bir nehre iki kez giremezsin….’’
‘’ su yolunu bulur’’
Ve daha bir sürü yol gösterici sözler, deneyimler içerisine girer çıkarız.
  Varoluş gerçeğin, ‘’ Oluş’’ üzerine kurulmuştur. Yani her şey her AN OL maktadır, yeniden ve yeniden. Her AN ölmekte her AN doğmakta her şey ve herkes. Sende AN’la birlikte Öl ve Anla birlikte OL!
     Hakikat böyle iken bu dünyanın içinde illüzyon ve halüsinasyonlarla, obsesif kompulsif , şizofren bir sürü paradoksal durumlar içine sokmuş insanoğlu kendini.    
   Çözüm peki?;)
Çözüm akan bir nehir gibi Olduğunun, tutmaya tutunmaya çalıştığı şeylerin putperesliğinden, yorgun düştüğünün farkına varıp, uyanışta, bilincin uyuşukluğunun, aymazlığının şuurlu hale gelişinde, kendi hakikatine uyanıp, kavuşumunda.
Asıl gücün, kudretin tutmak, tutunmak değil, bırakmak ve özgürce Aşk deryasına doğru, Eminlikle Akmak olduğunu anladığında, seyri sefa başlamıştır. Özgürlüğün eminliğinde, kudretin bilincinde, varoluşun OLUŞ HALİNİ YAŞIYARAK, RÜZGARLA DANS EDİP, GÜNEŞLE YIKANIP, TOPRAKLA KÖKLENİP, SUYLA AKIP, HAVAYLA NEFESLENİP, ATEŞLE OLGUNLAŞIP, DÜNYA İLE AHENKLE DANS EDİYOR, SEMA EDİYOR OLACAKSIN.
15.00











14.06.2018
Geçmişten bugüne bana devredilen hazinemi, Rabbimin bana bahşettiği hazinemi, kutsallığımı, eşsizliğimi, mücevherliğimi, BİRicikliğimi, gücümü, kudretimi, eminliğimi, nurumu, Aşk varlığımı Aşkla kabul ediyor, kucaklıyor, kutsuyorum, kutluyorum. Kun fe yekun!
    Ben eşşsiz bir hazineyim!
Hazineme sahibim, onun güzelliklerini, nurunu ışıldatıyorum. Kun fe yekun!

Not: bu hazinemi açığa çıkartıp, sahip çıkmamı tetikleyen, içimdekini doğurtan müzik; Samaya- Fusion Alchemist( Tribal Trap/ Global Bass/Psy- Dup/Estern/Glitah-Hop Mıxtape.


19 Haziran 2018 Salı

OLUŞ




12.06.2018

‘’İşleyen demir ışıldar’’
‘’ her şey akar, akan bir nehre iki kez giremezsin….’’
‘’ su yolunu bulur’’
Ve daha bir sürü yol gösterici sözler, deneyimler içerisine girer çıkarız.
  Varoluş gerçeğin, ‘’ Oluş’’ üzerine kurulmuştur. Yani her şey her AN OL maktadır, yeniden ve yeniden. Her AN ölmekte her AN doğmakta her şey ve herkes. Sende AN’la birlikte Öl ve Anla birlikte OL!
     Hakikat böyle iken bu dünyanın içinde illüzyon ve halüsinasyonlarla, obsesif kompulsif , şizofren bir sürü paradoksal durumlar içine sokmuş insanoğlu kendini.    
   Çözüm peki?;)
Çözüm akan bir nehir gibi Olduğunun, tutmaya tutunmaya çalıştığı şeylerin putperesliğinden, yorgun düştüğünün farkına varıp, uyanışta, bilincin uyuşukluğunun, aymazlığının şuurlu hale gelişinde, kendi hakikatine uyanıp, kavuşumunda.
Asıl gücün, kudretin tutmak, tutunmak değil, bırakmak ve özgürce Aşk deryasına doğru, Eminlikle Akmak olduğunu anladığında, seyri sefa başlamıştır.
 Özgürlüğün eminliğinde, kudretin bilincinde, varoluşun OLUŞ HALİNİ YAŞIYARAK, RÜZGARLA DANS EDİP, GÜNEŞLE YIKANIP, TOPRAKLA KÖKLENİP, SUYLA AKIP, HAVAYLA NEFESLENİP, ATEŞLE OLGUNLAŞIP, DÜNYA İLE AHENKLE DANS EDİYOR, SEMA EDİYOR OLACAKSIN.
15.00




ŞÜKRETMEK OLMAKTIR



02.06.2018
20.00

‘’ Şükretmek Olmaktır’’
‘’ Şükretmek Tanrıya teşekkür etmek değildir. Şükretmek, mutluluğu elinde olmayanlarda aramamaktır. Şükretmek, hemen şimdi mutlu olmaktır. Şükretmek, bilgeliktir.’’ Burak Özdemir’in kartlarından aldığım bu mesajla idrakım bir açılım daha yaşadı. Hem de en muhteşeminden.
   Kuru kuruya sözlerle teşekkür olmaz. Sen nasıl karşındaki insanda ‘’hal’’ halini görmek istiyorsan. Rabbin de senin (zaten hiç ihtiyacı olmayan) kuru laflarına kalmadı. Onun görmek istediği; sana bahşettiği bu eşsizliği, mükemmelliği yaşıyor, yapıyor, Oluyor oluşunadır. Asıl bunu gördüğünde şükrün şükür Olmuştur. Yaşayan ‘’Hal’’ haline getiren Olman en büyük teşekkürün, şüküründür.
    Nasıl ki sevgilinden de bunu görmek istersen, yaşamak istersen Rabbinde bunu görmek, yaşıyor olduğunu bilmek ister. Sana bahşettiği bilgeliğini kullanmanı, uygulamanı, yaşamanı ister. Bu beceri herkese bahşedilmiştir. Bunu bilen, bu bilinçte olan ve bunu ‘’hal’’ haline ‘’yaşamı’’ haline getirmiş olanların BİRlikte paylaşımıdır Aşk ve mutluluk.
Yoksa bunu başkasında arayan ve senin de bunu başkasına bağladığın bir beraberlik nasıl olabilir ki? Herkes birilerinden arıyor, sen de birisinden arıyorsun, o da birisinden arıyor. Herkes aramada, meğer herkes kendi kuyruğunu yakalamaya çalışan, kendi paradoksunun içine düşmüş. Ne aradığını, nerede bulacağını bilmeden…
   Mutluluğu kendi elinde olan iki insanın, bu mutlu mesut ellerini buluşturup, bu mutluluklarını paylaştıkları kavuşumdur Aşk!
     İşte boşuna demiyoruz; sözde değil, öz de olan sevgi ve bunu varoluşuyla yaşayan, yaşatan sevgi en büyük teşekkürdür, şükürdür, en büyük sevgiliye, Rabbime! Allahıma!
Hüüüü!
22.25

  • Koşulsuzca, karşılık beklemeden akıt, senden gürül gürül akan sevgiyi.
Nasibi olan alsın!
  • AN’nın sonsuz mekan ve zamanında yaşa!
  • Huzurda, neşe ve keyifte kal!
  • Ne istediğini net olarak bil, yap ve yaptır!
  • Kudretinin gücünde, kararlığında net ve emin ol ve öyle davran!
  • İyi niyetinin ve Aşkının merkezinde, her şeyin akışında mükemmel ve mümkün olduğunun bilinçli rahatlığında, su gibi berrak ve naif AK!
  • Hiçbir şey beklememenin huzurlu keyfinde, rahatlığında kal!
  • Beklememenin hareketliliğinde akışta olmanın mucizelerini topla!








‘’kaybedecek bir şeyi olmayanlar korkmaz’’ deriz. Evet hiçbir şeyin sahibi olmadığı gerçeğine uyandığında cesaretin doğar.
05.06.2018
00.11

30 Mayıs 2018 Çarşamba

DENEYİMİNDEYİM




Sevginin varlığına odaklanıp, O’nu var etmenin ve ustaca sürdürmenin deneyimindesin.
    Seni alıkoyacak tüm illüzyonlardan ( zihnin tuzaklarından), bir deri değiştirir gibi soyunup, Aşk olan varlığınla ışıldama ve Aşkı yaratma, yaşama geçirme deneyimindesin.
    Zihnin tuzaklarından, seni yokluk aleminin kurbanı yapıp, acı çekmene yol açan deneyimlerinden, tüm bunların illüzyonist tuzaklarından sıyrıldın. Artık varlık aleminin Aşk Gerçekliğini yaşayan, yaşatan Tanrıçasın. Tahtında zaten oturuyordun.
   ‘’OL’’ demen yeterli!
    ‘’ İçindeki Yaradana, devasa gücüne güven ve dışına yansımasına izin ver.
İçeride gerçekte her şeye sahipsin, sadece buna güven.’’
    ‘’ Vazgeçme’’
    ‘’ Bir An bile boş durma’’
    ‘’ Tahtın üstünde oturuyorsun’’
23.05.2018
Sahur vakti.

     Tam Bir Gönül Verişle sevme ve sevilmenin sorumluluğunu alıp, sadakatle sürdürme deneyimindeyim.
    İçimdeki Elif’in gücünü, kudretini, eminliğini, nurunu, El Vedüd’lüğünü sihirli bir deynek gibi ‘’ Kun Fe Yekun’’ ‘’OL’’ dedirtme ve yaşatma(OLdurtma) deneyimindeyim.
   Sevme ve Sevilmeyi birbirinden gayrı görürsen, yaşayacağında ayrı gayrılık olacaktır.
Oysaki SEVen ve SEVİLen kim? ‘’Ben’’.
 Onlar benim aşk varlığımda BİR ve bütün, tam ve tamam iken yansıttığında, yaşattığında bu BİRlik olmalı. Tam da bunun deneyimindeyim.
    Şimdi şuan bu Kutsal Birlikteliğin sorumluluğunu alıyor ve ‘’OL’’ ‘’ KUN FE YEKUN’’ diyorum.
    Ayırdıkça ayrılıyorsun, gör varoluşunun BİRliğini, gayrı diye bir şey yok. Her şey             ‘’ senden sana, benden bana’’. Dışarıda olan bir şey yok. Ben O’nun içindeyim ‘’O’’ benim içimde.
10.25


  Yaradan olmanın sorumluluğunu bize verdi, deneyimleyip, anlayalım, üstlenelim diye.
Kendi gerçeğini biz olan aynalarında da görmek istedi.
Sabırla bizim bu gerçeği keşfedip, bulmamızı bekledi, bekliyor da. Her seferinde önümüze sunulan deneyimlerle görmemizi, anlamamızı istiyor, biz de her seferinde ıskalayınca, bizden öte üzülüyor. Ama artık BİTTİ, arık TAMAMdır. Kendi Aşk Varlığımın Gerçeğini görüyor, duyuyor, tadıyor, kokluyor, hissediyor ve her bir hücremle, duygularımla, yüreğimle, zihnimle BİR ve BÜTÜN edip kavrıyor ve yaşıyorum. Şükürler Olsun!
     Sev ve Sevil BİRliği benim varoluşumla akıyor, su gibi duru, saf ve berrak. Benden içeridir her dışımda olan, dış diye gördüğüm bendendir. Her şey içeridedir. Mekan yoktur. Mekan, zaman bendendir.
Tayi Zaman
Tayi mekan budur!

11.20


AN’da ve bu Farkındalıkta KAL!
Zihni fark et, oyuna gelme.
Meleke Tavus kanatlarını tüm görkemiyle kabart. Harut ve Marut melekliğini, sihirli gücünü kabul et! Ve görkemli kalkanını oluştur!
      Çok şükür ki peygamberlerle yolumuza ışık tutulmuş, çok şükür ki Hz.Muhammet S.S min soyundan, onun ümmetinden, onun lütfundan, nurundan korunup, kollanmaktayız. Sabırla yolumuzun açılmasını beklenmekteyiz.
     Çok şükür ki zaten keşfedilmiş olan, bize sunulup, ışık tutulmakta, yol gösterilmektedir. Keşfedilmiş olanı yeniden keşfetmenin yoruculuğuna, belki de ulaşılamazlığına girmeye gerek yoktur. Yol bellidir. Varılacak olan bellidir. Aşk menzili çoktan çizilmiştir, rehberlik edilmektedir. Bize düşen Tevekkülle, aklı selim, gönlü selim denkleminde Seyrü Sefa etmektir.

11.50


Hayatının akışının keyfini kaçırma, kendini ANnın merkezinde tut. Acıya, egoya çekme kendini. Evet uzaklaşmış olabilirsin. Bundan ötürü korkuyor da olabilirsin. Bu durumun yarattığı enerjinin nimetlerini topla, onlarla karnını doyurup daha da geliştir kendini. Uzaklık diye bir şey olmadığının güveninde her an yakın olmanın güveninde kal! Mesafeler ayrılık değildir, mesafenin yakınlığını anla. Haleden hale gir ve çık, güvende , eminlik de kalarak sevgiyi, şefkati, aşkı merkez alarak.

19.30
23.05.2018



DENEYİMLER DEVAM

24.05.2018

‘’Kendin cevap ver’’
‘’Şüphe yok’’
‘’ Ruhunu çevik bir hale getir’’

Sahurda gelen mesajlar.

Ruhumun, özümün gücünü çevikleştirmek, daha doğrusu zaten çevik olan ruhumu, açığa çıkartıp, bunun gücünü kudretini yaşama deneyimindeyim.
    Önüme sunulan tüm sınavlar, öz olan potansiyelimi açığa çıkartıp, sahiplenip, sorumluluğunu alıp, güçlü kudretli bir farkındalıkla bunu yaşamıma geçirmem içindir. Egosal kalıplarımdan soyunup, saf olan, pür olan öz varlığımın gücüne, kudretine, çevikliğine ulaşmam ve bu kudretli saltanatımı yaşamam içindir. Zaten tahta oturuyordum. Ama güçsüz bir saltanattı yada belli belirsizdi. Kendi içinde, görünmenin bilinmenin güvensiz çekinikliğindeydi. Ama şimdi bu duruma irademin kudretiyle ‘’son’’ ‘’OL’’ ‘’Kun fe yekun’’ diyorum.
    Saltanatımda , saltanatımdaki sultanlığımda En Nur olmanın, El Vedüd olmanın, El Emin Olmanın ve nice yüce esmaları barındırmanın ilahi kudreti bilinci içerisindeyim. Bu ilahiliğimin yaşam bulmasına ‘’ Kun Fe Yekun’’ ‘’Ol’’ diyorum.
11.40

    Kendi kudretimi ve gücümü yaşamam için kendi önüme koyduğum tüm engellerimin kalkmasına ‘’Kun Fe Yekun’’ diyorum
12.21
    
   

   Öz olan Candan, Özcan’dan , kudretin eliyle aldığım, Aslan başlı kolyemi boynuma taktım. Nişanemi aldım. Mührümü aldım. Şimdi bu mührü hayatıma vurma zamanı ‘’Kun Fe Yekun’’
12.26

   Sabrında ‘’Tut’’ kendini ki selamete eresin.
   Sabırla vermenin ve sabırla almanın ahenginde, kıymetinde, muhteşemliğinde yaşa. Savrukça oraya buraya serpme varoluşunun kıymetlerini. Girmenin ve çıkmanın, almanın ve vermenin dengesinde huzuru bul, huzurda ol.
    Sen Ramazanı tutarken, o da seni tutuyor. Tüm nefsani, egosal yanlarından seni tutup soyuyor öz olan çıplaklığına. O yüzden ‘’Sus’’, sus ki özün konuşsun, sus ki öz varlığın hareket bulsun. Onun gücünü, kudretini, iradesini görebilmen, duyabilmen, hissedip, koklayabilmen, tadabilmen için. Kendi önünden çekilip alan açman gerek. Alan aç ki, Rahim Ol ki Aşk hareket etsin, Vücud bulsun, Rahman Olsun varlığına.
15.46

  

   Seni yapmaya, söylemeye, eyleme geçip kontrolü eline almana, sabırsızca kendini tüketmene sebep olan, kendi önüne kendi engellerini koyup, sonrada onlarla mücadele etmene yol açan, alanını tıkayıp, gelene buyur demene engel olan, sonra da seni eylem tuzaklarına, yoruculuğuna sokan egonu, zihnin oyun tuzaklarını gör ve fark et.
   Öz olan, saf olan yüreğinin rabıtasında, teslimiyetin huzurunda, zaten her şeyin huzuruna geliyor olduğunun eminliğinde, güveninde yaşa. Eylemsizliğin, kollarında rahat et! Bir şey yapmak zorunda değilsin! Bu illüzyondan çık. Saf ve pür olan varoluşunun eylemsiz eylemine şahitlik et! Her şey mutlak mükemmelliği içerisinde olmakta, her şeyin mümkün olduğu sonsuz olasılıkların genişliğinde genişle, esne, rahatla, seyri sefa eyle!
Amin ‘’Kun Fe Yekun’’
16.08  



DENEYİME DEVAM
25.05.2018

Sabah kalktığımda yüreğimden aklıma, aklımdan dilime gelen cümleler şöyleydi;

Benim lütfumda kahrımda BİR.
Hepsi benden hepsi seni sevdiğimden. Kahır gibi gözüken mesafeli duruşum, seni sana, seni bana daha da güçlenmiş olarak getiren nimetleri görüp toplaman, onlardan nasiplenmen için açtığım şefkat dolu sevgi alanımdır. Sevgisizlik değildir asla. Hatta sevgimden şüphesiz bir şekilde pürü pak olabilmen içindir yaşadığını sandığın yoksunluk. Oysaki sana açtığım bu alanda hazinemi sunarak, senin varoluş gerçeğini parlatmak, süslemektir maksadım. Hediyemdir, hediyelerimdir; yoksunluk yalnızlık, istenmemiş, sevilmemiş sandığın illüzyonlarında kendini kahredip çile çekişlerin. Varlık alemindeyken, kendini yoksunluk alemine sokuşların. İşte tam da bunları görebilmen içindir yaşattığım mesafelerim.
    Daha uzak yada daha yakın değilimdir, ben hep aynı yerdeyimdir; hep sevgide, şefkatte , Rahman ve Rahim olanda…
    Narında nurunda BİRliğine erdiğinde tüm deneyimlerinin Aşk olduğunu, Aşka vardığını, seni Aşka soyduğunu anlıyor olacaksın. Anlıyorsun da zaten;) seni ne çok sevdiğimi, sevildiğini.
12.24



‘’ Daha çok sev’’ ‘’Daha çok Sevgi ver’’
Öğlen sularında bir öğrencimin tişörtünden bana verilen mesajdı bunlar.
Diyordu ki her seferinde her ne olmuş olursa olsun, sen daha çok sevgi ver, sevgi kat duruma, kişiye…
13.05

Hayatına yakin ettiklerim de, uzak ettiklerimi sandıklarında hepsi benden, hepsi sana olan sonsuz sevgimden.
Şüphesizliğe uyanasın diye düştüğün şüphelerin.
Gerçek olan tek gerçeğe ulaşasın diye; Aşkın Vahdeti Vücut bulmuş haline.
13.13


DENEYİMDEYİM

26.05.2018
İradeni çevikleştirmek, kararını mıh gibi sağlamlaştırmak deneyimindesin. Kudretinin gücünü görmek ve yaşayabilmek için bunun içerde omurga bulmasına ihtiyacı var. Ve sen Elif olan bu omurgayı güçlendirip, kudretini eline alıyorsun. Sultanlığının Ağsasını oluşturuyorsun. İçindeki bu kararlı irade olan Elif omurgan, dışarda Ağsan olarak beliriyor. Beliriyor ki ‘’Kun Fe Yekun’’ diyebilesin, kendin ve bütünün hayrı için.
Sahur vakti



    İlahi iradenin kudretine duyduğun güvenin Eminliğinde, cesurca hakikatin huzurunda salınmak.
  Etrafında her ne oluyorsa olsun, sen iradenin kudretli kararlılığında, merkezinde(Kabende) nefesinle, huzurla sema edebilmek.
10.34

 

   Tüm bağlardan( ‘’izm’’lerden, gurulardan, mürşitlerden, Pirlerden, kendinden, bildiğin tüm ezberlerden), bağlarından özgür ol ki açtığın sonsuzluk alanında Hakikat vuku bulsun.
12.59



27.05.2018

Günaydın!
Zaten cennetimdesin, cennettesin, hiç oradan kovulmadın. Sadece çekilen illüzyonlu bilinç perdeleriyle bakıyordun. Görmemek ve görünmemek için çektiğin tüm perdelerini aç ki beden evine Şems’in nuruyla şifa girsin ve seni tüm illüzyonlarından şifalasın. Aksi taktirde varolduğunu sandığın, yarattığın katranlaşmış karanlıklarında hasta olup, tabip aramak durumunda kalacaksın.
12.10

Elmayı yediğinden beri, benden ayırdığın iradenin kudretini, şimdi tekrar bana hizalamak için uğraştasın. Yolu bulmak ve bana akmak için can atıyorsun. Bulduğun anda hizamda huzurumda olacaksın. Cennetimden hiç kovulmadığını hep orda sultan olduğunu bileceksin.
12.30



28.05.2018
Sahur vakti

Önce kim olduğunun farkına var?
‘’ Ben Kimim?’’ meditasyonunu boşuna mı yaptırıyorum sana. Kim ve Ne olduğunun farkına, ayırdına var. Sana bahşedilen bu eşsiz hazineyi oraya buraya savrukça, sevgi dilenmek, ilişki dilenmek için zaten sevgisi az, kıt olanlardan dilenerek harcıyorsun.
Sana bahşedilen ilahi Aşk suyunun hortumunu boşa bırakıp, suyun tazyikiyle hortum ucunun bir oraya bir buraya savrulmasına sebep oluyor, bu ilahi suyu da savuruyorsun, hortumun ucunu tutmasını bilmeyenlere veriyorsun.
Neyse ki uyandın!
Şimdi artık bu eşşsiz elmasın kıymetini bilerek parlat. Dünya heva ve heveslerine kapılıp, sana sunulanın ne olduğunu anlamadan, dinlemeden, görmeden sabırsızca üzerine atlama. AN nın kıymetli hazinesinde, eşsiz bir elmas olduğunun da farkındalığı ve idarakıyla, Kudretinin cesareti ve Eminliğiyle, Hakikatini yaşa ve yaşat. Böylelikle Huzura da kavuş.
Öz disiplinine, öz varlığına sahip çık!
Varoluş gerçeğini, kudretinin kaynağını Bil! Ve Yaşa!
04.42   



DENEYİMLERİMİN  KUTLAMASI    YÜKSELŞİMİN  KUTSAMASI
28.05.2018
23.27

Rabbim Şükürler Olsun!
Beni esaretimden kurtardın, özüm olan özgürlüğüme kavuşturdun, özümle olmanın keyfini, huzurunu, neşesini tattırıyorsun, şükürler olsun!
Sen olan değerimin, değerliliğimin sorumluluğunu aldım, bunu keyifle ışıldatıyorum. Artık ışığımı kendime tutuyorum.
Her şey benden bana, ışık olan benim, nur olan benim, Aşk olan benim! Şükürler Olsun! Bu gece kutlama kutsama günü. Kutlu olsun kavuşumum, barışımım, BİRliğim, bütünlüğüm, eşsizliğim, tamlığım, tamamlığım Şükürler Olsun!
Senle olmanın, senin olmanın keyfi ne muhteşem! Allahım beni hep bu huzurlu kollarında yaşat, benimle Aşkla dans et, keyifle, ahenkle, harmoniyle, uyumla Hüüüü
Özgürüm Şükürler Olsun!
Kuş gibi hafif ve huzurda!
Miraçtayım Şükürler Olsun!
Hamdüsenalar Olsun!

Esaretimden geçerek özgürleştim Teşekkür ederim!
Güneş benim, nur benim, ben istediğim için sende parladın. Ama şimdi tüm ışığımı Rabbim olan varlığıma tutuyorum. Işık olan En Nur Olan varlığıma çekilir tüm kutsal yürekler ve bedenler.
Ağzıma balını damlattın ya, daha ne ister bi insanJ Şükürler Olsun!
Teşekkür ederim esaretlerim, beni buraya getirdiniz. Beni özgürlüğüme taşıdınız, teşekkür ederim!
Esaretim, esaret sandıklarım meğerse beni özgürlüğüme taşıyan yolummuş, yoldaşımmış;) Teşekkür ederim!
28.05.2018
29.05.2018 Birlik gecesi ‘’1’’
Hizalanmayı tattığım gece, taçlandırıldığım gece. Kudretime, İlahiliğime, Rabbaniliğime Miracımdır bu gece! Şükürler Olsun!



             Tüm korkularımı, vesveselerimi, kötü düşünce senaryolarımı, şüphelerimi, Meleke Tavusumu, Şeytanımı, İblisimi BİRlediğim, kutladığım, kutsadığım ve varlığımla Aşk eylediğim gecem, gündüzüm, huzurum HÜÜÜÜ Şükürler Olsun!
              Hepsi ne güzel yoldaşlarmış ışık varlığımla kavuşmamı sağlayan. Sonsuz Şükran hepsine, tüm meleklerime, atalarımdan buyana getirdiğim tüm esaret sandığım özgürlük yoldaşlarıma sonsuz Şükran!
            Bu gece onlara ‘’Hak’’ oldukları ‘’Hak’’ ettikleri Hakikatlerine tapınıyorum, ibadetteyim, duadayım, şükrandayım!
             Rabbimleyim Şükürler Olsun!
Her zerremle her şeyimle; nefesimle, suyumla(tükürüğüm ve rahmimin suyu), toprak olan varlığımla(tenimle), kanımla, ateşimle….
Sonsuz varlığımla, hakikatin Huzurunda Huşusundayım. Şükürler Olsun! Hamdüsenalar Olsun!
01.11
   
Kadir Gecem Bu gecem!
01.18
Şükrün de Şükürü Olsun!
01.55

Bu gece Kartallığıma uyandım, uyumlandım. Hiçbir şey tesadüf değil, bu karenin çekilmeside(Nemrut dağında kartalla karşılıklı bakıştığımız foto) öyle. Bu karşılıklı BİR araya geliş, bu gecenin bir ön görseliydi.
  Varoluşumun tüm hallerine uyumlandım, uyandım!
   Bir can dostun benim için söylediği söze ‘’göremediğimi görensin’’ uyandım, uyumlandım!
   Kartallığımın kudretine, Rahmanlığıma uyandırıldım, uyumlandırıldım!
 Şükürler Olsun!
02.28





29.05.2018
 Bu sabah şu mesajla güne başladım; ‘’Sen Gökyüzüsün, gelip giden, olup biten şeylerse bulutlar’’Eckharttoile.
     Evet ben gökyüzüyüm! Berrak, mavi, saf, uçsuz bucaksız ve her daim sevdiceğizi olan Şems ile BİRlikte ahenkle.
      İşte bazen dünya hallerinin illüzyonlarına kapılıp, bu illüzyonları gökyüzüme bulut edip, perde çekiveriyorum sevdiceğizim, Şems’imin önüne.
    Oysaki Şems’im her daim pürü pak bir şekilde benim gökyüzü göğsümde yatmakta, hareket etmekte.
19.24





30.05.2018
Sahur vakti.

Artık bir devir kapanmıştır benim için. Bu devir ki beni değerli varlığımın varoluş gerçekliğine kavuşturmuştur.
   Bu devir; beni değersizleştiren, üzen, inciten, korku ve güvensizlik kaynaklı bir sürü deneyimlerle doludur. Hepsi de birbirine benzeyen, sadece oyuncuların değiştiği, olayların değiştiği bir sürü trajik, depresif, mutsuz, acı dolu, katranlaşmış, firavunlaşmış, nemrutlaşmış anılar, deneyimler, yaşantılarla dolu bir devir. İşte bu devir oynadığı ustaca rolünü tamamlamıştır ve beni Hakikatime kavuşturmuştur.
Tıpkı gecenin içinden gündüzün çıkması gibi.
 Bu devire teşekkürlerim, şükürlerim, hamdüsenalarımla kutsayarak veda ettim. Esaretlerimden soyundum.
    Şimdi ise giydiğim hırkam, Hakikatimin Nurlu Hırkasıdır. Varoluşum bunu fazlasıyla Hak etmiştir. Zaten ‘’Hak’’ olduğumun Hakikatine uyanmış, uyumlanmıştır. Şimdi devir Hakikatimin Hak ettiği gerçekliğini ona deneyim olarak yaşatan hayat dönemine geçilmiştir. En Nur olduğumun, El Vedüd olduğumun, El Emin olma huzurunda, cesaretinde, Hakikatimin tüm varlık değerlerini kapsayan kudretli iradesinde ‘’OL’’ ‘’Kun Fe YeKun’’ dönemidir. Bu dönem ki sultanlığımın saltanatının yaşandığı ve yaşatıldığı, ışıl ışıl Nurunu saçan billur bir su tanesi gibi naif ve akışkandır,  Rabbimin Aşk Deryasına doğru akan.
 Yaşadığım tüm deneyimler ve hayat dönemi; kutlamalar, kutsamalar, neşe ve mutlulukla, sağlıkla, afiyetle, sevgi, saygı, sadakat, saadet, servet ve nice güzel mucizelerle dolu Cennet zaman ve mekanıdır. Hakikatin huzurlu kollarında Seyri Sefa eylemektir. Aşk huşuluğu ile raks etmektir. Ahenkle yaşamaktır.
Hüüüü Kun Fe Yekun.
Amin!
03.52





30.05.2018
11.11
Dedim; İlahi Aşk Çeşmemden akan suyun hortumunun ucu kesik, akıntının şiddetinden bir oraya bir buraya savruluyor. Bu ucu tutmanı ve yeniden kendine bağlamanı mı umut etmeliyim yoksa sana yönelen bu hortumu bende kesmeli miyim? Bu araftan beni çıkar lütfen.
Dedi ki; bırak bu hortumdan çıkan İlahi Aşk Suyunu nasibi olan alsın. Sen sadece koşulsuzca akıt, illaki nasibi olan olacaktır. Benim ki bu kadarmış.
    Eyvallah dedim bende.
Çeşmenin tek koşulu vardı aslında; karşılıklı akıp gürleyerek İlahi Aşk Deryasına BİRlikde karışıyor olmaktı. Yoksa nesnelere, kişilere bir bağımlılığım, bağlılığım yoktu. Benim sadakatim sadece saf olan bu suyun ahenkle karşılığını bulup gürül gürül Aşkla Yüceliyor olmasına. Sadakatim Hakikatime, Hakikat olan Aşkıma.
O yüzden de bu su hiç kesilmiyor, kesilmeyecek de.
     Sadece bu deneyimde; ‘’ Sen tam bir gönül verişle sevmediğinden onun seni sevmesini nasıl isteyebilirsin? Hatta bu ilahi hakikatte bile böyledir. Allah elbette kendini en çok sevenlere gönül verecektir.
  İyilikler, iyiler içindir, temizlikler, temizler içindir. Aşk, sevenler içindir. İlahi aşk şarabı ise onu içebilecekler içindir.’’ Mesnevi_Şerif
 bu gerçeklikle yüzleştim. Gerçekten saf bir iyi niyetle, şüpheye hiç ama hiç yer vermeden, gelenin sabırla kim olduğuna bakıp, usulca, hak ettikçe, koklayarak, duyarak, tadarak, hissederek, görerek onu Rahmime alıp Aşk gerçeğimle Ahenkle dönüştürüyor olabilme becerisini, ustalığını, marifetini sergileyip, sergileyemediğimi gösterdi bana ayna.
       Şükürler olsun ki nimetlerini görüyor ve topluyorum. Bu güzel deneyimimde oldukça zengin olan nimetleriyle özüm daha da bir ‘’ Öz-Gürleşti’’ ‘’Özgürleşti’’.
    Bu nasiple nasiplenmeseydim bende buraya gelemeyecektim. Şükürler olsun! Hamd olsun ki bu araç beni buraya taşıdı. Yoldaşlık etti. Şükürler olsun!
11.11




          Benim içinde bir devir  bu deneyimle birlikte devrilmiştir. Sahurda yazdığım satırlar gibi yeni bir dönem başlamıştır. Aşk ile Hüüüü!
      Son buldurduğum bu devrin kutsallığını, yüceliğini kutluyor kutsuyorum.
Teşekkür ederim, şükürler olsun, hamdüsenalar olsun!
       Gelen yeni dönem hayırlı, uğurlu, Aşklı Olsun! Hüüüü
Mübarek olsun!
11.41


Es Sabur!
En Nur!
El Vedud!

BismillahiRAHMANnirRAHİM!
Rahman ve Rahim Olan ALLAHın adıyla!

11.56




23 Mayıs 2018 Çarşamba

AN




Ben O’nun içindeysem, O’ benim içimdeyse, niyedir, neyedir korku?
AN’da Aşkın tevekkülünde, huzurunda olmak varken.
    Rabıtam Muhammedim, ışığım, yol gösterenim, buldurup, keşfettirenim, mucizeler deryasında Aşkla yüzdürenim, imandan ihsana erdirenim. Şükürler Olsun!
    AN BİR nokta, ben BİR nokta,
    AN bende BİR nokta, ben AN da BİR nokta.
AN’nın Aşk deryasında, zihnin girdaplarına kapılmadan, seyrü sefa etmektir niyetim.
AN bende ben AN’nın BİRlikteliğindeysem, gayrı olan bir şey yoktur gayrı.
   AN’nın sonsuzluğunda seyrü sefada iken, AŞK menzilinde, mesafeler yok olup, seni yakına erdirir.
Uzak yakın sadece gelgitler olur, Aşk kıyısını yalayan.
22.05.2018
19.45



12 Mayıs 2018 Cumartesi

TANRI MİSAFİRİ




‘’ Sen kimsin?’’ dediler…
‘’ Tanrı Misafiriyim’’ dedim…
Misafirliğime açıldım…
Rabhane ye baş konuk edilmişiz!
Hane hane içinde misafir onun içinde…
Baş konuk olmanın hakkı idrakinde misin?
Tek konuğun ‘’sen’’ olmadığının, senden öte olanın da olduğunun, hali ruhiyatında mısın?
Kendine ve kendin diye addettiğin misafir hanene, gelen konuklara layıkıyla davranmakta mısın?
Gelenin ve gidenin kim olduğunun farkında mısın?
Misafirin ‘’tanıdığı’’ ‘’tanımadığı’’ olur mu? Bildiklerin misafir de, bilmediklerin misafir değil midir? Bilmediklerini ‘’ yabancılaştıran’’, onları senden ‘’öte’’ diye gören kimdir?
Gören ‘’sen’’ isen, ‘’öteki’’ dir bir diğeri ya da ‘’yabancı’’.
Gören ‘’ senden öte’’ ise, herkes bilindik misafirdir, herkes baş konuk.
Rabbimin bu zengin misafirhanesinde sen de bir misafirsin. Hem misafirsin hem de misafirhane.
Kendi içindeki konuğu tanırsan, sana gelen ve senden gidenleri de bilirsin. Gönül kapını hep aralık tutarsın. Bilirsin ki hanen korunmaktadır. Onu çalacak hiçbir hırsız yoktur. Bu kapıyı hiçbir korku kilidi tutmaz. Onun kilidi Aşkın Saflığıdır.
  Geleni layıkıyla karşılayabilmek için, içindekini geri çeker, alan açar O’nu buyur edersin. İçerisi ‘’seninle’’ zapt edilmişse gelen kapıda kalır. O’nu buyur edecek yerin yoktur. Bunu göremeyince, ‘’Bana neden misafir gelmiyor?’’ ya da ‘’Gelen misafir neden içeriye kadar girmiyor?’’ diye sorarsın kendine. Oysa soru da yanıt da sensin.
Misafiri layıkıyla ağırlayamıyorsan, misafirciliği layıkıyla ‘’oynayamıyorsan’’ sebebi sensin.
   Kendini bilince, gelenin de her kim olursa olsun, kim olduğunu bilirsin. Gelen RAHMAN Olan Ademoğluysa, içindeki Adem’i geri çeker(buyur eder) ona oturabileceği, hareket edebileceği, kendini rahat hissedebileceği özgür ve sınırsız BİR hane açarsın. RAHİM hanendir açtığın. Çünkü içindeki Adem dışardan sana misafir gelmiştir. RAHMAN olmuştur. İçindekinin de dışa teslim zamanıdır. Sen de sana kalan, sen olan, senden de öte olan Havva’n ile O’na layık olduğu, Hak ettiğiniz konuk severlikle, Rabhanenin Huzurunda misafircilik ‘’Aşk Oyununu’’ oynarsınız.
    Eğer gelen RAHMAN olan Havva kızı ise, içindeki Havva’yı geri çeker, onu sonsuz derinindeki RAHİM’ ine buyur edersin. Böylelikle dışta beliren Havva’n ile Adem olan varlığının gönül köşküne BİRbirinizi Sultan eylersiniz.
 RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAHIN ADIYLA  
BismillahiRAHMANirRAHİM….OLursunuz
HÜÜÜÜ….^^^^

11.05.2018
22.52